#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Beş Temel

Karadeniz’i Beş Temel Sorun Tüketiyor!

Karadeniz’e kıyısı olan altı ülke her yıl 31 Ekim tarihini Uluslararası Karadeniz Eylem Günü kabul ediyor. Gün kapsamında besin maddesi zenginleşmesi, deniz canlı kaynaklarındaki değişimler, kimyasal kirlilik, biyoçeşitlilik ile habitat değişimleri ve deniz çöpleri Karadeniz’in beş temel sorunu olarak vurgulanıyor ve çözüm çabaları teşvik edilmeye çalışılıyor.

Türkiye’nin de uzun bir kıyı hattıyla dahil olduğu Karadeniz, açık okyanuslarla su alışverişinin sınırlı olması ve Avrupa kıtasındaki geniş drenaj havzası nedeniyle dünyanın en hassas bölgesel denizlerinden biri.

Yapısı ve farklı faktörler nedeniyle kirlenmeye devam eden Karadeniz’in içindeki ve etrafındaki yaşamın kırılganlığı, Karadeniz’e kıyısı olan Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya, Türkiye ve Ukrayna’yı harekete geçirdi. Bu ülkeler önce 21 Nisan 1992 tarihinde “Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi”ni (Bükreş Sözleşmesi) ardından da 31 Ekim 1996 tarihinde “Karadeniz Stratejik Eylem Planı”nı imzaladılar.

Karadeniz Stratejik Eylem Planı, Bükreş Sözleşmesi’nin çevresel hedeflerine ulaşmak için gerekli politika önlemlerini, eylemleri ve zaman çizelgelerini tanımlarken, planın imzalanma tarihi olan 31 Ekim “Uluslararası Karadeniz Eylem Günü” olarak kabul edildi.

Gün doğrultusunda, Karadeniz’in korunması için gerekli bölgesel işbirliği ihtiyacına dair kamuoyunda farkındalık yaratma amaçlı çalışmalar yürütülüyor. Yanı sıra altı Karadeniz ülkesinin kıyılarında yaşayan 20 milyona yakın insan için daha iyi bir gelecek yaratma çabaları ile birlikte denizin iyileştirilmesi ve ekosistemin korunması amacıyla Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA’lar) arasında yer alan “Sudaki Yaşam” başlığına dikkat çekiliyor.

Ticari Türlerin %70’inden Fazlası Aşırı Avlanıyor

Karadeniz’in ekolojik dengesini korumak, deniz çevresini kirlilikten arındırmak ve sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla Bükreş Sözleşmesi kapsamında kurulan Karadeniz Komisyonu’nun faaliyetleri öne çıkıyor. Bölgedeki biyoçeşitliliğin korunması, çevresel koruma, kıyı bölgelerindeki kentsel gelişim, turizm, sanayi faaliyetleri ve tarımsal uygulamaların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi, balıkçılık ve deniz kaynaklarının yönetimi ve izleme komisyonun temel görevlerini oluşturuyor.

Halihazırda Karadeniz birbirine bağlı ve sınır ötesi niteliği taşıyan temel bazı sorunlara sahip bir bölge olarak öne çıkıyor. Bunlardan en önemlisi ise ötrofikasyon olarak da tarif edilen besin maddesi zenginleşmesi. Bu durum genellikle bölgedeki tarımsal faaliyetler, hayvancılık, evsel ve sanayi kaynaklı atıkların denize karışmasıyla ortaya çıkıyor.

Deniz canlı kaynaklarındaki ciddi değişim de bir başka önemli sorunu oluşturuyor. Karadeniz’de balık, omurgasız, plankton, makro‐bitki, deniz kuşu ve benzeri türlerde toplam biyokütle azalmış durumda. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre de bölgedeki ticari türlerin %70’inden fazlası aşırı avlanıyor. Bu değişimler sadece ekonomik anlamda değil; ekolojik denge, tür çeşitliliği, habitat sağlığı ve ekosistem hizmetleri (örneğin balıkçılık geliri, geçim kaynakları) açısından da kaygı verici.

Çöpler Deniz Tabanına Kadar İndi

Karadeniz’de ayrıca kimyasal kirlilik de birçok izleme çalışmasına göre ciddi bir sorun olarak tanımlanıyor. Avrupa Çevre Ajansı’na göre (EEA), Karadeniz bölgesi denizlerinin yaklaşık %91’inde kimyasal kirlenme endişe verici boyutlarda. Özellikle şehir ve sanayi alanlarının yakınında veya liman çevrelerinde yerel olarak kirleticilerin yoğunlaşması gözleniyor.

Bir diğer önemli sorun ise başta Türkiye olmak üzere kıyı dolgusu ve yapılaşmanın tetiklediği habitat kaybı. Doğal kıyı dokusu birçok noktada yer yer yok olmuş ya da değişmiş durumda. Tüm bu sorunlara bir yandan da deniz çöpleri eşlik ediyor. Bu çöplerin yaklaşık %83’ü şişeler, ambalajlar ve poşetler gibi plastik materyallerden oluştuğu ortaya konulurken, ayrıca çöplerin deniz tabanına kadar indiği ve sadece yüzeyde sınırlı kalmadığı da gözleniyor.