#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Adaptasyon

Yapay Zeka Dönüşümü Aynı Zamanda Kültürel Bir Adaptasyon Süreci

 Borusan Holding’in Geleceğe İlham Buluşmaları’nın yeni bölümünde yapay zeka konuşuldu. Borusan Grubu Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Emre Dağ, çalışanların kendi dijital çözümlerini üretebilen bireylere dönüşmesini hedeflediklerini ifade ederken Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ise yapay zeka teknolojisini “yeni yüzyılın elektriği” olarak tanımladı. ekoIQ Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru’nun moderatörlüğünde gerçekleşen programda, her iki konuk da yapay zeka dönüşümünün sadece teknolojik bir süreç değil, aynı zamanda içinde değişimi ve gelişimi içeren kültürel bir adaptasyon süreci olduğu konusunda fikir birliğine vardı.

Borusan Holding’in Geleceğe İlham Buluşmaları video serisinin yeni bölümünde, günümüzün en sıcak gündem maddesi olan “yapay zeka” (AI) masaya yatırıldı. Borusan Grubu Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Emre Dağ ve Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin’in konuk olduğu, ekoIQ Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru’nun moderatörlüğünde gerçekleşen programda, yapay zekanın kurumsal dünyadaki dönüştürücü gücü, stratejik önemi ve geleceği konuşuldu.

“Yapay Zeka Yolculuğunu Stratejik Bir Perspektiften Ele Alıyoruz”

Borusan Grubu Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Emre Dağ, Borusan’ın yapay zeka yolculuğunu her bir Grup şirketi için stratejik bir perspektiften ele aldıklarını ve yapay zeka ile bir değer yaratımı beklediklerini vurguladı. Dağ, Grup genelinde bugünkü teknolojik gelişmeler ışığında yapay zeka stratejisi ve dönüşümü çalışmalarını üç ana hedef doğrultusunda şekillendirdiklerini belirtti:

1- Büyüme: Kişiselleştirilmiş, yapay ile yürütülen bir müşteri deneyimi sunmak ve doğru müşteriye doğru zamanda, doğru teklifle ulaşarak büyümeyi hızlandırmak.

2- Verimlilik: Uçtan uca yapay zeka ile optimize edilmiş süreçlerle, tedarik zinciri ve üretimde öngörülebilirliği artırarak kayıpları azaltmak ve varlık ömürlerini uzatmak. İnsan sezgisini, yapay zeka öngörüleriyle güçlendiren karar mekanizmaları oluşturmak ve daha doğru kararlar vermek.

3- Herkes için yapay zeka: Çalışanların kendi dijital çözümlerini üretebildiği demokratik bir teknoloji kültürü yaratmak.

Çalışanların bu dönüşüm süreciyle beraber işler ve süreçler içerisindeki rollerinin değişeceğini vurgulayan Dağ, şu ifadeleri kullandı: “Teknolojiye bir birim yatırım yapıyorsak diğer boyutlara (yetenek, ekosistem ve iletişim boyutu) teknolojiye yaptığımızdan belki 5-6 kat daha fazla yatırım yapmamız gerektiğinin farkındayız. Artık teknolojinin demokratikleşmesiyle birlikte çalışan, kendi Bilgi Teknolojileri departmanlarından bir dijital çözüm talebinde bulunup bekleyen biri olmak zorunda değil. Kendi, kendi çözümünü yapay zeka araçlarıyla kendi geliştirebilen ve hızlı bir şekilde hayatına adapte edebilen bir süper çalışana dönüşecek.”

“Yapay Zeka Teknolojisini Elektrik Gibi Bir Teknolojiyle Karşılaştırıyoruz”

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, şirketlerinin kuruluş vizyonu ile yapay zeka stratejisi arasındaki paralelliğe dikkat çekerek, yapay zekayı elektriğin icadı ile eşdeğer bir dönüm noktası olarak tanımladı. Özbilgin, “Gerçekten biz yapay zeka teknolojisini elektrik gibi bir teknolojiyle karşılaştırıyoruz. Yapay zekanın da en az bu derece bir kırılım yaratacağını düşünüyoruz. İş yapışımızda, hayat tarzımızda kökünden değişiklikler bekliyoruz. Veri ve bilginin ötesine geçtik. Bize sadece bilgi yetmiyor; o bilgiyi kullanıp, üzerine katma değer üretecek bir zekaya ihtiyacımız var” dedi.

