#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Refugees flee bombing in Nuba Mountains for relative safety in South Sudan

Temiz Su ve Sanitasyon Sorunu Büyüyor: Çocuk Ölümleri Sürüyor

Herkesin temiz suya ve sanitasyona erişimini sağlamak 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA) bir parçasını oluşturuyor. Ancak dünya henüz bu hedefin çok uzağında. Bugün hâlâ küresel düzeyde 3,5 milyar insan düzgün bir şekilde yönetilen bir sanitasyona erişemiyor. Günde 5 yaş altı 1.000 çocuk ise güvenli olmayan su, hijyen ve sanitasyon eksikliği nedeniyle hayatını kaybediyor. 

Hesaplamalara göre, bir birey hayatı boyunca ortalama 813 gününü yani hayatının iki yılından fazlasını banyoda geçiriyor. Ancak insan sağlığını korumak için gerekli olan temiz su, temiz tuvaletler ve hijyen hizmetlerini içeren bir kavram olarak sanitasyon küresel anlamda büyük bir problem. Birleşmiş Milletler de (BM) sanitasyon krizi konusunda farkındalık yaratmak amacıyla Temmuz 2013’te “Herkes için Sanitasyon” başlıklı bir kararla 19 Kasım tarihini “Dünya Tuvalet Günü” olarak kabul etti.

Bu günle BM üye devletlerini ve ilgili paydaşları, yoksul topluluklar arasında sanitasyon erişimini artırmak için gerekli politikaların uygulanmasını desteklemeye çağırıyor. Dünya Tuvalet Günü modern tuvalet altyapısının inşa edilmesi ve hijyen eğitimi verilmesi ihtiyacını da gündeme getiriyor.

Toplumsal ve Psikolojik Bir Barış Alanı Olarak Tuvaletler

Dünya Tuvalet Günü’nün 2024 teması olarak da “Tuvaletler: Barış için Bir Alan” olarak belirlendi. Temayla güvenli ve erişilebilir tuvaletlerin, toplumları koruduğu, hijyeni sağladığı ve başta kadınlar ile çocuklar olmak üzere insanlığın güvenliğini artırdığına dikkat çekiliyor.  Dünyada tuvaletlere ve sanitasyona erişim eksikliği, hastalıkların yayılmasına ve yaşam kalitesinin düşmesine yol açarken güvenli tuvaletler barışın, sağlığın ve toplumsal eşitliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor.

2024 teması aynı zamanda tuvaletlerin insanların günlük yaşamlarını sürdürebilmeleri için mahremiyet ve rahatlık sağlayarak, bireylerin toplumda eşit ve onurlu bir şekilde yer almalarını destekliyor. Bu nedenle de tuvaletlerin sadece fiziksel değil, toplumsal ve psikolojik bir barış alanı olduğuna da vurgu yapıyor.

Dünya, Su ve Sanitasyonda Hedefin Çok Uzağında

Güvenli tuvaletler, “herkesin temiz suya ve sanitasyona erişimini sağlamak” başlığıyla 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın da (SKA’lar) bir parçasını oluşturuyor. Bu hayati alan, yaşamlarımızın merkezinde, güvenli ve emniyetli olmalıyken milyarlarca insan için sanitasyon; çatışmalar, iklim değişikliği, felaketler ve ihmal nedeniyle tehdit altında ve SKA’ların son derece uzağında.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre, 3,5 milyar insan, güvenli bir şekilde yönetilen sanitasyona erişimi olmadan yaşıyor. Bu insanların 419 milyonu ise açık hava dışkılama uyguluyor. Buna ilaveten 2,2 milyar insan hâlâ güvenli bir şekilde yönetilen içme suyuna erişemiyor ve bunlardan 115 milyonu da yüzey suyu içiyor. DSÖ’ye göre 2 milyar insan hâlâ temel hijyen hizmetlerinden yoksun, bunlardan 653 milyonu herhangi bir hijyen tesisine sahip değil.

Sanitasyon hizmetleri kamu ve çevre sağlığı için vazgeçilmez olmasına rağmen tuvalet sistemleri yetersiz, zarar görmüş ya da bozulmuş olduğunda, kirlilik ve ölümcül hastalıklar da yayılmaya başlıyor. Ayrıca temiz olmayan su, sanitasyon ve hijyen eksikliği nedeniyle her gün 5 yaşın altında yaklaşık 1.000 çocuk hayatını kaybediyor. BM Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) 2024 verilerine göre aşırı kırılgan durumlar ve yoksulluk içinde yaşayan çocukların, açık hava dışkılama yapma olasılıkları üç kat, temel sanitasyon hizmetlerinden yoksun olma olasılıkları dört kat ve temel içme suyu hizmetlerine erişememe olasılıkları sekiz kat daha fazla.

gida enflasyonu

Ekonomi Zor Durumda: “Kimse Açıkça Tartışmak İstemese de…”

Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nun güncellenen 2024 yılı son verileri, bazı alanlarda iyileşmeler sürerken bir yandan da “kemer sıkma”nın devam edeceğini gösteriyor. Analize göre faiz oranları uzun bir süre daha yüksek kalacak. Uzmanlar raporda, “kimse açıkça tartışmak istemese de önümüzdeki dönem mali konsolidasyon yine gündemdeki yerini alacak” görüşüne yer veriyor.

