#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Yerel Yönetimler

Yerel Yönetimler COP30’da Aradığını Buldu mu?

İklim değişikliği şehirler için her gün yaşanan bir gerçek. Ölümcül sellerden uzun süren kuraklıklara, altyapı hasarlarından hizmet aksaklıklarına kadar yerel yönetimler bu krizin en ön cephesinde yer alıyor. İklim çözümlerinin sahada hayata geçirildiği yerler de yine şehirler. Mahallelerden başlayan, insanı merkeze alan projeler; yaşamları, geçim kaynaklarını ve yerel ekonomileri korumak için üretilen çözümler… İklim mücadelesi yerel yönetimler için acil.

Sibel BÜLAY[email protected]

Yerel Yönetimler ve Belediye Otoriteleri (LGMA) Paydaş Grubu

1992’de düzenlenen Dünya Zirvesi’nde, küresel sürdürülebilirlik gündeminin hayata geçirilmesinde paydaş grupları temel ortaklar olarak tanımlandı: Kadınlar, Çocuklar ve Gençler, Yerli Halklar, Sivil Toplum Kuruluşları, İşçiler ve Sendikalar, İş Dünyası ve Sanayi, Bilimsel ve Teknolojik Topluluk, Çiftçiler ve Yerel Yönetimler ve Belediye Otoriteleri (LGMA).

LGMA Paydaş Grubu, 1995’te yapılan ilk Taraflar Konferansı’ndan (COP) bu yana şehirlerin ve bölgelerin iklim müzakerelerindeki sesi.  LGMA, yıl boyunca yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolüne ilişkin farkındalığı artırmaya yönelik sürekli ve stratejik bir savunuculuk yürütmekte; çok düzeyli iklim eylemini savunmakta; küresel iklim müzakerelerine katkıları koordine etmekte ve Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşılması için çalışmaktadır. Bugün LGMA, dünya genelinde on binlerce yerel ve bölgesel yönetimin sesi konumunda ve 45’ten fazla akredite yerel ve bölgesel yönetim ağını bir araya getiriyor. Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler (UCLG), Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler (ICLEI), Yerel ve Bölgesel Yönetimler Küresel Görev Gücü (GTF) ve C40 bu ağlar içindeki en büyük ve en etkili yapılardan bazıları.

Resim1 k

LGMA ve COP Süreci

COP30 açılışında LGMA, yerel yönetimlerin COP30’dan temel beklenti ve taleplerini içeren Ortak Tutum Belgesi’ni açıkladı. Yerel yönetimler COP sürecinde artık “izleyici” değil, eşit ortaklar olarak resmen tanınmak istiyor. LGMA şu çağrıda bulundu:

  • Yerel yönetimlerin küresel iklim sürecine entegre edilmesini sağlayacak bir yol haritasının oluşturulması,
  • Öncülük ettikleri eylemlerin ulusal iklim planlarına (NDC) ve COP sonuçlarına açıkça yansıtılması,
  • Uyum göstergeleri ve stratejilerinin yerel ihtiyaçlar ve gerçekliklerle uyumlu hale getirilmesi,
  • Yerel yönetimlerin sahadaki birincil uygulayıcılar olarak tanınmaları,
  • Teknik desteğe ve iklim finansmanına doğrudan erişimin sağlanması,
  • Adil geçişte yerel yönetimlerin planlama ve uygulamada etkin aktörler olarak açık biçimde tanınması.
Uygulamanın Merkezinde Şehirler

İklim değişikliği şehirler için her gün yaşanan bir gerçek. Ölümcül sellerden uzun süren kuraklıklara, altyapı hasarlarından hizmet aksaklıklarına kadar yerel yönetimler bu krizin en ön cephesinde yer alıyor. İklim çözümlerinin sahada hayata geçirildiği yerler de yine şehirler. Mahallelerden başlayan, insanı merkeze alan projeler; yaşamları, geçim kaynaklarını ve yerel ekonomileri korumak için üretilen çözümler… İklim mücadelesi yerel yönetimler için acil.

Şehirler ön saflarda olmakla beraber sahadaki çalışmalarıyla, net sıfır bir dünyanın mümkün olduğunu da somut biçimde ortaya koyuyor. Bugün dünya genelinde enerjinin yaklaşık %75’i şehirlerde tüketiliyor ve bunun yaklaşık %70’i hâlâ fosil yakıtlardan geliyor. Aynı zamanda şehirler fosil yakıtlardan çıkış konusunda güçlü bir irade ortaya koyuyor. Dünyanın dört bir yanındaki şehirler, 2030’a kadar fosil yakıt kullanımını yarıya indirme sözü verdi ve bunu pek çok ulusal hükümetten daha hızlı hayata geçiriyor. C40 ağına üye şehirlerin %73’ü, kişi başına düşen emisyonlarını ulusal hükümetlerden beş kat daha hızlı azaltıyor. Yani fosilsiz bir gelecek yalnızca mümkün değil, şehirlerde çoktan başlamış durumda.

