#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Otizmli birey

Otizmli Birey İstihdamında Hibe Desteği Başvuruları Başlıyor

Tohum Otizm Vakfı’nın Destekli İstihdam Modeli, otizmli bireylerin çalışma hayatında eşit ve sürdürülebilir bir şekilde yer alabilmeleri amacıyla hayata geçirildi. Hibe programı şirketlerin otizmli birey istihdam etmesini kolaylaştıracak fırsatlar sunarken hazırlanan projelerde, iş dünyası hem sosyal faydayla hem de finansal avantajla buluşuyor.

Tohum Otizm Vakfı, otizmli bireylerin çalışma hayatında eşit ve sürdürülebilir bir şekilde yer alabilmeleri amacıyla hayata geçirdiği Destekli İstihdam Modeli’ne devam ediyor. Bu doğrultuda, İŞKUR’un Engelli ve Eski Hükümlü Hibe Destek Programı kapsamında verilen hibeyle şirketlerin otizmli birey istihdam etmesini kolaylaştıracak fırsatlar sunuluyor.

otizm iskur

Destekli İstihdam projesi başlığında; şirketlere iş koçu ücreti, otizmli çalışan maaşı ve iş yeri düzenleme giderleri gibi kalemlerde hibe desteği sağlanıyor. Otizmli bireylerin çalışma hayatına dahil olmaları için hazırlanan projelerde, Tohum Otizm Vakfı’nın uzmanlığıyla ve yönlendirmesiyle iş dünyasını hem sosyal faydayla hem de finansal avantajla buluşturuyor. Destek modeli, özel sektörde daha fazla otizmli bireyin kalıcı olarak istihdam edilmesinin de önünü açıyor.

Dünyada birçok şirket, otizmli bireylerin sistematik düşünme becerileri, detaylara gösterdikleri özen ve rutinlere bağlılık özelliklerinden faydalanarak, iş süreçlerinde verimlilik ve kaliteyi artırıyor. Tohum Otizm Vakfı bugüne kadar Ford Otosan, Horoz Lojistik, Eker, GSK, Netlog, Boyner ve Arvato gibi firmalarla yaptığı işbirlikleri sayesinde 51 otizmli bireyin istihdamını sağladı. Buna ek olarak İŞKUR hibe desteğiyle bu modeli daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlıyor.

Braille

Braille Alfabesi Dezavantajları Ortadan Kaldırıyor

Görme engellilerin haklarını hatırlatmak amacıyla 4 Ocak tarihi “Dünya Braille Günü” olarak kabul ediliyor. Gün, Braille adlı iletişim sistemini, bir okuma aracı olarak değerlendirmekten çok, görme engelli bireylerin dezavantajlarını ortadan kaldıran ve onları toplumsal yaşama katılımda güçlendiren bir yaklaşım olduğunu hatırlatmayı amaçlıyor. 

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA’lar) tüm insanların refah içinde ve anlamlı yaşamlar sürebilmesini sağlama hedefi doğrultusunda, kimsenin geride bırakılmayacağı taahhüdünden yola çıkan Birleşmiş Milletler (BM), 2018 yılında 4 Ocak tarihini “Dünya Braille Günü” olarak kabul etti.

Bu özel gün adını, 19. yüzyıl Fransa’sının mucitlerinden olan Louis Braille’den ve bu mucidin bulduğu görme engelli ve kısmen görme engelli bireylerin, görsel yazı tipiyle basılmış kitap ve süreli yayınların aynını okuyabilmelerini sağlayan, birtakım noktalardan oluşan aynı adlı dokunsal bir alfabe ve sayı sisteminden alıyor. Dünya Braille Günü, görme engelli ve kısmen görme engelli bireylerin insan haklarını tam olarak kullanabilmeleri için Braille’in bir iletişim aracı olarak taşıdığı önem konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

Herkesin anlayabileceği bir formatta bilgiye erişim hakkı bulunurken, bu hak yasal olarak da güvence altında. Braille, Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 2. Maddesi’nde de belirtildiği üzere eğitim, ifade ve düşünce özgürlüğü ile toplumsal kapsayıcılık bağlamında hayati öneme sahip. Dolayısıyla bu özel günle, Braille’in erişilebilir bir bilgi formatı olarak önemine de dikkat çekiliyor.

Yaşamın Her Alanında Eşitsizlik Doğuruyor

Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde en az 1 milyar insanın, önlenebilecek ya da henüz ele alınmamış yakın veya uzak görme bozukluğu yaşadığını tahmin ediyor. Görme engeli olan bireyler, olmayanlara kıyasla yoksulluk ve dezavantajla karşılaşma açısından daha yüksek risk altında. İhtiyaçlarının karşılanmaması ya da haklarının tam olarak yerine getirilmemesi, geniş kapsamlı sonuçlar doğurabiliyor. Görme kaybı, çoğu zaman yaşam boyu süren eşitsizlik, daha kötü sağlık koşulları ve eğitim ile istihdama erişimde engeller anlamına geliyor. Hatta normal koşullar altında dahi bu bireyler sağlık hizmetlerine, eğitime ve istihdama erişimde daha dezavantajlı durumda ve toplumsal yaşama katılma olasılıkları daha düşük.

Yıllar içinde teknoloji, elektronik Braille ekranları ve cihazları gibi yeniliklerle Braille’in erişilebilirliğini artırmış durumda. Ancak yine de Braille’i salt bir okuma yöntemi olarak değerlendirmek yerine, görme engelli bireylerin topluluk yaşamına katılmalarına ve hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olarak bu bireyleri güçlendirdiğini göz önüne almak gerekiyor. Bu nedenle kamusal alanlarda, işletmelerde ve özellikle de kamu kurumlarında mekan içlerinde ve dışlarında Braille’e daha fazla yer vermenin büyük farklar yaralatacağının bilincinde olmak önem taşıyor.