Türkiye’deki tıp ve sağlık bilimleri fakültelerinde iklim değişikliği genellikle halk sağlığı dersleri kapsamında, teorik düzeyde ele alınıyor. Ayrıca, eğitici havuzunun yetersizliği ve disiplinlerarası yaklaşımın henüz istenen düzeyde olmaması, halk sağlığı dışında kalan temel tıp ve klinik hekimlikte teorik ve uygulamalı müfredata iklim ve sağlık yaklaşımının entegrasyonunu zorlaştırıyor.
Prof. Dr. E. Didem EVCİ KİRAZ, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD. Öğretim Üyesi, Disiplinlerarası Çevre Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı
İklim Değişikliğinin Hızına Yetişmeyi Sağlayacak Güç: Eğitim
İklim değişikliği, artık yalnızca çevre sağlığı için bir tehdit değil; insan sağlığını, toplum sağlığını, mahalle ve şehir sağlığını, sağlığın sosyal belirleyicilerini ve ekonomik sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen çok boyutlu bir dönüşüm haline geldi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), iklim değişikliğini 21. yüzyılın en büyük sağlık tehdidi olarak tanımlarken, ülkeleri dirençli sistemler kurmaya çağırıyor. Bu çağrıya güçlü yanıt veren ülkelerden biri de Türkiye. Gücü besleyen en önemli araçlardan biri “eğitim”.

2021 yılının Ekim-Kasım aylarında gerçekleştirdiğimiz “Sağlıkta İklim Değişikliği Müfredatı: Türkiye Tıp Fakülteleri İçerik Analizi” çalışması, Türkiye’de Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) bağlı tıp eğitimi veren ve bu eğitimlerinde iklim eğitimi yer alan 111 tıp fakültesinin ders içeriklerini ele aldı. Ortaya çıkan çarpıcı sonuç: İklim değişikliği ve sağlık ilişkisi müfredata henüz entegre edilmiş değil. 2021 yılında sadece dört üniversitede beş seçmeli ders bulunuyor ve bunların doğrudan iklimin sağlık üzerindeki etkilerine odaklanmıyor. Bu durum, geleceğin hekimlerinin sağlığın iklim belirleyicileri ve iklime duyarlı sağlık sorunlarına hazırlıksız kalma riskini artırıyor.
Çözüm:
- İklim ve Sağlık Eğitici Eğitimi Müfredatı Hazırlanması,
- İklim ve Sağlık Eğitici Eğitimi,
- Sağlık Sektörü Eğitim Müfredatında İklim ve Sağlık İlişkisinin Disiplinlerarası Entegrasyonu,
- İklim ve Sağlık Eğitiminin Uygulamaya Yansıma Düzeyinin Ölçülmesi,
- İklim ve Sağlık Eğitimini İzleme ve Değerlendirme Sonuçlarına Göre Müfredatın Güncellenmesi, Geliştirilmesi.
Çözümün yalnızca akademik bir boşluğun doldurulmasına odaklı olması yeterli değil; aynı zamanda halk sağlığı bakış açısının gelişiminin de sağlanmasıdır. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadelede hekimler hem bireysel hem de toplumsal düzeyde koruyucu, önleyici, geliştirici, erkenden uyaran ve savunuculuk rolü üstlenebilirler. Ancak bu rolü üstlenebilmelerinin yanı sıra farkındalık ve eğitim düzeylerinin artırılması için de gerekli ortam sağlanmalıdır.
Sağlık sektörü sadece “hekimler”den oluşmaz; sağlığı geliştiren, destekleyen, tamamlayan tüm unsurlarla bir bütündür. Hemşireler, ebeler, sağlık memurları, çevre sağlığı çalışanları, öğretmenler, eczacılar, diş hekimleri, veterinerler, ilaç sektörü, zabıtalar, muhtarlar, belediye, valilik, ziraat mühendisleri, peyzaj mimarları, şehir planlama uzmanları, lojistik, ekonomik ve yönetim mekanizmaları ve sağlığı önceleyen tüm sektörlerin ve disiplinlerin değerli çalışanları iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden kendilerini ve sağlık sektörünü koruma sorumluluğuna sahiptir. O zaman, sektörel ve disiplinlere yönelik iklim ve sağlık eğitimleri büyük bir ihtiyaçtır.
İklim Okuryazarlığı: Sağlıkla Bilgilendirilmiş İklim Değişikliğine Dirençli Toplumun Temeli
İklim okuryazarlığı, bireylerin iklim sistemlerini, insan etkilerini ve çözüm yollarını anlayarak bilinçli kararlar alabilme yetkinliğidir. Sağlık boyutuyla birleştiğinde, bireyler hem kendi sağlıklarını koruyabilir hem de toplumsal dayanıklılığı artırabilir.
