#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Okyanuslar

Okyanuslarda Önemli Bir Yeşillik Azalması İzlendi

Yeni bir araştırma, oksijen seviyeleri ve besin zincirleri açısından endişe verici bulgular ortaya koydu. Küresel ısınma nedeniyle dünya okyanusları yeşil rengini kaybediyor. Gezegenin karbondioksidi emme kapasitesinin zayıflayabileceğine de dikkat çeken çalışmanın 20 yılı aşkın süresi boyunca, her yıl metreküp başına yaklaşık 0,35 mikrogram olmak üzere okyanuslarda önemli bir yeşillik azalması izlendi.

Küresel ısınma nedeniyle dünya okyanuslarının yeşilliğini kaybettiğini ortaya koyan bir araştırma, yaşadığımız gezegenin karbondioksidi emme kapasitesinin zayıflayabileceğini öne sürüyor. Denizlerin renk paletindeki değişim, biyosferin üretkenliğinin neredeyse yarısından sorumlu olan minik deniz canlıları olan fitoplanktonların azalmasından kaynaklanıyor.

Oksijen seviyeleri ve besin zincirleri açısından endişe verici sonuçlar doğuran bulgular, 2001-2023 yılları arasında düşük ve orta enlemlerdeki okyanuslardaki günlük klorofil konsantrasyonlarına ilişkin bir çalışmaya dayanıyor.

Klorofil; bitkilerin, alglerin ve fitoplanktonların güneş ışığını, suyu ve karbondioksidi oksijen ve glikoza dönüştürdüğü süreç olan fotosentezden sorumlu yeşil bir pigment. Klorofil aynı zamanda dünyadaki yaşamın temel taşlarından birini oluşturuyor.

Her Yıl Önemli Bir Yeşillik Azalması Tespit Edildi

Makalenin yazarları, derin öğrenme algoritmalarını kullanarak uydulardan ve gözlem gemilerinden gelen verileri derleyerek okyanusların renk tonundaki değişimi değerlendirdi. Çalışmanın 20 yılı aşkın süresi boyunca, her yıl metreküp başına yaklaşık 0,35 mikrogram olmak üzere önemli bir yeşillik azalması tespit edildi. Bu eğilim kıyı bölgelerinde iki kat daha yüksek, nehir ağızlarının yakınında ise dört kattan fazla.

Bilim insanları, bunu okyanusun ekolojik işleyişindeki azalmayla ilişkilendiriyor ve karbon tutma kapasitesinde yılda 32 milyon tona denk gelen %0,088’lik bir azalma olduğunu ortaya koyuyor.

“Karbon Döngüsü Açısından Derin Etkileri Var”

Araştırmanın yazarlarından, Pekin-Tsinghua Üniversitesi’nden Di Long, “Yüzey fitoplanktonlarının karbon tutma kapasitesindeki azalmanın karbon döngüsü açısından derin etkileri var” dedi.

Raporda, değişimin büyük olasılıkla iklim değişikliğiyle bağlantılı artan sıcaklıklardan kaynaklandığı belirtiliyor. Okyanusun yüzeye yakın üst katmanlarının ısınması, daha soğuk derinliklerle sıcaklık farkını artırdığı ve bunun fitoplanktonun bağımlı olduğu besinlerin dikey taşınmasını engellediği düşünülüyor.

Antropojenik

Antropojenik Kaynaklı Kirlilik Deniz Ekosistemlerini Baskılıyor

Denizel ekosistemlerde meydana gelen değişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Murat Yabanlı, antropojenik kaynaklı kirlilik sorununa işaret ederek mikroplastikler başta olmak üzere plastik atıklar, ağır metaller, kimyasal kirleticiler, petrol sızıntıları ve radyoaktif atıkların deniz yaşamını tehlikeye attığını ve gıda zinciri yoluyla sağlık riskleri oluşturduğunu belirtti.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Yabanlı, denizel ekosistemlerde meydana gelen değişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AA’nın haberine göre Yabanlı, okyanuslar, denizler, kıyı bölgeleri ve mercan resiflerini içeren deniz ekosistemlerinin dünya üzerindeki yaşamın büyük bir bölümüne ev sahipliği yaptığını ve canlılığın devamı için hayati öneme sahip olduğunu belirtti.

Deniz ekosistemlerini baskılayan faktörlerin başında antropojenik kaynaklı kirlilik sorununun geldiğini aktaran Yabanlı, mikroplastikler başta olmak üzere plastik atıklar, ağır metaller, kimyasal kirleticiler, petrol sızıntıları ve radyoaktif atıkların deniz yaşamını tehlikeye attığını ve gıda zinciri yoluyla sağlık riskleri oluşturduğunu ifade etti.

“Karbondioksit Deniz Suyunun Asitleşmesine Neden Oluyor”

İklim değişikliğinin denizel ekosistemlere yansımasının, deniz suyu sıcaklığında artış ve buzulların erimesine bağlı deniz seviyesi yükselmesi şeklinde olduğunu söyleyen Yabanlı, “Üretim faaliyetleri esnasında ve taşıtlardan atmosfere salınan karbondioksit, buradan denizlere giriş yaparak deniz suyunun asitleşmesine neden oluyor. Bu da özellikle kabuklu deniz hayvanları, mercanlar ve diğer kalsiyum karbonat yapıları oluşturan canlılar için büyük bir tehdit. Alg patlamaları da deniz yaşamı için önemli bir sorun. Denizel ekosistemlere diğer insan etkileri aşırı avlanma, yapılaşma, tatbikatlar ve deniz taşımacılığı olarak ifade edilebilir” dedi.

“Denizel Besin Zincirinde Bir Halkada Görülecek Zarar, Tüm Ekosistemi Etkileyecektir”

İklim değişikliğini azaltma ve balıkçılık yönetimini iyileştirmenin gelecekteki kümülatif etkileri düşürmede kilit rol oynayacağını vurgulayan Yabanlı, şöyle devam etti: “Science’ta yayımlanan makale, deniz ekosistemlerinin önümüzdeki 25 yıl içinde insan faaliyetlerinden çok daha fazla etkileneceğinin ve bu durumun özellikle kıyı habitatları ile deniz kaynaklarına bağımlı ülkeleri tehdit edeceğinin uyarısı niteliğindedir. Çözüm olarak sıkı iklim eylemi ve sürdürülebilir balıkçılık politikalarının hayata geçirilmesi kritik derecede ön plana çıkıyor. Kıyı bölgeleri halihazırda açık denizlere göre 1,7 kat daha fazla etki altında ve gelecekte de en yüksek risk, bu bölgelerde olacak. Ayrıca sıcaklık değişimine toleransı düşük olan deniz canlıları için risk söz konusu, yani bütünüyle bakılacak olursa denizel besin zincirinde bir halkada görülecek zarar, tüm ekosistemi etkileyecektir.”

“Tek Kullanımlık Plastiklerden Vazgeçilmesi Gerekiyor”

Denizel ekosistemleri korumak için tek kullanımlık plastiklerden vazgeçilmesi gerektiğini dile getiren Yabanlı, plastik yerine doğada çözünebilir materyallerden üretilen ürünler ya da matara gibi birden çok kullanılabilen eşyalar tercih edilmesinin önemli olduğunu dile getirdi.

Yabanlı, çevre bilincini artırıcı eğitimlere ağırlık verilmesi, fosil yakıt tüketimini azaltarak denizlerin ısınması ve asidifikasyonun azaltılması, fazla deterjan, pestisit ve gübre kullanımının sınırlandırılması tavsiyelerinde bulundu.