Borusan Holding’in KONDA işbirliğiyle gerçekleştirdiği araştırma, şiddet algısının ve şiddete karşı tutumun yıllar içindeki değişimini ortaya koyuyor. Araştırmanın verileri, toplumda giderek güçlenen bir farkındalıkla birlikte şiddeti ve ayrımcılığı normalleştiren her türlü yaklaşımın artık daha geniş bir kesim tarafından açık biçimde reddedildiğini gösteriyor. Ayrıca toplum, tacizi ve şiddeti önlemek için sunulan kalıp yargılara “Ne münasebet!” gibi güçlü bir tavırla karşı çıkıyor.
Borusan Holding’in 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla KONDA işbirliğiyle hayata geçirdiği yeni araştırma, şiddet algısının ve şiddete karşı tutumun yıllar içindeki değişimini ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan kadınların %26’sı fiziksel, 14’ü dijital, %13’ü cinsel, %10’u ekonomik şiddete uğradığını, %17’si ısrarlı takibe maruz kaldığını söylüyor. “Yakın çevrenizde şiddete uğradığını düşündüğünüz ama konuşmayan/konuşamayan birileri var mı?” sorusuna kadınların %28’i evet yanıtı verirken, erkeklerde bu oran %16 oluyor.

“Adil, Kapsayıcı ve Güvenli Bir Toplumsal Düzen için Ortak Akılla Çalışmalar Yapmaya Devam Ediyoruz”
Borusan Eşittir’le başlayan, ÇEK (Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık) ile devam eden uygulamalarla 10 yılı aşkın süredir kurum olarak toplumsal cinsiyet eşitliği için çalıştıklarını belirten Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, “Kurum olarak üzerimize düşeni yaparken toplumsal düzeyde geldiğimiz noktayı takip etmeyi, bu alana dair veri üreterek kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin çalışmalarına destek olmayı misyonumuzun bir parçası olarak görüyoruz. KONDA ile yaptığımız araştırma, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadelede güçlendirmemiz gereken alanlara ve topluma somut fayda sağlamak için atılması gereken adımlara ışık tutuyor” dedi.
“Genç Kadınlar Değişimin Öncüsü”
Genç kadınların değişimin öncüsü olduğunu belirten Ateş, şunları söyledi: “Toplumda farkındalığın artması, özellikle genç ve eğitimli kadınların bu değişimin öncüsü olması geleceğe dair umutlarımızı güçlendiriyor. Nitekim veriler, toplumda giderek güçlenen bir farkındalıkla birlikte, şiddeti ve ayrımcılığı normalleştiren her türlü yaklaşımın artık daha geniş bir kesim tarafından açık biçimde reddedildiğini, tacizi ve şiddeti önlemek için sunulan kalıp yargılara ‘Ne münasebet’ gibi güçlü bir tavırla karşı çıkıldığını gösteriyor. Daha etkili ve kalıcı dönüşümlere tüm paydaşlarla birlikte birbirimizden öğrenerek ve deneyimi yaygınlaştırarak ulaşabileceğimize inanıyoruz. Bu yüzden hem Borusan’ı hem de birlikte çalıştığımız ekosistemi dönüştürmeye; adil, kapsayıcı ve güvenli bir toplumsal düzen için ortak akılla çalışmalar yapmaya devam ediyoruz.”
Kadınlar Sosyal Medyada İki Kat Fazla Hesap Gizliyor
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet: Algı ve Tutum Değişimleri Raporu’na göre, Türkiye’deki 18–24 yaş arası kadınların %39’u, 25-34 yaş arasındakilerin ise %32’si şiddete karşı acil çağrı uygulaması kullanıyor. Türkiye genelinde telefonunda acil çağrı uygulaması bulunduran kadınların oranı ise %22.
