#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
İlk 100'e

Yeşil Üniversite Endeksi’nde Türkiye’den Altı Üniversite İlk 100’e Girdi

Küresel ölçekte üniversitelerin sürdürülebilirlik performanslarını değerlendiren UI GreenMetric’in 2025 Yeşil Üniversite Endeksi’nde Türkiye’den altı üniversite ilk 100’e girdi. Toplam 105 ülkeden 1745 yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği listede, Türkiye 139 üniversitesi ile Avrupa’da sıralamaya en çok üniversitenin yerleştiği ilk, dünyada ise ikinci ülke oldu.

Yükseköğretim Kurulu’ndan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, enerji verimliliğini artırmak ve doğa dostu uygulamaları yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirilen Sürdürülebilir ve İklim Dostu Kampüs Projesi ile teşvik edilen üniversiteler arasında Türkiye’nin bazı üniversiteleri de yer aldı.

Toplam 105 ülkeden 1745 yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği listede, Türkiye 139 üniversitesi ile Avrupa’da sıralamaya en çok üniversitenin yerleştiği ilk, dünyada ise ikinci ülke oldu.

İTÜ ve YTÜ İlk 50’de

Sıralamada İstanbul Teknik Üniversitesi 25’inci, Yıldız Teknik Üniversitesi 48’inci sırada yer alarak ilk 50’ye girdi. Erciyes Üniversitesi 66’ncı, Ege Üniversitesi 83’üncü, Özyeğin Üniversitesi 89’uncu ve Yeditepe Üniversitesi 91’inci sıradan ilk 100’e girmeyi başardı. Başkent Üniversitesi 101, Orta Doğu Teknik Üniversitesi 103, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 123, İnönü Üniversitesi 135, Sakarya Üniversitesi 157, Sabancı Üniversitesi 160, Dokuz Eylül Üniversitesi 169, Bartın Üniversitesi 170, Çukurova Üniversitesi 175, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi 177, Atatürk Üniversitesi 180, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi 182, Hacettepe Üniversitesi 183, Trakya Üniversitesi 184 ve Düzce Üniversitesi 185’inci sıraya yerleşti.

Türkiye’den 54 üniversite dünyanın en yeşil ilk 500 üniversitesi arasına girdi. İlk 1000 içerisinde yer alan Türkiye üniversitesi sayısı da 97’ye yükseldi.

GreenMetric’in değerlendirmeye aldığı 105 ülke arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) de ilk kez yer aldı. Doğu Akdeniz Üniversitesi, dünyada 580. sıradan listeye girdi. KKTC’deki Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi ise dünyada 55. sırada yer alarak ilk 100’e girmeyi başardı.

UI Green Metric, dünya genelinde üniversitelerin kampüs ortamı, altyapı, enerji, atık yönetimi, su kullanımı, ulaşım ve eğitim gibi alanlardaki sürdürülebilirlik performanslarını değerlendiriyor.

Sörf

Kışın Sörf Yapan Çocuklar Doğayı Farklı Bir Yüzüyle Deneyimledi

Hatay Sörf Merkezi’nin 29 Kasım’da düzenlediği yeni sörf şenliği, bölgedeki çocuk ve gençlerin dört mevsim sporla bağ kurmasını destekledi. Merkez düzenlenen kış dönemi şenliğiyle “Sörf yalnızca yaz aylarına ait bir spor değildir; uygun eğitim, doğru ekipman ve güvenli koşullarla dört mevsim yapılabilir” mesajını verdi.

Hatay Sörf Merkezi (HSM), yaz boyunca düzenlenen şenliklerin ardından bu kez kasım ayında düzenlediği yeni sörf şenliğiyle hem sezonu genişletti hem de kış mevsiminin bu spor için engel teşkil etmediğine dikkat çekti. HSM, şenliğe katılan çocuk ve gençlerin kış koşullarında da güvenle sörf yapabileceğini deneyimlemesini sağlamayı hedefledi.

