Konut; yoksulluk, sağlık, eğitim, onur, güvenlik, eşitlik ve sosyal kapsayıcılık konusunda belirleyici bir faktördür ve bunların tümü Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamındaki hedeflerdir. Konut sorunu çözülmedikçe amaçların çoğuna ulaşılamaz.
Sibel BÜLAY, [email protected]
Birleşmiş Milletler (BM) Habitat Meclisi, 2026-2029 BM-Habitat Stratejik Planı’nı onaylamak için 29-30 Mayıs’ta Nairobi’de toplandı. 105 Üye Devlet, sürdürülebilir kentsel gelişimin yönünü şekillendirecek ve örgütün önümüzdeki dört yıldaki çalışmalarına rehberlik edecek Stratejik Planı onayladı.
Arjantin ve ABD’nin muhalefeti nedeniyle Üye Devletler, BM Habitat Stratejik Planı’nın kabulü konusunda fikir birliğine varamadı. Arjantin “Hayır” oyunun nedenini şu şekilde açıkladı: “Stratejik Plan’ın 2030 Gündemi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na yapılan atıfların kaldırılması yönünde defalarca yaptığımız taleplerin ne yazık ki dikkate alınmaması nedeniyle karşı oy kullanıldı” (Arjantin 2024 yılında 2030 Gündemi’ni reddettiğini açıklamıştı).
ABD de stratejinin kabulüne karşı oy kullanma gerekçelerini yayımladı: “Temiz hava ve temiz suya yönelik tehditler, orman yangınları, sel, kuraklık ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi insan yerleşimlerini doğrudan ilgilendiren belirli çevresel tehditlere odaklanmak yerine iklim değişikliğini insan yerleşimlerine yönelik tehditlerin temel nedeni olarak katı bir şekilde göstermesi nedeniyle mevcut stratejik planı destekleyemeyeceğimizi düşünüyoruz” (Bilim insanlarının bu tehditleri iklim değişikliğine atfettiklerini burada belirtmenin önemli olduğunu düşünüyorum). Ayrıca, Arjantin gibi ABD de 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’ni reddediyor ve ona atıfta bulunulmasını kabul etmiyor. “Son olarak, taslağı hazırlandığı şekliyle Stratejik Plan eşitlik, katılım ve cinsiyet ideolojisi gibi kavramlara sorunlu atıflar içeriyor.”

“Günümüzde 2,8 milyardan Fazla İnsanın Barınma İhtiyacı Yeterince Karşılanamıyor”
2026-2029 BM-Habitat Stratejik Plan, küresel konut kriziyle mücadelede kapsamlı ve iddialı bir yol haritası sunuyor. BM HABITAT İcra Direktörü Anacláudia Rossbach, açılış konuşmasında küresel krizinin boyutlarını anlattı: “Günümüzde 2,8 milyardan fazla insanın barınma ihtiyacı yeterince karşılanamıyor. 1,1 milyardan fazla insan, altyapısı yetersiz, plansız ve genellikle temel hizmetlerden yoksun olan gayriresmi yerleşimlerde (gecekondu mahallelerinde) yaşıyor ve 300 milyondan fazlası da evsiz”.
Şehirlerin ve insan yerleşimlerinin kimsenin geride bırakılmadığı sürdürülebilir, eşitlikçi ve dayanıklı alanlara ve topluluklara dönüşmesi gerekiyor. BM-Habitat’ın Stratejik Planı, kimseyi geride bırakmama yönündeki küresel hedef doğrultusunda, savunmasız durumdaki insanların, insani ve iklim krizlerin etkilerinden zarar görenlerin yaşamlarını dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu, yeterli konutun önceliklendirilmesi, arazi kaynaklarının korunması ve gayriresmi yerleşimlerin ve gecekondu mahallelerinin dönüştürülmesi de dahil olmak üzere herkes için temel hizmetlerin sağlanması yoluyla gerçekleştirilecektir. Güvenli, uygun maliyetli, sağlıklı ve dirençli kentsel mekanlara yönelik küresel yol haritası olan Yeni Kentsel Gündem’in uygulanması; çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması da bu çerçeve içerisindedir.
“Konut Her Düzeyde Kalkınmanın Merkezine Yerleştirilmeli”
Rossbach, “Konutun her düzeyde kalkınmanın merkezine yerleştirilmesi” çağrısında bulundu ve “Dönüştürücü, kapsayıcı konut politikalarının desteklenmesi” için dört temel eylem ortaya koydu: Konutu kamu yararı olarak ele alın. Kısa vadeli piyasa düzeltmelerinden kaçının ve insanların ihtiyaçlarına öncelik veren uzun vadeli yatırımlara kaydırın. Ve bunu yaparken özel sektör kaynaklarından yararlanmanın yollarını arayın. Farklı toplulukların ihtiyaçlarını yansıtan çok çeşitli, kapsayıcı konut modellerini destekleyin. Gayriresmi yerleşimleri dönüştürün. Gecekondu mahallelerinin iyileştirilmesi en önemli öncelik olmalıdır. Şehirler kentsel büyümeyi önceden planlamalıdır. Arazinin sosyal, ekonomik ve ekolojik değerini koruyarak; konutların istihdam, kamu hizmetleri ve yeşil alanlara erişimi sağlanarak; kompakt, birbiriyle bağlantılı mahalleler olarak tasarlanmalıdır.