Allianz Trade’in 2024 yılının ikinci yarısında güncel verilerle yayımladığı Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’na göre jeopolitik gerilimler, Allianz Trade ekonomistlerinin öngördüğü senaryo için aşağı yönlü riskler oluşturuyor. Bunlardan başlıcaları ise Donald Trump’ın ABD seçimlerini kazanması halinde ABD’nin kendi ekonomisine olan korumacılığının artması ihtimali; Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda gibi başlıca Avrupa ülkelerindeki yüksek siyasi belirsizlik; Rusya-Ukrayna ve Orta Doğu’da devam eden çatışmalar; Güney Çin Denizi ve Tayvan ile yaşanan gerilimler olarak gösteriliyor. Aşağı yönlü senaryoda, %1,5 puan daha düşük küresel büyüme ve 1 puan daha yüksek enflasyon öngörüyor. Raporda bu tahminlerin, faiz oranlarının uzun bir süre daha yüksek kalması anlamına geldiği de vurgulanıyor.

2026’ya Kadar Çok da Yüksek Olmayan Büyüme Beklentisi

Rapora göre, 2026’ya kadar uzun vadeli ortalamaya yakın, %2,8’lik, istikrarlı ancak yüksek de olmayan küresel büyüme bekleniyor. ABD’de ekonomik büyüme yavaşlasa dahi ülkenin 2024 yılında da küresel ekonomik büyümenin öncüsü olmaya devam edeceği, Avrupa’da ivmenin giderek artmasına rağmen Almanya’nın istisna olmayı sürdüreceği ve Almanya’da ekonominin ancak 2024 sonunda resesyondan çıkacağı da raporda verilen bilgiler arasında bulunuyor. Raporda, Çin’de iç talebin yavaşlamayı sürdüreceği ve ekonomi politikalarında gevşemeye devam edilse bile sürmekte olan emlak krizinin getirdiği olumsuzlukların kısmen telafi edilebileceği öngörüsüne yer veriliyor.

Mali Konsolidasyon Gündemdeki Yerini Alacak

Rapora göre, yeniden kemer sıkma zamanı. Uzmanlar raporda, “kimse açıkça tartışmak istemese de önümüzdeki dönem mali konsolidasyon yine gündemdeki yerini alacak” görüşüne yer veriyor. Tahminlere göre mali konsolidasyon hem ABD hem de Avrupa’da 2027 yılına kadar GSYH büyümesi üzerinde, ortalama 0,3 puanlık bir düşüşe neden olacak. Bu bağlamda başta şirketlere yönelik vergi artışı uygulamaları, harcama kesintilerinden daha olası görünüyor. Buna ek olarak, Avrupa’da parasal sıkılaştırmanın, her yıl GSYH’ye oranla %3’ten fazla borcun yatırımcılar tarafından üstlenilmesini sağladığı da raporda verilen bilgiler arasında.

Öte yandan ekonomistler enflasyonun, 2025 yılı ilk yarısında %2’lik hedefe ulaşmasının, ileride daha güçlü gevşeme döngüsüne alan sağlayacağını vurguluyor. Yaz aylarında aşağı yönlü bir sürpriz yapan enflasyon ile enerji ve mal enflasyonunun, genel enflasyonu aşağı çekmeye devam etmesi ve yapışkan hizmet enflasyonunun yavaşlayan ücretlere paralel olarak gevşemesi bekleniyor.

Şirketler Yeniden Stok Yapmaya Başladı

Raporda, şirketlerin yeniden stok yapmaya başladığı ve bunun küresel ticaretteki toparlanmayı desteklemesinin beklendiği vurgulanıyor. Rapora göre; veriler, yılın ilk yarısında bir buçuk yıllık ticari durgunluktan çıkıldığını teyit ediyor. Uzmanlar, tüketimdeki toparlanmayla birlikte küresel ticarette de toparlanmanın ileriye dönük olarak daha sürdürülebilir olmasını bekliyor. Genel olarak, küresel ticaret hacminin 2025-26 yıllarında yaklaşık %3 oranında artacağı ancak uzun vadeli ortalamanın altında kalacağı da raporda verilen bilgiler arasında.

Öte yandan şirketlerin stoklarını eritme yoluyla toparlandığı da raporda dikkat çekilen başlıklar arasında. Rapora göre ikinci çeyrekteki gelir ve kazanç artışı, şirketlerin stok eritmesiyle desteklendi. Ancak Avrupa ile ABD arasındaki ayrım burada da kendini gösterdi; ikinci çeyrekte şirketlerin mali durumlarındaki hafif iyileşmeye rağmen, Euro Bölgesi sabit sermaye yatırımları salgın öncesi seviyelerin %7 altına düşerek, ABD ve İngiltere gibi gelişmiş ülke emsallerinin çok gerisinde kaldı.