Özbilgin ayrıca, bir platform şirketi olarak amaçlarının, bu teknolojinin yayılımını artırmak ve herkes için erişilebilir, standart bir altyapı sunmak olduğunu belirtti. Gelecekte ise ajan (agent) olarak tanımlanan yüz binlerce zekanın iş süreçlerine entegre olacağını belirten Özbilgin; Microsoft’un kendi bünyesinde “Customer Zero” (Sıfırıncı Müşteri) yaklaşımıyla, yazılım kodlarının %38’ini yapay zeka ile ürettiğini, satış tahminleri ve müşteri hizmetleri süreçlerinde bu teknolojiyi aktif olarak kullandığını aktardı.

Borusanlılar için “Yapay Zeka Fakültesi” Kurulacak

Teknolojik yatırımların yanı sıra yeteneğe verilen önemin altını çizen Dağ, Borusan Akademi bünyesinde bir Yapay Zeka Fakültesi kurulacağını müjdeledi. 2026’da alınacak bu yapı ile üst yönetimden saha çalışanlarına ve teknik rollere kadar uzanan organizasyon genelinde yapay zeka yetkinliklerinin geliştirilmesi ve tüm Grup çalışanlarının yapay zeka ile bir üst lige çıkarılması hedefleniyor. Fakülte, farklı kategorilerde özelleşmiş eğitim modülleri sunacak.

Dağ, Borusan bünyesindeki somut kullanım alanlarından da örnekler vererek, özellikle Grubun ikinci el otomobil alım satım platformu Borusan Next’in yapay zeka destekli uygulamalarına ve enerji sektöründeki üretim verimliliğini artırma projelerine dikkat çekti.

Geleceğe İlham Buluşmaları’nın bu son bölümünde her iki konuk da yapay zeka dönüşümünün sadece teknolojik bir süreç değil, aynı zamanda içinde değişimi ve gelişimi içeren kültürel bir adaptasyon süreci olduğu konusunda hemfikir oldu.

Mobilya

Türkiye Mobilya Endüstrisinin Sürdürülebilirlik Kapasitesi Ölçüldü

Mobilya endüstrisinin sürdürülebilirlik kapasitesini ölçen Yeşil Ekonomi Endeksi kapsamında, sektörde faaliyet gösteren firmalardan enerji verimliliği, atık ve su yönetimi, karbon ayakizi azaltma uygulamaları, sürdürülebilir ham madde kullanımı, geridönüşüm politikaları, yeşil tedarik zinciri uygulamaları, kurumsal sürdürülebilirlik stratejileri gibi alanlarda veriler toplandı. Endeks, firmaların yeşil dönüşüme yönelik kapasitesini tek bir çatı altında topluyor ve gelecekteki gelişmeleri karşılaştırma imkanı veriyor.

Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) İstanbul Uluslararası Mobilya Fuarı’nın (IIFF) temasını “sürdürülebilirlik” olarak belirledi. Yanı sıra sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında mobilya sektöründe sürdürülebilir dönüşümü hızlandırmak ve sektörün geleceğine ışık tutmak amacıyla İktisadi Araştırmalar Vakfı (İAV) ile birlikte gerçekleştirilen Mobilya Sektöründeki Firmalar Üzerine Yeşil Ekonomi Endeksi Oluşturulması ve Ölçülmesi projesi de tamamladı.

MOSFED_Yesil_Ekonomi_Endeksi

Anket Beş Boyut Altında Yapılandırıldı

MOSFED’in İAV ile yürüttüğü proje boyunca sektördeki firmalardan yeşil dönüşüm uygulamalarına ilişkin kapsamlı veriler toplandı; bilimsel analizler yapıldı ve mobilya endüstrisinin sürdürülebilirlik kapasitesini ölçen ilk Yeşil Ekonomi Endeksi oluşturuldu. Bir yıl süren çalışma kapsamında sektörde faaliyet gösteren firmalardan; enerji verimliliği, atık ve su yönetimi, karbon ayakizi azaltma uygulamaları, sürdürülebilir ham madde kullanımı, geridönüşüm politikaları, yeşil tedarik zinciri uygulamaları, kurumsal sürdürülebilirlik stratejileri gibi alanlarda veriler toplandı. Anket Kurumsal Çevresel Yönetim ve Sürdürülebilirlik Kapasitesi, Yeşil Ürünlerin Ekonomik Performansı, Yeşil Üretim ve Tedarik Uyum Kapasitesi, Uluslararası Standartlara Uyum ve Döngüsel Ekonomi Uygulamaları ve Atık Yönetimi olmak üzere beş boyut altında yapılandırıldı.

