“Uluslararası Eşit Ücret Günü” 18 Eylül tarihi olarak kabul ediliyor. Tüm çabalara karşın toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı ücret eşitsizliği ise küresel düzeyde devam ediyor. Kadınlar, eşit değerdeki bir iş için erkeklerin kazandıkları her 1 dolar karşılığında yalnızca 77 sent kazanıyorlar. Emeklilik yaşının üzerindeki kişilerin yaklaşık %65’i düzenli bir emekli maaşı alamazken bu grubun çoğunluğunu da kadınlar oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler (BM), “eşit değerde işe, eşit ücret” ilkesini küresel düzeyde teşvik etmek ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı ücret eşitsizliğine karşı farkındalık yaratmak amacıyla 2019 yılında 18 Eylül tarihini “Uluslararası Eşit Ücret Günü” olarak kabul etti. Gün, aynı zamanda BM’nin insan haklarına ve kadınlar ile kız çocuklarına yönelik her türlü ayrımcılığa karşı olan taahhüdünün de altını çiziyor.
Ancak tüm çabalara karşın bu eşitsizlik varlığını devam ettiriyor ve dünyanın farklı bölgelerinde kadınlar erkeklerden daha az ücret alıyor. Günümüzde küresel düzeyde toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı yaklaşık %20 civarında. Oysa hiç kimsenin geride bırakılmaması ilkesine uygun olarak, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA’lar), toplumsal cinsiyet eşitliği ve tüm kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesini hedefliyor. Ayrıca, SKA’lar herkes için “insana yakışır iş ve ekonomik büyüme”yi teşvik etmeyi amaçladığından, bu kapsamda gençler ve engelli bireyler dahil olmak üzere herkes için “tam ve üretken istihdam” ile “eşit değerde işe, eşit ücret” ilkesini destekliyor.
Bu mücadelede en önemli uluslararası girişim ise Uluslararası Çalışma Örgütü, BM Kadın Birimi ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün beraber yürüttükleri Uluslararası Eşit Ücret Koalisyonu (Equal Pay International Coalition – EPIC). Koalisyon, farklı uzmanlık alanlarına sahip çok çeşitli paydaşları bir araya getirerek hükümetlere, işverenlere, çalışanlara ve onların örgütlerine somut ve eşgüdümlü adımlar atılmasına yönelik destek veriyor.
Emekli Maaşı Alamayanların da Çoğu Kadın
Ücret eşitsizliği konusundaki veriler de çarpıcı. Kadınlar, eşit değerdeki bir iş için erkeklerin kazandığı her 1 dolar karşılığında yalnızca 77 sent kazanırken, çocuk sahibi kadınlar için bu ücret farkı daha da büyük. Dünya genelinde çalışan kadınların yalnızca %28’inin ücretli doğum izni alabildiği tahmin edilirken, küresel ölçekte, emeklilik yaşının üzerindeki kişilerin yaklaşık %65’i düzenli bir emekli maaşı alamıyor ve bu grubun çoğunluğunu da kadınlar oluşturuyor. Üstelik kadınlar, erkeklerden en az iki buçuk kat daha fazla karşılıksız ev içi ve bakım işi yapıyor. Annelik, ücret eşitsizliğini daha da derinleştirirken, özellikle çocuk sayısı arttıkça çalışan annelerin maaşları düşüyor. Yanı sıra toplumsal cinsiyet kalıpları, ayrımcı işe alım uygulamaları ve terfi kararları da bu eşitsizlikleri artırmaya devam ediyor.
Ücret Şeffaflığını Zorunlu Yapan Yasalar Daha Fazla Güçlendirilmeli
Kadınlar ayrıca çalıştıkları kurumlarda genellikle daha az üst düzey pozisyonlarda yer alıyorlar. Britanya, Fransa ve Almanya’da yönetici pozisyonlarının %80-90 arası hâlâ erkeklere ait. Kadınlar aynı zamanda farklı meslekleri seçme eğilimindeler. Örneğin, ABD’de öğretmenlerin, hemşirelerin, sekreterlerin ve sağlık çalışanlarının %80’inden fazlası kadın ve bu meslekler genellikle daha düşük ücretli.
Tüm bu eşitsizlik manzarası ortadayken, toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkını ortadan kaldırmak, kapsamlı ve çok yönlü bir çaba göstermeyi gerektiriyor. Öncelikle ücret şeffaflığını zorunlu kılan yasaları güçlendirmek, düzenli ücret denetimleri yapmak ve işverenleri ayrımcı uygulamalar nedeniyle sorumlu tutmak şart. Kadınların yoğunlukta oldukları sektörlerde adil ve gerçek değeri yansıtan maaşları savunmak, kadınların daha yüksek maaşlı rollere ilerlemesini desteklemek için mentörlük programları başlatmak ve kariyer gelişim fırsatlarını genişletmek gibi adımlar bu eşitsizliği çözmek adına önemli zemin oluşturuyor.








