Küresel anlamda 690 milyonu aşkın insan günde 2,15 doların altında gelirle yoksulluk pençesinde yaşıyor. 17 Ekim Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü’nün 2025 teması ise yoksullukla mücadelede aileye odaklanan bir yaklaşımı savunarak, yatırımların izleme ve müdahale sistemlerinden aileleri güçlendiren hizmetlere yönlendirme önerisinde bulunuluyor.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Aralık 1992’de 17 Ekim tarihini “Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü” olarak kabul ederken, günün 2025 teması olarak da “Ailelere Saygı ve Etkili Destek Sağlayarak Sosyal ve Kurumsal Kötü Muameleyi Sona Erdirmek” ilan edildi.
1992’de kabul edilen “Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü” kararı ile aslında tüm devletlere, kendi ulusal bağlamlarına uygun şekilde, yoksulluk ve yoksunluğun ortadan kaldırılmasına yönelik somut faaliyetlerin sunulması ve teşvik edilmesi çağrısı yapıldı.
1,1 milyar Kişi Yoksulluğu Çok Boyutlu Yaşıyor
Güncel verilere göre, 690 milyondan fazla insan, günde 2,15 doların altında gelirle yaşıyor. Dünya nüfusunun neredeyse yarısı, günde 6,85 doların altında bir gelirle geçinmeye çalışırken bu durum, çoğu insanın herhangi bir ekonomik krizle kolayca yoksulluğa düşebileceğini gösteriyor. Yaklaşık 1,1 milyar kişi ise sağlık, eğitim ve yaşam standartlarında çok boyutlu yoksulluk yaşıyor.
İklim krizinden de en çok yoksullar etkileniyor. Dünya nüfusunun en yoksul yarısı, seragazı emisyonlarının küçük bir kısmını üretse de iklim felaketlerinin yol açtığı gelir kayıplarının büyük kısmını yaşıyor.
Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü ile yoksullarla birlikte durarak herkes için onurlu bir yaşamı geçerli kılmak için taahhütler verme çağrıları yapılıyor. Bir yandan da gün kapsamında yoksulluk içinde yaşayan bireylerin, özellikle yaşamlarını ve topluluklarını doğrudan etkileyen karar alma süreçlerine tam katılımı, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye yönelik tüm politika ve stratejilerin merkezinde olmaları gerektiğine dikkat çekiliyor.
Ailelere Saygı, Etkili Destek ve Kurumsal Kötü Muameleye Son
Bu özel gün yoksulluğun yalnızca gelirle ilgili olmadığını, asıl olarak onur, adalet ve aidiyet duygusu ile ilgili olduğunu vurgularken bunlarla da bağlantılı olduğunu da vurguluyor. Bu nedenle günün 2025 teması “Ailelere Saygı ve Etkili Destek Sağlayarak Sosyal ve Kurumsal Kötü Muameleyi Sona Erdirmek” olarak belirlendi.
Tema, ailelere saygı ve etkili destek sağlanarak sosyal ve kurumsal kötü muamelenin sona erdirilmesine odaklanıyor. En geride kalanları en öne koymak ve ailelerin birlikte kalabildiği, gelişebildiği ve kendi geleceklerini şekillendirebildiği kurumlar inşa etmek de açık hedef olarak belirlenmiş durumda. Nitekim yoksulluk içinde yaşayan aileler, yardım almayı amaçladıkları okul, kinik veya sosyal yardım ofislerinde sıklıkla damgalanma ve cezalandırıcı uygulamalarla karşılaşıyorlar. Bu tür yaklaşımlar da yoksulluktan kaynaklı aile ayrılıklarına, çocuklar ve ebeveynler için kalıcı duygusal ve sosyal yaralara yol açabiliyor.
Dolayısıyla 2025 teması değişim için hizmetlerin güven üzerine kurulması gerektiğinin altı çiziliyor. Yanı sıra yoksullukla mücadelede yatırımların izleme ve müdahale sistemlerinden aileleri güçlendiren hizmetlere kaydırma önerisinde de bulunuluyor. Bu bağlamda da gelir desteğinden uygun konuta ve ebeveynlik desteğine kadar bir dizi başlığa yönelik finansal kaynakların artırılması öneriliyor. Değişim için ayrıca yoksulluk içinde yaşayan ailelerin, politika ve hizmetlerin değerlendirme, tasarım, bütçeleme, sunum ve denetim gibi her aşamasına dahil edilmeleri gerektiğinin de altı çiziliyor.








