Çevre, savaşların gizli kurbanı olarak kalmaya devam ediyor. Bu acı tabloya dikkat çekmeye çalışmak amacıyla her yıl 5 Kasım tarihi “Uluslararası Savaş ve Silahlı Çatışmalarda Çevrenin Sömürülmesini Önleme Günü” olarak kabul ediliyor. Böylelikle çevreyle ilgili eylemlerin barış inşasındaki önemine dikkat çekiliyor.
Günümüzde yaklaşık 1,5 milyar kişinin, yani dünya nüfusunun tahminen 5’te 1’inin çatışmalardan etkilenen bölgelerde ve ülkelerde yaşadığı tahmin ediliyor. Üstelik bu çatışmalar on binlerce kişinin canına mal olmanın yanı sıra çevreye de ciddi zararlar veriyor.
Tüm çabalara karşın farklı bölgelerde çatışmaların devam etmesi, hatta bazı dönemlerde artış göstermesi nedeniyle, 5 Kasım 2001’de, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, her yıl 6 Kasım’ı “Uluslararası Savaş ve Silahlı Çatışmalarda Çevrenin Sömürülmesini Önleme Günü” olarak ilan etti.
Gün; çevreyle ilgili eylemlerin çatışmayı önleme, barışı koruma ve barış inşa stratejilerinin bir parçası olması gerektiğinden yola çıkıyor. Bununla birlikte doğal kaynakların yok edilmesi halinde sürdürülebilir bir barışın mümkün olamayacağına vurgu yapıyor. Aynı zamanda doğal kaynakların hem geçim kaynaklarını hem de ekosistemleri desteklediğine dikkat çekmeyi de amaçlıyor. Yanı sıra 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA’lar) uygulanması için doğal kaynakların ve çevresel sorunların, planlama ve çatışma değerlendirmelerine entegre edilmesine yönelik çabalar teşvik ediliyor.
İç Çatışmaların %40’ı Doğal Kaynakları Sömürmek Uğruna Çıkıyor
İnsanlık her zaman savaşın kayıplarını ölü ve yaralı askerler ve siviller, yok edilen şehirler ve geçim kaynakları üzerinden saymış olsa da çevre çoğu zaman savaşın gizli kurbanı olarak kalmaya devam ediyor. Oysa tüm bu savaşlar ve çatışmalar nedeniyle su kuyuları kirletildi, ekinler yakıldı, ormanlar kesildi, topraklar zehirlendi ve askeri üstünlük sağlamak adına hayvanlar öldürüldü. Dahası, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), ister ahşap, elmas, altın, petrol gibi yüksek değerli kaynaklar ister verimli arazi ve su gibi kıt kaynaklar olsun son 60 yılda en az tüm iç çatışmaların, %40’ının doğal kaynakların sömürülmesiyle bağlantılı olduğunu tespit etti.
Savaşların Çevreye Verdiği Zarar Hız Kesmedi
Savaşların ve çatışmaların çevreye verdiği zarara birçok örnek verilebilir: 2017 yılında, Irak’ın Musul şehrinde toksik kimyasal bulutlar gözlemlendi ve bu durum hem çevreyi hem de insanları etkiledi. Örneğin Kolombiya ve Kongo’da yaşanan çatışmalar nedeniyle biyolojik çeşitliliğin önemli alanları yok edildi.
Çatışma bölgeleri, ayrıca kaçak kesim, büyük ölçekte kaçak avcılık, istilacı türler için üreme alanları ve düzensiz madencilik gibi sorunlara da yol açıyor. Örneğin Kongo’da bu nedenle fil nüfusu dağılmış durumda. Ya da yine savaş nedeniyle bugüne kadar Afganistan’da ormansızlaşma zirve yaptı ve bazı bölgelerde ormanların %95’i yok oldu.
Yemen ve Gazze’ye yönelik saldırılar nedeniyle de pompa istasyonları, su altyapısı ve yer altı su kullanımı ciddi şekilde zarar gördü ve bu durum halihazırda çevresel ve halk sağlığı üzerinde ağır riskler yaratmaya devam ediyor.