Küresel Belediye Başkanları ve C40 Cities tarafından COP30’da yayımlanan çalışmaya göre, şehirlerle güçlü işbirliği kuran ülkelerde yerel iklim eylemi çok daha hızlı ilerliyor. Nitekim COP30’da sunulan ulusal iklim planlarında (NDC’ler) yerel ve alt-ulusal yönetimlere yer veren ülke sayısı neredeyse iki katına çıktı. Bu tablo, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için yerel eylemin vazgeçilmez olduğunu açıkça gösteriyor.

IMG_4033 k

Söylem Güçlü ama Sonuç Zayıf Kaldı

Açılış genel kurulunda konuşan COP Başkanı André Correa do Lago, yerel yönetimlerin iklim mücadelesinde oynadıkları önemli rolü vurguladı: “Valilerin ve belediye başkanlarının bu toplantıya katılımları son derece önemli; çünkü COP’larda alınan kararların sahada uygulanmasında kesinlikle vazgeçilmez bir role sahipler.”

COP öncesi Rio’da düzenlenen Yerel Liderler Zirvesi; COP’da yer alan 4. Kentselleşme ve İklim Değişikliği Bakanlar Toplantısı ve Brezilya kültüründe kolektif çabayı ifade eden “mutirão” kavramının öne çıkarılması…. Tümü yerel yönetimlerin, yerel eylemin, çok düzeyli işbirliğinin ve kentleşmenin önemini vurguladı.

COP30 öncesi Rio’da düzenlenen Yerel Liderler Zirvesi’nden gelen mesajlar; COP gündemindeki 4. Kentselleşme ve İklim Değişikliği Bakanlar Toplantısı’nda alınan kararlar ve mutirão kavramının sıkça vurgulanması; hepsi iklim krizinin ancak yerel yönetimlerle birlikte hareket edildiği takdirde yönetilebileceği mesajını güçlendirdi.

COP30 nihai “Mutirão” çıktı metni, Paris Anlaşması’nın uygulanmasında şehirlerin ve alt-ulusal yönetimlerin oynadığı kritik rolü şimdiye kadarki tüm COP kararları arasında en güçlü şekilde tanıyor.

Giriş Bölümü
Şehirler ve alt-ulusal yönetimler başta olmak üzere sivil toplumun, özel sektörün, finans kuruluşlarının, (UNFCCC sürecine resmen taraf olmayan paydaşların) çoklu düzeylerdeki kilit rolü ve aktif katılımı vurgulanarak; bu aktörlerin Paris Anlaşması’nın uzun vadeli hedeflerine yönelik anlamlı ve kolektif ilerlemeye doğrudan katkı sunduğu, iklim krizine karşı etkili yanıtın güçlendirilmesinde belirleyici olduğu ve iddia ile uygulamanın artırılmasında merkezi bir rol oynadığı ve ilgili diğer hükümetler arası süreçler üzerinden ilerlemeyi hızlandırdığı ifade edilmektedir.”

Madde 30
“İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum kapsamında şehirlerin ve diğer alt-ulusal yönetimlerin, sivil toplumun, özel sektörün, finans kuruluşlarının çok düzeyli iklim eylemlerini de içeren tüm taraf olmayan paydaşların çabalarını memnuniyetle karşılar; 1,5°C hedefini erişilebilir tutmak, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulama için gerekli finansman ve araçları harekete geçirmek üzere tüm aktörleri dünya genelinde iklim eylemini hızlandırmak ve ölçek büyütmeye üzere birlikte çalışmaya davet eder.”

Yerel yönetimlerden “vazgeçilmez” aktörler, Paris Anlaşması hedeflerini sahada hayata geçiren gerçek uygulayıcılar olarak olarak bahsedilmesi; COP30’dan güçlü bir destek ve UNFCCC süreçlerine kurumsal ve kalıcı biçimde entegre edilmesinin önünün açılacağı yönünde güçlü bir beklenti yarattı. Ancak sonuç değişmedi ve bu güçlü söyleme rağmen bir gelişme kaydedilmedi. Yerel yönetimlerin UNFCCC sürecine resmen dahil edilmesini sağlayacak mekanizmalar veya yol haritalarıyla ilgili bağlayıcı hiçbir ifade yok. Yerel yönetimlerin iklim finansmanına erişiminin destekleneceği belirtilmiş ama nasıl destekleneceği konusuna değinilmemiş.