Kasım Sörf Şenliği’ne farklı yaş gruplarından toplam 30 çocuk katıldı. Etkinlikte sörf eğitimlerinin yanı sıra sanat atölyeleri, spor oyunları ve topluluk ruhunu güçlendiren çeşitli etkinlikler yer aldı. Şenlik, çocukların hem sporla hem de doğayla bağlarını yıl boyunca sürdürmeleri için tasarlandı.

kasim-senligi-4

“Kış Ayları Sörf için Engel Değil; Çocuklar ile Bunu Yeniden Kanıtladık”

HSM, düzenlenen kış dönemi şenliğiyle “Sörf yalnızca yaz aylarına ait bir spor değildir; uygun eğitim, doğru ekipman ve güvenli koşullarla dört mevsim yapılabilir” mesajını verdi. Merkez, kasım ayında gerçekleştirilen etkinliğin çocukların özgüvenini artırdığını, kendilerini ifade edebilecekleri güvenli bir alan sunduğunu ve sporla olan bağlarının güçlendiğini belirtti.

HSM kurucularından Deniz Toprak şunları dile getirdi: “Kasım ayında gerçekleştirdiğimiz bu özel şenlikle çocukların kışın da denizle bağ kurabileceğini görmek bizim için çok değerliydi. Onların cesareti, merakı ve enerjisi şenliği çok özel bir buluşmaya dönüştürdü. Kış, sörf için bir engel değil; tam tersine çocukların dayanıklılığını artıran, doğayı farklı bir yüzüyle deneyimlemelerini sağlayan bir fırsat. Turkish Philanthropy Funds’un (TPF) desteği sayesinde bu yolculuğu dört mevsime yayabiliyor ve çocukların kendilerini ifade etmeye devam edecekleri güvenli bir alan yaratabiliyoruz. Üstelik TPF’le birlikte kurduğumuz Hatay’ın popüler  bir dalga sörfü turizmi noktasına dönüşmesi hayalimiz de bununla ilgili, burada deniz ve havanın sıcaklığı dört mevsim sörf yapmaya izin veriyor.”

“Çocuklar Kışın da Sporla ve Doğayla Bağ Kurabiliyor”

TPF Genel Müdürü Şenay Ataselim Yılmaz ise “Hatay’da çocukların öncülüğünde gerçekleşen bu etkinlikler, geleceğe dair umutlarımızı güçlendiriyor. Kasım Sörf Şenliği’nde çocukların kışın da sporla ve doğayla bağ kurabilmeleri; özgüvenlerini, yaratıcılıklarını ve dayanışma duygularını besliyor. TPF olarak, onların hayallerini dört mevsime yayılan bir yolculuğa dönüştüren bu çalışmaları desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

KODA

Köy Okullarına Yardım Etmenin Ötesi: KODA

Köy Okulları Değişim Ağı (KODA), Türkiye’nin köy ve kırsal mahallelerinde büyüyen her çocuğun nitelikli eğitime erişebilmesi ve gelişimlerinin bütünsel olarak desteklenmesi amacıyla kuruldu. Dokuz yıl boyunca öğretmenleri ve çocukları destekleyerek köyde eğitime kalıcı katkılar sunan KODA, köy öğretmenlerinden öğretmen adaylarına uzanan bütüncül bir destek modeli oluşturuyor.  

Türkiye’nin köy ve kırsal mahallelerinde büyüyen her çocuğun nitelikli eğitime erişebilmesi ve gelişimlerinin bütünsel olarak desteklenmesi amacıyla kurulan Köy Okulları Değişim Ağı (KODA), dokuzuncu yılı dolayısıyla düzenlediği etkinlikte 2016’dan bu yana kaydettiği dönüm noktalarını, öğretmen topluluklarıyla yürüttüğü çalışmaları ve yeni projelerini paylaştı.

