#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Şeffaflık

Sürdürülebilir Gıda Üretiminin Temel Dayanağı “Şeffaflık”

Gıda kaybı ve israfının küresel ekonomiye yıllık 1 trilyon dolara mal olduğu tahmin ediliyor ve bu durum gıda tedarik zincirinin her aşamasını etkiliyor. Gıda arzı küresel bir sorun iken teknolojik yenilikleri bir tür şeffaflık anlayışıyla entegre etmek, gıda üretiminden tüketimine kadar başta gıda kaybının ve israfının önüne geçmek olmak üzere sürdürülebilir bir gıda üretiminin temel dayanağı haline gelmeye başlıyor.

Gıda üretiminin bir yandan artan küresel nüfusu doyurmak için artırılması gerekirken bir yandan da üretilen gıdanın üçte biri kaybediliyor veya israf ediliyor. Dolayısıyla gıda üretiminde şeffaflık, yani üretimin izlenebilirliğinin artırılması bu israfın beraberinde getirdiği ekonomik, sosyal ve çevresel maliyetlerin önlenmesine yardımcı olabiliyor.

Gıda sektörü, dünya çapında 8 milyardan fazla insanı besleyen ve küresel iş gücünün yarısını istihdam eden en büyük ve en hayati sektörlerden biri. Ancak bununla birlikte artan talep, çevresel bozulma ve gıda güvencesizliği gibi önemli zorluklarla karşı karşıya.

Gıda kaybı, tüketicilere ulaşmadan önce tedarik zinciri boyunca atılan yenilebilir gıdaları ifade ederken, gıda israfı, perakende ve hanehalkı gibi tüketim aşamasında meydana geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, dünya genelinde üretilen tüm gıdanın yılda yaklaşık 1,3 milyar tonluk bir kısmı kaybediliyor veya israf ediliyor. Nitekim gıda kaybı ve israfı eğer bir ülke olsaydı, ABD ve Çin’in ardından dünyanın en büyük üçüncü seragazı yayıcısı olurdu. Dolayısıyla kayıp ve israfla mücadele, yenilikçi çözümlere muhtaç durumda ve bu çözümler de gıda izlenebilirliğine entegre edilmek zorunda.

Perakendeye Ulaşmadan Önce Gıdanın %13’ü Kayboluyor

Herhangi bir gıdanın veya içeriğin üretim, işleme ve dağıtımın tüm aşamalarında izlenebilme yeteneği anlamında kullanılan gıda izlenebilirliği, bir ürün ve bileşenleri hakkında üretimden tüketime kadar önemli bilgilerin korunmasına yönelik tüm veri ve işlemleri kapsıyor. Bu, konum gibi verileri, barkodlar veya radyo frekansı tanımlama etiketleri gibi kimlikleri, sensörleri ve bilgileri saklayan ve kaydeden blok zincir gibi dijital sistemleri içeriyor.

İzlenebilirlik, bozulmuş ürünlerin hızla tespit edilip piyasadan çekilmesini sağlayarak gıda güvenliğini temin ederken, halk sağlığını korumaya ve gıda güvenliği düzenlemelerine uyulmasına yardımcı olmaya yarıyor. Aynı zamanda işletmelerin ürünleriyle ilgili sürdürülebilirlik iddialarını doğrulamalarını sağlayarak şeffaflık talep eden tüketicilere karşı güven de oluşturuyor.

Gıda kaybı ve israfının küresel ekonomiye yıllık 1 trilyon dolara mal olduğu tahmin ediliyor ve bu durum gıda tedarik zincirinin her aşamasını etkiliyor. Perakendeye ulaşmadan önceki tedarik zincirinin yukarı akışında, gıdanın %13’ü kaybolurken, bu oran meyve ve sebze gibi çabuk bozulan ürünlerde daha da yüksek seyrediyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde kötü depolama, yanlış taşıma ve yetersiz lojistik bu kayıpları artırıyor. Tedarik zincirinin aşağı akışında, yani perakende, gıda hizmetleri ve hanehalkı seviyelerinde ise ek olarak %19 oranında gıda israf ediliyor. Bu durum da özellikle gelişmiş ülkelerde daha fazla yaşanıyor.

Paydaşlar İşbirliği İçinde Olmak Zorunda

Nesnelerin interneti (IoT), gıda sensörleri ve yapay zeka gibi gelişmekte olan teknolojiler izlenebilirlik sistemlerine entegre edildiğinde, elde edilen gerçek zamanlı veriler ve uygulanabilir deneyimler sundukça işletmeler gıda kaybı ve israfını önlemeye yönelik daha hızlı ve akıllı kararlar alabiliyorlar ve bu da tedarik zincirinde şeffaf bir sürecin yürümesini sağlıyor.

Örneğin, IoT destekli sensörler; depolama ve taşıma sırasında sıcaklık ve nemi gerçek zamanlı olarak izleyebiliyor, sorunlar ortaya çıktığında uyarılar göndererek bozulmayı önleyecek zamanında müdahalelere olanak tanıyabiliyor. Benzer şekilde hiperspektral görüntüleme gibi gıda sensör teknolojileri, gıda denetimlerinde kalite değerlendirmesinin doğruluğunu artırıyor. Bu teknoloji yapay zeka ile birleştirildiğinde ise erken sorun tespiti ve raf ömrü tahmini gibi analizleri mümkün kılabiliyor.

Şeffaf bir tedarik zinciri ayrıca, üreticilerin tüketicileri, toplumu ve çevreyi koruyan yasalara uyum sağladıklarını göstermelerine yardımcı oluyor. Gıdalardaki tedarik zinciri şeffaflığı manuel yollarla da sağlanabilirken veri entegrasyonu bu süreci daha verimli ve görünür hale getiriyor. Dijital olarak birbirine bağlı sistemler sayesinde, tedarikçi seçiminde gerekli özeni gösterebilirken tüketici de satın alınan ürünlerin durumunu etkin bir şekilde takip, izleme ve doğrulama imkanı bulabiliyor.

Yanı sıra paydaşların ortak kaygıları ele almak ve tedarik zincirinin tamamında şeffaflığı sağlamak için işbirliği içinde çalışmaları gerekiyor. Bu da karar alma süreçlerini geliştiriyor ve iş operasyonlarını güçlendiriyor. Dolayısıyla daha şeffaf, verimli ve hesap verebilir bir gıda sistemi inşa etmek, üreticilerden dağıtıcılara, perakendecilere kadar değer zincirinin tüm aktörleri arasında daha güçlü ortaklıklar kurulmasını gerektiriyor.

Organik Beslenmeye Doğru