“Tüm Süreçlerin Çevreye Duyarlı Şekilde Yönetilmesini Zorunluluk Olarak Görüyoruz”

Sürdürülebilirliğin önemine değinen MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, endekse işaret ederek “Sektörümüzün sürdürülebilirlik performansını ilk kez bilimsel ve sistematik şekilde ölçen bu rapor, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakatı sürecine uyumda da kritik bir rehber niteliği taşıyor. Mobilya sektörü ağaçla, ormanla, doğayla iç içe bir sektör. Bu nedenle üretimden başlayarak tüm süreçlerin çevreye duyarlı şekilde yönetilmesini hem ahlaki hem ticari bir zorunluluk olarak görüyoruz. Geldiğimiz nokta itibariyle de sektörler için yeşil dönüşüm, sadece çevresel bir tercih değil; ticari varlığını sürdürebilmesinin tek yoludur” dedi.

Yeşil Dönüşüm Yolunda Rehber

Yeşil Ekonomi Endeksi, firmaların yeşil dönüşüme yönelik kapasitesini tek bir çatı altında topluyor ve gelecekteki gelişmeleri karşılaştırma imkanı veriyor. Çalışma, sektörde sürdürülebilirlik alanındaki ilk kapsamlı harita olma özelliğini taşırken yapılan analizler sektörün yeşil dönüşüm yolunda “gelişmekte olan-erken aşama” bir olgunluk seviyesinde olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle AB Yeşil Mutabakatı ve küresel sürdürülebilirlik standartları göz önünde bulundurulduğunda, endeksin önümüzdeki yıllarda sektörün rekabet gücünü artırması, ihracat performansına doğrudan katkı sağlaması ve markaların çevresel uyum süreçlerini hızlandırması bekleniyor.

MOSFED_toplu

“Firmalar Uygulama Desteğine İhtiyaç Duyuyor”

Yeşil Ekonomi Endeksi raporunun çıktılarına değinen Güleç, “Sonuçlara baktığımızda sektörümüzde güçlü bir farkındalık var ancak firmalar uygulama desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu noktada bilgi eksikliği, maliyet baskısı ve finansmana erişim güçlüğü uygulamayı sınırlıyor. Özellikle büyük ve orta ölçekli firmalar önde ancak KOBİ’lerde belirgin bir kapasite açığı var. Sektörümüzün en güçlü alanı ise döngüsel ekonomi; geridönüşüm, atık yönetimi ve yenileme uygulamaları ciddi bir potansiyel taşıyor” dedi.

“Yol Haritası Mahiyetinde Düzenlemelere Yer Verildi”

Raporda politika yapıcılar, sektör temsilcileri ve firmalar özelinde kısa-orta ve uzun vadede yol haritası mahiyetinde düzenlemelere de yer verildiğinin altını çizen Güleç, “Politikacılara önerilerimiz arasında; ulusal mobilya dijital ürün pasaportu pilotunun başlatılması, KOBİ’ler için karbon su muhasebesi destek paketinin oluşturulması, mobilya geri kazanım merkezi kurulması, yeşil yatırımlarda kredi ve teşviklerin güçlendirilmesi, sektörel emisyon ticaret sistemi entegrasyonunun başlatılması gibi başlıklar yer alıyor. Sektör temsilcileri özelinde kimyasal yönetimi ve düşük VOC geçişine yönelik rehber hazırlanması ile karbon ve döngüsel ekonomi ölçümlerinin yapılabileceği bir sektörel veri platformunun kurulması, Yeşil Dönüşüm Akademisi’nin hayata geçirilmesi ve markalar arası iade–onarım platformunun oluşturulması önem arz ediyor” dedi.

Güleç konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Firmalar, özellikle de KOBİ’ler açısından baktığımızda; enerji yoğun hatlar için yıllık karbon azaltım planlarının hazırlanması, tedarik şartnamelerinde düşük VOC ve geri dönüştürülebilir ambalaj kullanımının zorunlu hale getirilmesi ve modülerlik ile onarılabilirlik gibi hızlı eko-tasarım adımlarının uygulanması büyük fayda sağlayacaktır. Yeni ürünlerin en az %80’i için dijital ürün pasaportu veri setinin oluşturulmasını, atık geridönüşüm oranının %60’ın üzerine çıkarılmasını ve firmaların yıllık sürdürülebilirlik performans karnesi yayımlamasını öneriyoruz.”

Endeks sektörün sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir başlangıç eşiğini geçtiğini de ortaya koydu. Ankete göre firmaların önemli bir bölümü geridönüşüm, yeniden kullanım ve katı atık yönetimi uygulamaları konusunda harekete geçmiş durumda. Sektör karbon ayakizi hesaplama, su yönetimi, eko etiketli ürün kullanımı ve bu uygulamaları raporlama konusunda sınırlı bir gelişme gösteriyor. Öte yandan yeşil tedarik zinciri yönetimi ve döngüsel ekonomi uygulamaları, sektörün önümüzdeki dönemde ivme kazanmayı hedeflediği alanlar arasında öne çıkıyor.