Bu bağlamda geliştirdiğimiz (Tufan Nayır, Ersin Uskun, Hüseyin İlter, Seçil Özkan, Emine Didem Evci Kiraz), “İklim Değişikliği ile İlişkili Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (CCHLS)” bilimsel bir temel sunuyor. Yüksek güvenirliliğe sahip ölçek, bireylerin iklimin sağlık üzerindeki etkilerine dair bilgi, tutum ve davranışlarını dört boyutta değerlendiriyor:
| Boyut | Açıklama |
| Sağlık Etkisi | İklim değişikliğinin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerindeki etkileri |
| Takip | Bilgi kaynaklarına erişim ve izleme becerileri |
| Davranışsal | Günlük hayatta alınan koruyucu önlemler |
| Koruma-Destek | Toplumsal paylaşım ve kurumsal destek davranışları |
CCHLS, eğitim programlarının etkililiğini değerlendirmek, toplumsal farkındalık düzeyini ölçmek ve politika geliştirme süreçlerine bilimsel veri sağlamak açısından büyük önem taşıyor.

İklime Dirençli Sağlık Eğitimi: Türkiye’de Model Geliştirme Çalışması
İklim ve sağlık eğitimleri için, iklim ve sağlık ortak dilini sağlayacak genel bir çerçevenin, uluslararası kabul görmüş standart bir yapının yanı sıra her topluma özgü bir model ortaya konması gerekiyor. Türkiye modeli için 14–16 Şubat 2024 tarihlerinde Gaziantep’te gerçekleştirilen “İklime Dirençli Sağlık Eğitimi” programında bir saha denemesi yapıldı. Yuvam Dünya Derneği İklim Kliniği tarafından yürütülen programda, sağlık çalışanları, belediye personeli, sosyal hizmet uzmanları ve afet yönetimi ekiplerinden oluşan 34 profesyoneli iklim değişikliğine ve iklim değişikliğinin sağlık etkilerine karşı hazırlıklı hale getirmeyi amaçladı.
Eğitim iki aşamalı olarak tasarlandı:
- Aşama – Temel Eğitim: Katılımcılara iklim değişikliği, sağlık etkileri ve uyum stratejileri hakkında yoğun bir eğitim verildi.
- Aşama – Bilgi Yayılımı: Eğitimi tamamlayan katılımcılar, özellikle iklim açısından hassas bölgelerde (örneğin Gaziantep) 65 yaş üstü bireylere yönelik farkındalık eğitimi modelleri hazırladı.
Eğitimde kullanılan yöntemler arasında grup çalışmaları, oyunlaştırma, yerel risk haritalama ve vaka analizleri bulunuyordu. Katılımcıların %80’i bilgi düzeylerinde artış, %100’ü ise iklim eylemine yönelik tutumlarında olumlu değişim bildirdi.
Bir Yuvam Dünyalı olarak, Bilim Kurulu Üyesi rolümle Türkiye İklim Kliniği olarak yürüttüğümüz çalışmayı, “DSÖ Sağlıklı Şehirler Yıllık İş Toplantısı 2025, Bursa, Türkiye, 16-20 Haziran 2025”de davetli sunum olarak uluslararası camia ile paylaştım.
Sağlık Bilimleri için Müfredat Yol Haritası
İklim ve sağlık eğitimi alanında uluslararası çalışmalar, iklim ve sağlık ilişkisini bilimsel temelde ele alan müfredatların geliştirilmesini teşvik ediyor. DSÖ, sağlık sistemlerinin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını artırmak için altı temel yapı taşında (hizmet sunumu, insan gücü, bilgi sistemleri, tıbbi ürünler, finans ve yönetim) iyileştirmeler yapılması gerektiğini vurguluyor. DSÖ’nün yayımladığı yapısal çerçeve (İklime dayanıklı sağlık sistemleri oluşturmak için operasyonel çerçeve), özellikle sağlık çalışanlarının bilgi ve farkındalık düzeyini artıracak eğitim programlarının önemine dikkat çekiyor. Ayrıca, Küresel İklim ve Sağlık Eğitimi Konsorsiyumu (GCCHE) gibi kuruluşlar, sağlık çalışanları için temel iklim-sağlık yetkinliklerini tanımlayarak müfredat geliştirme süreçlerine yön veriyor. Türkiye’de iklim ve sağlık eğitimi alanındaki ilk adımlar 2019 yılında atıldı. Prof. Dr. Didem Evci Kiraz tarafından hazırlanan eğitim modülleri, bu alandaki öncü çalışmalardan biri.
