Yerli halklar, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA) “Kimseyi Geride Bırakmama” ilkesinin tam merkezinde yer alıyorlar. Buna karşın halen SKA’larda ele alınan hemen hemen her sosyal, ekonomik veya politik göstergede geride kalıyorlar. Her yıl 9 Ağustos tarihi “Uluslararası Yerli Halklar Günü” olarak kabul ediliyor ve günün 2025 teması ise yapay zekada yerli halkların hak sahibi, ortak yaratıcı ve karar verici olarak kabul edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.
Yerli halklar dünyanın tüm bölgelerinde, küresel toprak alanının yaklaşık %22’sine yaklaşan bir bölümünde yaşıyorlar. Sayıları 500 milyona yakın olan yerli halklar, tahmini 7 bin dünya dilinin çoğuna sahip olarak 5 bin farklı kültürü temsil ediyorlar. Yerli halkların yaşamlarına dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler (BM), 23 Aralık 1994’te aldığı bir kararla 9 Ağustos tarihini “Uluslararası Yerli Halklar Günü” olarak kabul etti.
Günle insan hakları, çevre, kalkınma, eğitim, sağlık, ekonomik ve sosyal gelişim gibi alanlarda yerli halkların karşılaştıkları sorunların çözümünde uluslararası işbirliğini güçlendirmek amaçlanıyor. Nitekim birçok yerli halk ise hâlâ dışlanma, aşırı yoksulluk ve diğer insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya. Dünya nüfusunun %6’sından azını oluşturmalarına karşın en az %15’i en yoksul durumda.
Yanı sıra yerli halklar, insanlara ve doğaya özgün ilişkiler kuran kültürlerin mirasçıları ve uygulayıcıları konumunda. Kültürel farklılıkları bir yana, dünya genelindeki yerli halklar, kendi kimliklerinin korunması ve haklarının savunulması konusunda ortak sorunlar paylaşıyorlar. Bu nedenle de yıllardır kimliklerinin, yaşam biçimlerinin ve geleneksel toprakları, bölgeleri ile doğal kaynaklar üzerindeki haklarının tanınmasını talep ediyorlar. Ancak tarih boyunca hakları ihlal edilen bu topluluklar, günümüzde dünyanın en dezavantajlı ve savunmasız gruplarından biri olarak kabul ediliyor.
Yerli halklar, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA’lar) “Kimseyi Geride Bırakmama” ilkesinin tam merkezinde yer alıyorlar. Ancak buna rağmen hâlâ SKA’larda ele alınan hemen hemen her sosyal, ekonomik veya politik göstergede geride kalıyorlar.
Yapay Zeka Riskler ve Potansiyellerle Dolu
Öte yandan Uluslararası Yerli Haklar Günü’nün 2025 teması ise “Yerli Halklar ve Yapay Zeka: Hakları Savunmak, Geleceği Şekillendirmek” olarak belirlendi. Giderek gelişen yapay zeka, bir yanıyla kültürel canlanmayı destekleyebilme potansiyeliyle gençlerin güçlenmesini sağlayabilme ve iklim değişikliğine uyumu kolaylaştırabilme potansiyeline sahip. Ancak şimdiki haliyle genellikle yerli halklara karşı önyargı, dışlama ve yanlış temsil sorunlarını derinleştirme tehlikesini de içinde barındırıyor. Çoğu yapay zeka sistemi, yerli halkların katkısı olmadan geliştirildiği için onların verilerinin, bilgi birikimlerinin ve kimliklerinin yanlış kullanılması riskini taşıyor.
Yanı sıra büyük veri merkezleri, kullandıkları aşırı enerjiyle, yerli halkların toprakları, kaynakları ve ekosistemleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek potansiyele sahip. Tüm bu gerçeklerden yola çıkan 2025 teması, yapay zekanın tüm potansiyelini açığa çıkarabilmesinin bir yandan da yerli halkların hak sahibi, ortak yaratıcı ve karar verici olarak kabul edilmesinden geçtiğine vurgu yapıyor. Tema, yapay zekanın yerli toplulukların güçlenmesini sağlamada kültürel temelli inovasyonun çok önemli olduğuna da dikkat çekiyor.