Etkinlikte konuşan KODA’nın Kurucusu ve Genel Koordinatörü Mine Ekinci, “Türkiye’de köy okulları deyince yardım işleri akla geliyor. Ama köy okullarına yardım etmenin ötesinde, köylerde yaşayan çocukların yanında onları destekleyecek öğretmenlerin olması, ebeveynlerinin olması, belki onlara dışarıdan ya da içeriden destek verecek farklı gönüllülerin, kurumların olması onların hayatını değiştiriyor. KODA, tam da bu anlayışla kuruldu” dedi.

KODA, 2016’dan bu yana Türkiye’nin dört bir yanındaki köylerde görev yapan öğretmenleri, öğretmen adaylarını ve ebeveynleri destekleyen programlar yürüttü.

  • Köy öğretmenlerinin mesleki ve sosyal açıdan yalnızlaşmasını önlemeyi hedefleyen Öğretmen Toplulukları Programı, 28 bölgede toplam 3.446 öğretmene ulaştı. Bir köy öğretmeni program deneyimini şöyle anlatıyor: “Çocukların merak eden bakışları ve gözlerindeki gülümseme beni çok motive ediyor. Onlarla kurduğum bağ, mesleki yolculuğumda beni güçlendiriyor.”
  • 6 Şubat depremleri sonrası yürütülen Afet Sonrası Kırsalda Eğitime Destek Programı, afetin derinden etkilediği bölgelerde eğitim ortamlarının yeniden güçlenmesini hedefledi. 25 bölgede 327 menti ve 172 mentör öğretmen ile afetin eğitim üzerindeki etkilerini azaltıldı. Programdaki öğretmenlerden biri süreci şöyle ifade ediyor: “Kendi fikrimi hayata geçirirken karşılaşabileceğim sorunların üstesinden nasıl gelebileceğimi öğrendim. Öğretmenliğe daha güçlü bir adım attım.”
  • KODA’nın üniversitelerle işbirliği içinde öğretmen adaylarına yönelik yürüttüğü çalışmaları da genişleyerek devam etti. Köye İlk Adım Programı ile 27 üniversiteden 2.435 öğretmen adayı, mezun olmadan önce köyde öğretmenlik deneyimi kazandı. Bir katılımcı deneyimini şöyle aktardı: “Program sayesinde ilk defa öğrencilerle öğretmen olarak yüz yüze geldim. Heyecanlarımı yendim, köy okullarına bakış açım tamamen değişti.”
  • Köylerde öğretmenlerin kişisel ve mesleki kapasitelerini güçlendirmek için Eğitmen Yetiştirme kapsamında 200 öğretmen eğitimlere katıldı. KODA, bu eğitimlerin yerelde sürdürülebilir bir öğretmen desteği ağı oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Dokuz yılda ortaya çıkan etki ise şöyle: Toplam 107 bin çocuk, 9 bin öğretmen ve öğretmen adayı, bin 500 ebeveyn ve 2 bin 500 köy muhtarı KODA’nın çalışmalarından yararlandı.

KODA, 10’uncu yılına doğru etkisini daha da artırmak için yeni adımlar atıyor. Köyde Eğitime Destek Kutusu, öğretmenlerin sınıf içi materyal ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflerken; Çocuk Dostu Açık Hava Öğrenme Alanları, çocukların sosyal-duygusal ve deneyimsel öğrenme fırsatlarını genişletmeyi amaçlıyor. Ayrıca “Öğrenmeye Köyümüzden Başlayalım” programıyla yer temelli öğrenme yaklaşımı yaygınlaştırılarak çocukların yaşadıkları çevreyi bir öğrenme kaynağına dönüştürmeleri destekleniyor. Bir öğretmen süreci şöyle özetliyor: “İleride öğrencilerim bizi hatırladıklarında ‘Bizi seviyordu, bizimle iyi bağ kuruyordu’ desinler istiyorum.”