#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Toprak

Toprak Sağlığı İklim Değişikliğinin İlacı

Toprağın temel gıda üretimi alanı ve de ekosisteminin kilit parçası olarak tehdit altında bulunduğunu gösteren yeni bir çalışmaya göre, iklim değişikliği Türkiye topraklarının ve üreticilerinin karşı karşıya kaldığı en büyük risk. Çözüm yolu olarak modern bilimin bulgularıyla kadim toprak bilgisini bir araya getiren agroekolojiye işaret eden çalışmada, toprağın iklim değişikliğinin hem mağduru hem de kurtarıcısı olduğu ifade ediliyor.

Heinrich Böll Stiftung İstanbul Ofisi tarafından konunun uzmanları ve bilimsel verilerle hazırlanan Toprak Atlası Türkiye: Yaşamsal bir kaynağa dair gerçekler ve rakamlar yayınının ikincisinde; toprak bozulumundan kirliliğe, iklim değişikliğinden kentleşmeye, arazi kullanımındaki dönüşümden toprak gaspına, mevsimlik tarım işçiliğinden göç ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine uzanan geniş bir çerçevede veriye dayalı analiz ve tespitler yer alıyor. Atlasa göre, toprak hem temel gıda üretimi alanı hem de ekosisteminin kilit parçası olarak tehdit altında.

En Büyük Risk İklim Değişikliği

Atlasa göre iklim değişikliği Türkiye topraklarının ve üreticilerinin karşı karşıya olduğu en büyük risk. Kuraklık ülke topraklarının önemli bir bölümünü etkiliyor ve küresel siyasetin ve iklim politikalarının gidişatı bu etkinin kısa vadede geri çevrilemeyeceği izlenimi uyandırıyor. Toprak sağlığı kuraklığa karşı da bir dirençlilik unsuru. Çalışmada, sağlıklı toprağın metreküp başına 250 litre yağmur suyu depolayabildiği ve organik madde miktarının %1 artması durumunda, hektar başına 150 bin litre daha fazla su tutulabileceği belirtiliyor.

WhatsApp Image 2026-01-12 at 11.23.43

“Sinsi Bir Tehlike Daha Var: Toprak Kirleniyor”

Atlasın editörlerinden Prof. Dr. Ayten Namlı, Türkiye’deki en büyük toprak bozulumunun sebebinin erozyon olduğunu söylerken, “Özellikle de su erozyonu. Bir başka etken tuzlanma. Fazla ve bilinçsiz sulama sonucu tuzlanma alanları 1,5 milyon hektarı geçmiş durumda. Sinsi bir tehlike daha var: Toprak kirleniyor. Termik santralların emisyonundaki ağır metaller topraklarda yığılım gösteriyor. Kimyasal gübre ve pestisit kullanımı da kirletici. Yoğun bir kimyasal kirlilik var Türkiye’de” dedi.

Küçük Çiftçiler Aşırı Hava Olaylarından Doğrudan Etkileniyor

Kuru tarımla uğraşan küçük çiftçiler ise aşırı hava olaylarından doğrudan etkileniyor. Suni gübre, pestisit gibi girdiler borçluluğu artırıyor, ancak gelirler aynı oranda artmıyor. Böyle olunca genç nüfus kırsaldan ve tarımdan uzaklaşıyor. Çalışmaya göre, kırsala ve tarıma dönüşe işaret eden cılız hareketler, bu genel eğilimi tersine çevirme gücüne sahip değil.

Demografik Değişim Endişe Verici

Atlas’ın bir diğer editörü Dr. Ulaş Karakoç, çiftçinin demografik değişiminin endişe verici olduğuna dikkat çekti: “50’li yaşlarda bir yaş ortalamasından söz ediyoruz. Genç insanların köyde kalmak, annelerinin, babalarının işini devam ettirmek için daha az sebepleri var. Bu 1950’den beri böyle, kent ekonomisi büyüyüp iş olanakları artıp ücretler yükselince, köy hızla boşalıyor. Tarımın yarışabileceği gelirler değil bunlar. Türkiye’de tarım, bugün gelir dağılımında en altta yer alan sektör. Yıllık ortalama gelir 237 bin 461 TL ile yıllık asgari ücretin altında kalıyor. Ancak kırın boşalma hızı yavaşladı. Kent ekonomisi kırdaki zaten azalan nüfusu daha da çekecek gibi görünmüyor.”

Güvencesiz Kalan Üretici Üretimden Uzaklaşıyor

Üretici güvencesiz kaldıkça üretimden uzaklaşıyor, bu da gıda güvenliği sorununu doğuruyor. Bu pek de iyimser sayılmayacak tablonun toplumun geneli ve belirli kesimleri üzerinde doğrudan etkileri var. Çalışmada bu anlamda ilk etkiler arasında mülksüzleşme, yoksullaşma, gıda enflasyonu, toplumsal eşitsizlikler, kadınların üzerinde artan geçim baskısı, zayıf topraklardan kaynaklı yetersiz beslenme, kirli toprakların doğurduğu halk sağlığı risklerine işaret ediliyor.

Çözüm Agroekoloji

Atlas çözüm için modern bilimin bulgularıyla kadim toprak bilgisini bir araya getiren agroekolojiyi işaret ediyor. Kadın kooperatifleri, gıda toplulukları, üretici pazarları ya da organik tarım gibi arayışlar, kritik düzeyde yaygınlık kazanmamış olsa da binlerce üreticiyle milyonlarca insanı buluşturabiliyor, kırsal toplulukları dirençli kılıyor, sağlıklı gıda arayışına alternatif sunuyorlar.

“Toprak İkinci En Büyük Karbon Havuzu”

Prof. Dr. Tanlı, toprağın iklim değişikliğinin hem mağduru hem de kurtarıcısı olduğunu belirtti: “Toprak sağlığını muhafaza edersek ve iyileştirirsek, iklim değişikliğinin ilacı olacak. Toprak okyanuslardan sonra ikinci en büyük karbon havuzu. COP31 bunun için bir fırsat. Ülke olarak ne adım atacağız merak ediyorum. Ama ben merkeze toprak sağlığını almadıkça iklim değişikliği ile mücadelede başarılı olacağını düşünmüyorum.”