IMG_4034 k

Olumlu Gelişmeler

Sonuç metinleri şehirlerin beklentilerini tam olarak karşılamamış olsa da çok düzeyli işbirliği açısından bazı önemli ilerlemeler kaydedildi. Bunlardan biri, iklim-nötr bir ekonomiye geçişin işçiler, topluluklar ve sosyal kapsayıcılık üzerindeki etkilerine odaklanan Adil Geçiş Mekanizmasının kurulması oldu. Bu alan, doğrudan belediyelerin temel sorumluluklarıyla örtüşüyor. Geçişi hızlandırmak ve ortaya çıkacak eşitsizlikleri gidermek için finansman ihtiyacının altı çizildi.

Bir diğer önemli gelişme, Paris Anlaşması’nın sahadaki uygulamalarla bağlantısını güçlendiren 2026-2030 Küresel İklim Eylemi Gündemi oldu. Bu beş yıllık plan, Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) sonuçlarını ulusal iklim planlarıyla doğrudan ilişkilendiriyor. Şehirler ise yeşil ulaşım, yenilenebilir enerji, bina yenilemeleri, kentsel dayanıklılık ve emisyon azaltımı gibi somut uygulamalarla bu hedefleri sahada hayata geçiriyor.

Küresel Uygulama Hızlandırıcısı (Global Implementation Accelerator) da ulusal iklim planlarının uygulanmasını hızlandırmayı hedefleyen ve çok düzeyli işbirliği olmadan başarıya ulaşması mümkün olmayan bir başka girişim olarak öne çıktı. 1,5 derece hedefinin korunması, şehirler ve yerel yönetimler olmadan mümkün değil

COP30 sırasında düzenlenen 4. Kentselleşme ve İklim Değişikliği Bakanlar Toplantısı; bakanları, belediye başkanlarını, valileri, yerli liderleri ve küresel ortakları bir araya getirdi. Toplantı iki önemli çıktıyla sonuçlandı: Çok Düzeyli ve Kentsel Eylem için Tek Durak Platformu (One-Stop-Shop) ve Kentselleşme ve İklim Eylemi için 8 Maddelik Uyum Çerçevesi.

One-Stop-Shop platformu şehirlerin UNFCCC süreçlerinde daha etkili olması için oluşturulmuş bir girişim. Amaç ise teknik destek, kaynaklar ve iklim finansmanı olanaklarını tek bir yerde toplayarak bunlara erişimi kolaylaştırmak.

8 Maddelik Uyum Çerçevesi, şehirlerin çoğu zaman ulusal hükümetlerden daha hızlı ve daha etkin hareket ettiğine işaret ederek ulusal iklim planlarında şehirlerin daha güçlü yer almasını; çalışmalarının desteklenmesini ve şehircilik ilkelerinin Küresel Durum Değerlendirmesi ve Adil Geçiş Mekanizmasına dahil edilmesini hedefliyor.

Sonuç

Yerel Liderler Forumu ve COP30 boyunca yerel liderler, iklim risklerini, sahadaki zorlukları ve uygulanan çözümleri ve planlarını anlattı. Birçok şehir, eyalet ve bölge fosil yakıtlardan çıkış sürecini hızlandırıyor, uyum önlemlerini hayata geçiriyor ve iklim etkileriyle her gün doğrudan mücadele ediyor. Gerçek etki yaratmanın yolu çok düzeyli iklim eylemini kalıcı ve kurumsal hale getirmekten geçiyor. Bunun için UNFCCC kapsamında kentleşmeye odaklanan resmi bir çalışma programı, daha güçlü uyum göstergeleri, yerel yönetimlerin doğrudan iklim finansmanına erişiminin yanı sıra tüm bunların adil geçiş planlarında açık biçimde yer alması gerekiyor.

Sonuç olarak yerel yönetimleri güçlendirecek bağlayıcı mekanizmalar, net yol haritaları ve finansman düzenlemeleri ortaya konamadı. Çok düzeyli işbirliği ve yerel uygulamaların önemi anlaşılsa da bu somut adımlarla desteklenmedi ve büyük ölçüde niyet beyanı düzeyinde kaldı. Buna karşın, Üçüncü Ulusal Katkı Beyanları’nda yerel yönetimlere yapılan atıfların önceki dönemlere kıyasla iki kat artması, çok düzeyli iklim eylemi ve kentleşmenin giderek daha güçlü biçimde gündeme girdiğine işaret ediyor. Şehir liderleri emisyonları azaltmaya, dayanıklılığı artırmaya ve yeşil dönüşümü hızlandırmaya devam edecek; LGMA ise yerel yönetimlerin UNFCCC sürecine tam, doğrudan ve kurumsal katılımı için mücadelesini sürdürecek.

Sibel Bülay

Akıllı Şehirler Danışmanı | Yaşanabilir Kentler