Geçen yıl, Türkiye’de ve dünyada iklim krizinin artık uzak bir gelecek senaryosu değil, günlük yaşamın yakıcı bir gerçeği haline geldiği yıl olarak kayıtlara geçti: 25 Temmuz’da Silopi’de ölçülen 50,5°C ile tüm zamanların ulusal sıcaklık rekoru kırıldı. Yıl boyunca toplam yağış miktarı son 52 yılın en düşük seviyesine geriledi. Kuraklığın etkisi ile haziran ve temmuz aylarında 53 şehirde çıkan yangınlarda 80 bin hektar alan kül oldu…
25 Temmuz’da Silopi’de ölçülen 50,5°C ile tüm zamanların ulusal sıcaklık rekoru kırılırken, ülke genelindeki 132 meteoroloji istasyonunda temmuz ayına ilişkin en yüksek sıcaklık değerleri kayıtlara geçti.
Sıcak hava dalgaları yalnızca termometreleri değil, su kaynaklarını da etkiledi. Yıl boyunca yağışlı gün sayısı uzun yıllar ortalamasına göre %14 azalarak 86 güne düştü ve toplam yağış miktarı son 52 yılın en düşük seviyesine geriledi.
Kuraklığın etkisi ile haziran ve temmuz aylarında 53 şehirde çıkan yangınlarda 80 bin hektar alan kül oldu ki; bu büyüklük, yaklaşık olarak Yalova’nın yüz ölçümü kadar. Bununla beraber yağış düzensizliği olağandışı yağışları da beraberinde getirdi. Eylül ayında bir günde Rize’ye düşen 161,8 mm yağış, sel ve heyelanlara yol açtı. Mevcut şartların devam etmesi durumunda 2026’da su kesintileri gündemde olacak.
İklim değişikliği ile mücadelede atık yönetimi uygulamaları büyük önem taşıyor. Türkiye, yenilikçi su yönetimi ve ileri arıtma teknolojileri, Sıfır Atık projesi, katı atıkların değerlendirilmesi ve atıklardan enerji eldesi projeleri ile hem karbon ayakizinin azaltılmasına hem de kaynak verimliliğinin artırılmasına katkı sağlıyor. Ülkemiz ayrıca 2026’da düzenlenecek COP31 iklim zirvesine ev sahipliği yaparak, sürdürülebilirlik ve çevre politikalarının küresel ölçekte tartışılmasına öncülük edecek.
“Çevre Alanındaki Çözüm Uygulamaları Ertelenemez Hale Geldi”
Çevre Teknolojileri Fuarı IFAT Eurasia organizatörü ve EKO Fuarcılık Fuarlar Müdürü Namık Sarıgöl, 2025’in bilançosuna ilişkin değerlendirmede bulundu. İklim krizinin artık bir öngörü değil, doğrudan yaşanan bir gerçeklik haline geldiğini vurgulayan Sarıgöl, çevre teknolojilerinin bu süreçte üstlendiği kritik role dikkat çekti.
Sarıgöl şunları söyledi: “İklim krizinin somut ve yıkıcı etkileri, çevre alanındaki çözüm uygulamalarının ertelenemez hale geldiğini gösteriyor. Atığı bir problem olarak algılamayı bırakıp, etkin atık yönetimi planlamaları ile ham madde ve enerji ihtiyacımızı azaltan, iklim değişikliği ile mücadeleye destek veren, istihdam ve döviz açığı başlıklarında iyileştirmeler sağlayan milli servet olarak görmemiz gerekiyor.”
IFAT Eurasia’nın da sürdürülebilir ve uygulanabilir çözümlerin paylaşılmasına zemin hazırlayacak bir platform olduğunu belirten Sarıgöl, IFAT 2026’nın 4-7 Mayıs tarihleri arasında Münih’te düzenleneceğini duyurdu.