Kadınların güvenlik refleksinin arka planında, şiddet tanımının genişlemesi ve çeşitlenmesi var. Artık şiddet, yalnızca fiziksel, duygusal ya da ekonomik boyutlarla sınırlı algılanmıyor. Rapora göre dijital mecralarda görünürlük arttıkça, bu mecralar yeni bir şiddet alanı olarak öne çıkıyor.
Kadınların %14’ü internet, sosyal medya, mesajlaşma gibi dijital ortamlarda şiddete maruz kaldığını belirtiyor. Erkeklerde bu oran %9. Rahatsız edici bu deneyimler en çok tanımadıkları kişilerden veya anonim hesaplardan (%20) geliyor. Kadınlarda bu oran %22, erkeklerde ise %19 seviyesinde. Araştırmaya göre her 100 kadından 18’i daha önce sosyal medya hesabını gizlemek veya kapatmak zorunda kalmış. Bu oran erkeklerde %9 seviyesinde.
“Beyan Esastır”a Net Destek: 4 kişiden 3’ü Söze Güveniyor
Eğitim düzeyi arttıkça şiddet konusundaki farkındalık ve itiraz eşiği güçlenirken, “kadının beyanı esastır” ilkesine yönelik toplumsal destek de geniş tabana yayılıyor.
KONDA’nın bulgularına göre; şiddet veya taciz olaylarında kadının veya çocuğun beyanını esas alarak soruşturma açılması, adalet açısından meşru bir başlangıç olarak kabul ediliyor. Her 4 kişiden 3’ü “Şiddete/tacize maruz kalan kişinin sözüne güvenilmeli” diyor. Genç ve eğitimli kadınlar, bu konudaki değişimin öncüsü olarak konumlanıyor. Türkiye genelinde kadınların ve erkeklerin %87’si maruz kalınan şiddeti ve tacizi ifşa etme fikrinde birleşiyor. Genç kadınlarda bu oran %91, genç erkeklerde % 86.
Toplum, Şiddete ve Tacize Karşı Sunulan Önyargılı Önerilere “Ne Münasebet” Diyor
Eğitime, istihdama ve kamusal hayata katılım ile şiddete maruz kalma oranı doğru orantılı bir şekilde artarken, katılımcılar şiddetle mücadele yöntemlerine dair bir iyileştirme bekliyor. Raporun genel bulguları ise şiddet, taciz ve ayrımcılığın kadınların alacağı kişisel önlemlerle değil, toplumun bilinçlenmesiyle, kurumsal önleme mekanizmalarının geliştirilmesiyle çözülebileceğine işaret ediyor.
Bu noktada KONDA, toplumun “şiddete/tacize maruz kalan kişiye sorumluluk yükleyen” kalıp yargılara bakışını 10 yıl arayla yeniden ölçtü. 2015 Barometresi’nde sorduğu “Kadınlar tacize ve şiddete maruz kalma ihtimaline karşı ne yapsın?” sorularını 2025’te yineledi. Böylece “O saatte orada ne işi varmış?”, “Giyimine dikkat etseydi” gibi önyargıların toplum nezdindeki karşılığı ve değişim yönünü inceledi. Bulgulara göre toplum, kadınların tacize ve şiddete maruz kalma ihtimaline karşı özgürlüklerini kısıtlayan yargılara giderek daha az katılıyor hem kadınlarda hem erkeklerde bu düşünce belirgin biçimde güçlenmiş durumda. Rapora göre, çözümü toplumsal bilinç ve kurumsal önlem setlerinin güçlenmesinde gören bireyler, “Özgürlüklerimizi neden kendi kendimize kısıtlıyoruz, ne münasebet” diyerek bireysel kısıtlama yaklaşımını doğru bulmadıklarını ifade ediyor.
Borusan Holding’in 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için KONDA Araştırma ve Danışmanlık ile yürüttüğü araştırma, 28 ilde, 18 yaş ve üzeri, 1237’si kadın olmak üzere toplam 2452 kişi ile yapılan yüz yüze anket sonuçlarına dayanıyor.








