#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
"Süper İzin"

“Süper İzin” Olarak da Anılan Maden Kanunu Teklifinin İlk Dört Maddesi Kabul Edildi

Kamuoyunda “Süper İzin” olarak da anılan, enerji ve maden alanlarına ilişkin düzenlemeler içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifinin ilk dört maddesi TBMM’de kabul edildi. Düzenlemeye göre artık ormanlarda bedelsiz maden aranabilecek, stratejik ve kritik maddelere ilişkin acele kamulaştırma yapılabilecek.

TBMM Genel Kurulu’nda zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını öngören ve kamuoyunda “Süper İzin” olarak anılan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerinde ilk dört madde kabul edildi.

Kanun teklifine göre, elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin, tapuda zeytinlik olarak kayıtlı veya fiili olarak üzerinde zeytinlik bulunan, sınırları belirtilen alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesi mümkün olmaması durumunda madencilik faaliyeti yürütülecek kısımdaki zeytin ağaçlarının maden sahasının bulunduğu ilçe ve il sınırlarına öncelik vermek suretiyle taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca izin verilebilecek.

Zeytinlik olarak kayıtlı alanlar veya fiili olarak üzerinde zeytinlik bulunan alanlarda madencilik faaliyeti yürütülen her yıl için, bu sahaların rehabilitasyon çalışmalarını temin etmek üzere ruhsat sahibinden işletme ruhsat bedeli kadar ayrıca tahsilat yapılacak.

Yeni tesis edilecek zeytin bahçeleri ile taşınacak zeytin ağaçları için Hazine taşınmazlarına ihtiyaç duyulması halinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca uygun görülenler, zeytinliği kamulaştırılan taşınmaz maliklerinden talep edenlere rayiç bedel üzerinden 10 yıl süreyle doğrudan kiraya verilebilecek.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ön lisans veya üretim lisansı bulunan üretim tesisleri için gerekli özel mülkiyete konu taşınmazların temini amacıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından 31 Aralık 2030’a kadar Kamulaştırma Kanunu kapsamında “acele kamulaştırma” kararı alınabilecek.

Bu tarihe kadar işletmeye girecek yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinin izin, kira ve irtifak işlemlerinde yüzde 85 indirim uygulanacak. Enerji ithalatının azaltılması, cari açığın düşürülmesi ve yerli kaynaklara dayalı üretimin artırılması için izin, kira ve irtifak işlemlerinde uygulanmakta olan indirimlerin süresi beş yıl uzatılacak.

“Beş Madde Teklifin Gerçek Amacını Açıkça Ortaya Koymaktadır”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, TBMM’de görüşülen enerji ve maden düzenlemesine tepki gösterdi. Yeni Yol grubu adına söz alan Şahin, düzenlemenin beş maddesine dikkat çekerek, anayasa ve hukuk devleti ilkelerine olan aykırılıkları gündeme getirdi. Şahin, teklifin maddelerine dikkatlice bakıldığında hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan, çevre hakkını zayıflatan, mülkiyet güvencelerini hiçe sayan ve demokratik denetimi etkisizleştiren ciddi düzenlemeler içerdiğini belirtti.

“Bu teklifin özünde yatırım süreçlerini hızlandırma bahanesiyle temel anayasal ilkeleri devre dışı bırakma eğilimi vardır” diyen Şahin, şunları söyledi: “Oysa, enerji yatırımları ile çevre güvenliği, kalkınma ile hukuk düzeni birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Bu bağlamda, özellikle 5 maddeye, 1’inci, 2’nci, 4’üncü, 11’inci ve 12’nci maddelere ayrıca dikkat çekmek istiyorum çünkü bu maddeler teklifin gerçek amacını açık bir biçimde ortaya koymaktadır.”

“ÇED Süreci İşletilmeden Ruhsat Alınabilecek”

Konuşmasında 1’inci maddeye dikkat çeken Şahin, “İlk bakışta olumlu gibi görünen bu düzenleme ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının artık verilmeyeceğini söylüyor ancak uygulamada çok daha tehlikeli bir kapıyı aralıyor” dedi ve ekledi: “Bu düzenlemeyle çevresel etki değerlendirme süreci tamamlanmadan enerji ve maden projelerine ruhsat, teşvik, izin ve onay verilebilecek yani yatırımcı önce ruhsat alacak, faaliyete başlayacak, sonrasında ÇED süreci işletilecek. Oysa ÇED süreci bir ön koşuldur, yatırım, çevresel etkileri baştan değerlendirmelidir.”

