Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, hedefin çökme noktasına geldiğini belirterek “1,5 derece hedefini canlı tutmak istiyorsak önümüzdeki birkaç yıl içinde emisyonlarda ciddi bir azalmaya gitmemiz şart” dedi.
Paris Anlaşması’nı imzalayan ülkelerin, Ulusal Katkı Beyanı (NDC) olarak da bilinen 2035 yılına ilişkin hedeflerini eylül ayının sonuna dek BM’ye sunmaları gerekiyor. 21-28 Eylül tarihleri arasında, New York’ta düzenlenecek İklim Haftası’nda birçok ülke yeni NDC’sini sunabilir.
Öte yandan jeopolitik gerginlikler ve ticaret rekabetlerine ilişkin belirsizlikler süreci yavaşlattı. Örneğin Avrupa Birliği (AB) bakanları bloğun yeni iklim hedeflerine ilişkin anlaşmayı ertelemek durumunda kaldı. Yalnızca AB’nin onaylamayı umduğu iklim hedefini özetleyen bir niyet beyanını BM’ye sunma konusunda anlaşabildi.
“1,5 Derece Hedefinin Çökme Noktasına Geldiğini Düşünüyoruz”
AFP’ye konuşan Antonio Guterres, “Bu hedefin (1,5 derece) çökme noktasına geldiğini düşünüyoruz” dedi. “Ülkelerin, ekonomilerinin ve seragazı emisyonlarının tamamını kapsayan, 1,5 dereceyle tam uyumlu iklim eylem planlarına ihtiyacımız var” diyen Guterres şunları söyledi: “1,5 derece hedefini canlı tutmak istiyorsak önümüzdeki birkaç yıl içinde emisyonlarda ciddi bir azalmaya gitmemiz şart.”
Brezilya’daki COP30 iklim müzakerelerine iki aydan az bir süre kala, düzinelerce ülke planlarını açıklamakta yavaş davrandı. İklim diplomasisinin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğu düşünülen Çin ve AB de bu ülkeler arasında yer aldı.
Mücadele Çabaları Krizlerin Gerisinde Kaldı
İnsan faaliyetleri kaynaklı küresel ısınmanın etkisiyle mücadele çabaları, son yıllarda koronavirüs salgını ve birçok savaş gibi sayısız krizin gerisinde kalırken, Guterres konuya yeniden odaklanmayı hedefliyor.
BM, Guterres ve Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın çarşamba günü New York’ta eş başkanlığını yapacağı iklim zirvesinin, COP30 öncesi çabalara can vermek için bir fırsat olmasını umuyor.
Guterres, ülkelerin sunacakları ulusal iklim eylem planlarının, küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelere göre 1,5 derecede sınırlama hedefini desteklemeyebileceğinden endişe duyduğunu söyledi: “Panik yapılmamalı. Kararlı olunması ve ülkelere her türlü baskının yapılması gerekiyor.”
“Temiz Enerji Patlamasının Faydaları Herkes Tarafından Paylaşılmıyor”
Bununla birlikte BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Yönetici Sekreteri Simon Stiell ise her yıl düzenlen İklim Haftası’nın oturumunu açarken dünyayı taahhütleri pratik çözümlere dönüştürmeye çağırdı. Stiell, “İklim değişikliği ile mücadelenin bu yeni döneminde, iklim eylemini reel ekonomiye entegre etmeliyiz” dedi.
Kasım ayında Brezilya’da düzenlenecek olan BM iklim zirvesi COP30 öncesinde kaydedilen ilerlemeyi kutlayan Stiell, yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımın 10 yılda 10 kat arttığını dile getirdi. “Temiz enerji dönüşümü hemen hemen tüm büyük ekonomilerde hızla büyüyor” diyen Stiell, geçen yıl bu alandaki yatırımların 2 trilyon dolara ulaştığını aktardı ve ekledi: “Bu patlama eşitsiz. Geniş faydaları herkes tarafından paylaşılmıyor” diyerek özellikle gelişmekte olan ülkelere dikkat çekti.
“Bu arada, iklim felaketleri her yıl tüm ekonomileri ve toplumları daha sert vuruyor. Bu yüzden hızla harekete geçmeliyiz” diyen UNFCCC Yönetici Sekreteri, Build Clean Now adlı yeni bir küresel girişimin temiz endüstriye geçişi hızlandırmaya yardımcı olacağını söyledi.
Isınmanın 1,5 Derece ile Sınırlandırılması En Feci Sonuçları Önemli Ölçüde Sınırlayabilir
2015 Paris Anlaşması’nın en iddialı hedefi, küresel ısınmayı sanayi öncesi döneme göre 1,5 dereceyle sınırlamak. Dünya çapında bilim insanlarının çalışmalarını bir araya getiren Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2030-2035 yılları arasında iklimin ortalama 1,5 derece ısınma olasılığının yarı yarıya olduğunu öngörüyor.
Bilim insanları, küresel ısınmanın kontrol altına alınmasının önemini vurgularken, en ufak bir artışın dahi sıcak hava dalgaları veya deniz canlılarının yok olması gibi riskleri artırdığını belirtiyor. IPCC’ye göre, ısınmanın 2 derece yerine 1,5 derece ile sınırlandırılması, en feci sonuçların önemli ölçüde sınırlanmasını sağlayacak.