“Bunun tek başına yapılamayacağının farkındayız. Bu nedenle, ortaklıkları ve koalisyonları yeni önerilen stratejik planımızın merkezine koyduk.”

Üç Temel Küresel Sorun
Stratejik Plan’ın Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, Yeni Kentsel Gündem ve Gelecek Paktı’ndaki küresel önceliklerle de uyumlu olduğunu belirtmekte fayda var. Stratejik Plan; konut krizinin yalnızca bir barınma meselesi olmadığını, aynı zamanda daha geniş sosyal, çevresel ve insani boyutları olan bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. Bu çerçevede üç temel küresel sorunu ele alıyor: Çevre ve iklim eylemi; yoksulluğun ortadan kaldırılması için adil ve kapsayıcı refah ve kriz ortamlarında hazırlıklı olma, müdahale, iyileştirme ve yeniden yapılanma.
Konut; yoksulluk, sağlık, eğitim, onur, güvenlik, eşitlik ve sosyal kapsayıcılık konusunda belirleyici bir faktördür ve bunların tümü Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamındaki hedeflerdir. Konut sorunu çözülmedikçe amaçların çoğuna ulaşılamaz.
Konut konusu Yeni Kentsel Gündem’in vizyonunda yer alıyor: “Öngördüğümüz şehirler ve insan yerleşimleri; (a) Yeterli yaşam standardı hakkının bir bileşeni olarak yeterli konut hakkının tam olarak yerine getirilmesi… İlkelerimiz ve Taahhütlerimiz: Uygun ve erişilebilir fiyatlı konut dahil herkesin fiziki ve sosyal altyapı ve temel kamu hizmetlerine eşit erişimini temin edip herkesin güvenli ve eşit bir şekilde toplum hayatına erişimini sağlayarak hiç kimseyi geride bırakmamak…” “Yeni Kentsel Gündem’de, konut ekonomik kalkınmayı ve yoksulluğun ortadan kaldırılmasını sağlamanın temel bir aracıdır. Konut, en önemlisi, tüm toplumsal ve ekonomik faydalarla birlikte herkese kaliteli konutlar sağlamakla ilgilidir ve yalnızca fiziksel yapı meselesi ya da alınıp satılacak bir meta olarak görülmemelidir”.
Gelecek Paktı’nın 6 (c) Eylemi, Üye Devletler‘e “Herkesin yeterli, güvenli ve uygun fiyatlı konutlara erişimini sağlama ve gelişmekte olan ülkelerin adil, güvenli, sağlıklı, erişilebilir, dayanıklı ve sürdürülebilir şehirler planlaması ve uygulaması konusunda destek verme” çağrısında bulunmaktadır.
2026-2029 BM-Habitat Stratejik Plan’ına buradan erişebilirsiniz.
Konut: Bir Binadan Daha Fazlası
Yeterli konut kavramının kökeni 1948’e ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne kadar uzanır. 1966’da Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nde yeterli konut konusu ele alındı. Ve 1996 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Habitat 2’nin ana temalarından biri (sürdürülebilir kalkınma ve hızlı kentleşmenin ön koşulu olarak) herkes için yeterli barınmaydı.
BM Genel Kurulu Başkanı Philémon Yang’a göre konut “Bir binadan daha fazlasıdır. Onur, güvenlik ve fırsat sunar”.
Konut ekonomik, kurumsal ve sosyal bir sistemin parçasıdır. Ve kurumsal kapasiteye ve mevcut kaynaklara bağlı bir sistemdir. Kamu tesislerine ve kamu hizmetlere sosyoekonomik erişimi içerir (Örneğin, ulaşım istihdama erişimi kolaylaştırdığından yoksullukla mücadelede önemli rol oynar). Adil, kapsayıcı, yaşanabilir ve dayanıklı şehirlerin temeli olarak konut, küresel sosyal kalkınma gündeminin merkezinde yer alır. Konut eşitlik, onur ve barışa katkıda bulunarak sosyal dokuyu güçlendirir.
Barınma ve haysiyet arasındaki bağlantı aralarında Paris Belediye Başkanı Ann Hidalgo’nun da bulunduğu pek çok konuşmacı tarafından dile getirildi: “İnsan onuru ve insan hakları, toplumlarımızın bütünlüğü ve ekonomik kalkınma meselesidir. İnsanların her ikisine de saygı duyan bir ortamda yaşaması gerekir”. Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Genel Sekreter Yardımcısı Emilia Saiz ise barınmayı tartışırken “kolektif haysiyetten bahsediyoruz,” der. Habitat 2 raporunda ayrıca “yeterli barınmanın haysiyet için şart olduğu” belirtiliyor.
Kapanış konuşmasında Rossbach, dünyanın çok zor bir süreçten geçmekte olduğunu vurguladı: “Bu asamble, derin bir küresel belirsizlik zamanında ama aynı zamanda muazzam bir olasılık anında toplandı. Benimsediğimiz Stratejik Plan ise iddialı ama sağlam bir şekilde gerçekçiliğe dayanıyor. Ancak strateji tek başına yeterli değil, somut uygulamayla eşleştirilmelidir… Üye Devletlerimizin taahhütlerini yerine getirmelerini ve cömert katkılarını sürdürmelerini bekliyoruz, böylelikle birlikte en çok ihtiyaç duyulan yerde dönüştürücü etki yaratabiliriz.”








