#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Karbon Salımı

Gıda İsrafının İklimsel Karşılığı Her Yıl 3 milyar ton Karbon Salımı

İstanbul’da 11’inci kez gerçekleşen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde konuşan TÜGİS Başkanı Kaan Sidar, küresel seragazı salımlarının yaklaşık %30’unun gıda sistemlerinden kaynaklandığını ve dolayısıyla iklim gündeminin gıda gündeminden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Dünyada üretilen her üç gıdadan birinin çöpe gittiğine dikkat çeken Sidar, “Bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı” dedi.

Gıda zincirinin yeniden tasarlanmasına yönelik ortak vizyon ve strateji geliştirilmesi hedefiyle bu yıl 11’inci kez düzenlenen ve “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasını ele alan Sürdürülebilir Gıda Zirvesi, daha adil, dayanıklı ve sağlıklı bir gıda sistemi için fikirleri, işbirliklerini ve inovasyonu gündeme taşıdı.

“İklim Gündemini Gıda Gündeminden Ayrı Düşünemeyiz”

Zirvenin açılış konuşmasını yapan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Başkanı Kaan Sidar, “Dünya bugün yeterince gıda üretiyor, buna rağmen her dokuz insandan biri hâlâ aç. Bu tablo, gıda sisteminin nasıl işlediğini yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bu yıl Gıdanın Geleceği için derken bizi bekleyen geleceği konuşuyoruz. Dünya nüfusu 10 milyara yaklaşırken daha az su, daha sınırlı toprak ve daha fazla riskle yaşayacağız. Üstelik küresel seragazı salımlarının yaklaşık %30’u gıda sistemlerinden geliyor. Dolayısıyla iklim gündemini gıda gündeminden ayrı düşünemeyiz” dedi.

Sidar, “TÜGİS olarak sadece temsil etmeyi yeterli görmüyoruz, dönüşümü de yönetmek gerekiyor. Bugün tarımda çalışan her dört kişiden biri kayıt dışı; buna karşılık tarım teknolojilerine yapılan yatırımlar son 10 yılda dört kat arttı. Bir yanda imkan ve teknoloji varken, diğer yanda eşitsizlikler söz konusu. Ayrıca dünyada üretilen her üç gıdadan biri çöpe gidiyor, bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı. Bu yüzden israfı bir yönetim başlığı olarak ele alıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Rejeneratif tarımı, döngüsel ekonomiyi ve dijitalleşmeyi gündeme taşıyoruz. Çünkü sağlıklı toprak, verimi %20’ye kadar artırabiliyor, doğru veriyle çalışan çiftçi aynı tarladan %15–20 daha fazla verim alabiliyor”  diyen Sidar, “Gıdayı doğru yönetirsek, geleceği de yönetiriz” vurgusunu yaptı.

“Söylemden Eyleme Geçmek Zorundayız”

“Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ile her yıl sürdürülebilir bir gelecek için umudumuzu büyütüyoruz” diyen Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı Murat Sungur Bursa ise “İş dünyası bir dönem sürdürülebilirliğin izleyicisi konumundaydı; bu yaklaşımı kendi iç yönetimine yansıtamıyordu. Akademimiz iş dünyasında söylemden eyleme uzanan bir çizgide değişim ve dönüşüm yaratmak hedefiyle ortaya çıktı. Bu kapsamda paydaşlarımızla birlikte gıdanın sürdürülebilirliğini insan varlığının sürdürülebilirliğiyle birlikte ele alıyor, söylemden eyleme geçmek zorunda olduğumuzu hatırlatıyoruz” şeklinde konuştu.

Kuraklıkla

Organik Gübreler Kuraklıkla Mücadelede Önemli Rol Üstleniyor

Son yıllarda iklim krizinin tarımsal faaliyetleri olumsuz etkilediğini dile getiren Prof. Dr. Bellitürk, tarımsal üretimde kimyasal gübre kullanımının azaltılması gerektiğini anlatarak “Kuraklıkla mücadele açısından organik gübrelere, gübreleme programlarında daha fazla yer vermeliyiz. Organik gübreler toprağın su tutma kapasitesini artırma özelliğine sahip” dedi.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Korkmaz Bellitürk, üreticilere tarlalarında organik gübre tercih etmeleri tavsiyesinde bulundu. AA’nın haberine göre Bellitürk, sağlıklı gıdaya ulaşılması açısından tarım topraklarında organik gübre kullanılmasının önemli olduğunu vurguladı.

Sürdürülebilir tarım için organik gübrelemenin artırılması gerektiğini belirten Bellitürk, “Toprağın ihtiyacı, organik maddeler. Kimyasal gübreler sadece bitki odaklı gübrelerdir. Biz sadece bitkileri hedeflemeyeceğiz. Bitkilerin yetiştiği ortam olan toprağı hedeflerimiz arasına alacağız” dedi.

“Organik Gübreler Toprağın Su Tutma Kapasitesini Artırıyor”

Bellitürk, son yıllarda iklim krizinin tarımsal faaliyetleri olumsuz etkilediğini dile getirdi. Tarımsal üretimde kimyasal gübre kullanımının azaltılması gerektiğini anlatan Bellitürk, “Üreticilerimiz maalesef organik gübrelemeye ve toprak sağlığına gereken önemi vermiyor. Kuraklıkla mücadele açısından organik gübrelere, gübreleme programlarında daha fazla yer vermeliyiz. Organik gübreler toprağın su tutma kapasitesini artırma özelliğine sahiptir” diye konuştu.

“Organik Gübreleri Gübreleme Programlarına Almalıyız”

Bellitürk, organik gübrelerin kuraklıkla mücadelede de önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Tarım topraklarının organik madde miktarı bakımından fakirleştiğine dikkati çeken Bellitürk, “Biz toprağı verimli hale getirirsek, o toprakta yetişecek bitkiler de bu verimlilikten yararlanacak, tarımsal üretim istenilen seviyeye gelecek, ülkemiz tarımsal üretimde daha fazla kendine yeter hale gelecektir. Mevcut tarım topraklarımızın daha verimli kullanılması açısından mutlaka organik gübreleri gübreleme programlarına almalıyız” dedi.