“Kirleten Öder İlkesini Tamamen Ortadan Kaldırıyor”

2’nci maddeyi değerlendiren Şahin, çevreyle uyum teminatı sisteminin değiştiğini ifade ederek “Yeni sistemde ödenecek bedel madenin çevreye verdiği zarara göre değil, yalnızca madenin türü ve alanına göre belirlenecek yani çevresel tahribatın boyutu ne olursa olsun, sabit bir ücretle geçiştirilecektir. Bu ‘Kirleten öder’ ilkesini tamamen ortadan kaldırıyor. Oysa çevreye verilen zararın büyüklüğüne göre sorumluluk üstlenmek temel bir hukuki ve ahlaki ilkedir. Bu düzenlemeyle ise zarar büyük de olsa bedel sabit kalacak, yatırımcı sorumsuzluğa teşvik edilecektir” dedi.

Aynı maddede çok kritik bir değişikliğin daha yer aldığının altını çizen Şahin, cumhurbaşkanı yardımcısı başkanlığında kurulacak yeni bir yapıda sadece merkezi idarenin temsilcilerinden oluşan bir yapının önerildiğini söyledi ve ekledi: “Bu, karar alma süreçlerinin demokratik katılımdan koparılmasıdır.”

“Meralar, Tarlalar, Evler Bir Sabah Kararnameyle Yurttaşların Ellerinden Alınabilir”

4’üncü maddenin ise mülkiyet hakkına doğrudan müdahale niteliği taşıdığına vurgu yapan Şahin, “Bu maddeye göre stratejik veya kritik maden bulunduğu gerekçesiyle herhangi bir taşınmaz, Cumhurbaşkanlığı kararıyla acele kamulaştırılabilecektir. Ancak neyin stratejik veya kritik olduğuna ilişkin tanım kanunla değil, yönetmelikle belirlenecektir. Yani yürütme organı, dilediği madeni bu kategoriye sokabilecek vatandaşın mülkiyet hakkı kolayca elinden alınabilecektir” diye konuştu.

Şahin, “Bu teklif acele kamulaştırmayı sıradanlaştırmakta, siyasi takdirle her yerin, her arazinin kolayca kamulaştırılmasının yolunu açmaktadır. Bu durum, kırsalda yaşayan yurttaşlarımız açısından ciddi bir tehdit oluşturur. Meralar, tarlalar, evler bir sabah kararnameyle ellerinden alınabilir ve çoğu zaman yargı denetimi bile tamamlanmadan bu uygulamalar hayata geçirilebilecektir. Böyle bir ortamda mülkiyet güvenliğinden söz edilemez” değerlendirmesinde bulundu.

“ÇED’siz Madenciliğe Kapı Açıyorsunuz”

11’inci maddeyle kamu kurumlarının değerlendirme esnekliğini ortadan kaldıran bir düzenlemeyle karşılaşıldığını aktaran Şahin, 12’nci maddeye de değinerek, “Bu madde kamu kurumları arasındaki görüş ayrılıklarının artık yargıya değil, doğrudan kurula taşınmasını öngörmektedir. Bu kurulun verdiği karar da bağlayıcı hale getirilmektedir yani mahkemelerin devre dışı bırakıldığı bir sistem kurulmak isteniyor” dedi.

Yasa teklifinin yalnızca beş maddeyle değil, genel yapısıyla da sakıncalı olduğu eleştirisinde bulunan Şahin, “ÇED’siz madenciliğe kapı açıyoruz. Ormanları, meraları, su havzalarını ‘maden sahası’ adı altında şirketlere teslim ediyorsunuz ey iktidar sahipleri! ‘Ayakkabıyla dahi girilemez’ denilen Salda Gölü’nü besleyen dağlar dahi bu tehdidin altında” diye seslendi.