Mevcut durumda Türkiye’deki tıp ve sağlık bilimleri fakültelerinde iklim değişikliği genellikle halk sağlığı dersleri kapsamında, teorik düzeyde ele alınıyor. Ayrıca, eğitici havuzunun yetersizliği ve disiplinlerarası yaklaşımın henüz istenen düzeyde olmaması, halk sağlığı dışında kalan temel tıp ve klinik hekimlikte teorik ve uygulamalı müfredata iklim ve sağlık yaklaşımının entegrasyonunu zorlaştırıyor.
İklim Kliniği olarak 2023 yılında başlattığımız “Sağlık Bilimleri İklim Müfredatı Geliştirme ve Uygulama Projesi”, Türkiye’deki sağlık alanında eğitim veren fakültelerde iklim-sağlık ilişkisini müfredata entegre etmeyi hedefliyor. Proje kapsamında yapılan gereksinim analizleri, hem ulusal hem uluslararası uzmanlarla ve öğrencilerle gerçekleştirilen odak grup görüşmeleriyle desteklendi. Bu görüşmelerde, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerine dair bilgi, beceri ve yetkinliklerin kazandırılması gerektiği; afet yönetimi, savunuculuk, iletişim, liderlik ve çevresel adalet gibi temaların müfredata entegre edilmesi gerektiği vurgulandı. Ortaya çıkan temel ihtiyaçlar şöyle sıralandı:
- İklim değişikliğinin sağlık etkilerine dair bilgi eksikliği,
- Eğitici havuzunun yetersizliği,
- Müfredatın yoğunluğu nedeniyle yeni ders eklenememesi,
- Klinik pratiğe yansımayan teorik eğitimler.
İklim ve Sağlık Okuryazarlığını Artırmak için Sektörler ve Disiplinler Birlikte Bir Masada Çalışmalı
Eğitim yöntemlerinin klasik anlatımın ötesine geçmesi, iklim ve sağlık okuryazarlığını güçlendiren bir unsurdur. Gaziantep’te uygulanan eğitim modelleri bu konuda ilham vericidir. Oyunlaştırma teknikleri, katılımı ve öğrenmeyi artırırken, grup çalışmaları farklı disiplinlerden gelen bakış açılarını bir araya getirir. İklim değişikliğinde etkilenebilirlik ve risk haritaları, ulusal ve yerel bağlamda iklim tehditlerini somutlaştırır. Dijital platformlar gençlere ulaşmak için etkili bir kanal sunarken, podcast ve video içerikler bilgiyi ilgi çekici hale getirir. Bunların üretimi için iklim ve sağlık eğitimi almış eğitim materyali üreticileri grubu olmalıdır. İletişim sektörü iklim ve sağlık okuryazarlığı temel paydaşlarından biridir.

Sağlık eğitimi veren fakültelerin geliştireceği iklim ve sağlık müfredatları milli eğitim politikasına da yön verecektir. Temel eğitimin çerçevesi uygulama ve sahada karşılaşılan olaylar ve deneyimlerle geliştirilebilir. Yerel yönetimler ise toplumun eğitim alabildiği merkezlerde düzenleyecekleri iklim ve sağlık eğitimleriyle, özellikle yerel iklime duyarlı sağlık sorunlarına yönelik toplumsal bilinçlendirmeyi ve toplumsal dayanıklılığı artırmayı başarır. Sivil toplum kuruluşları, gençlik programları ve gönüllü eğitim faaliyetleriyle iklim ve sağlık okuryazarlığını yaygınlaştırabilir. Gençlerin bu süreçte aktif rol almaları, toplumsal iklim ve sağlık kültürü dönüşümünün hızlanmasına katkı sağlar.
Müfredata Bir Konu Eklemek Yetmez, Geleceğe Bir Yaşam Hakkı Tanımalıyız
İklim değişikliğiyle mücadelede sağlık politikalarının rolü artık ikincil değil, merkezidir. Ulusal ve yerel düzeyde sektörel iklim stratejileri iklim ve sağlık risklerini; sağlık stratejileri, iklim risklerini içerecek şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Geleceğin iklim ve sağlık politikaları, sağlık sistemlerinin iklim değişikliğine karşı uyumlu ve dirençli hale gelmesi için kaynak tahsisi, mevzuat düzenlemeleri ve kurumsal kapasite geliştirme adımlarını önceliklendirmelidir.








