#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
işbirliği
FOTO: Shashank Udkar/ Unsplash

Geleneksel Yardım Modelleri Yerine Küresel İşbirliği

Güney-Güney İşbirliği Günü’nün 2025 yılı teması ile hem bu ülkelerin hem de bu ülkelerle gelişmiş ülkeler arasındaki işbirliğinde verilen sözlerin somutlaşması, mevcut işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısı yapılıyor. Bu işbirliği, bir tarafın verdiği diğerinin aldığı geleneksel yardım modellerinin aksine ülkelerin ortak zorluklara birlikte çözüm üretmesi; bilgi, beceri ve teknolojiyi paylaşması üzerine kurulu. 

Birleşmiş Milletler’e (BM) üye 138 ülke, 12 Eylül 1978 tarihinde, Güney ülkeleri arasındaki işbirliği için bir tür temel politika belgesi olan Buenos Aires Planı’nı kabul etti ve 2004 yılında bu tarihe atfen 12 Eylül, BM tarafından “Güney-Güney İşbirliği Günü” olarak kabul edildi.

Son 20 yılda dünya, büyük bir ekonomik ve siyasi dönüşüm geçirirken özellikle Güney ülkelerinde yaşanan değişimler, dünya tarihinde benzer sürelerde görülmemiş bir hızla gerçekleşiyor. Çevre ve iklim değişikliği, enerji ve gıda güvenliği, küresel yoksulluk, büyüme ile adalet arasındaki bağ ve göç gibi kilit meseleler, artık yalnızca Kuzey-Güney ekseninde değil, küresel ölçekte ele alınıyor.

Güney-Güney İşbirliği Günü de sürdürülebilir ekonomik büyüme için daha geniş bir temel oluşturmayı amaçlıyor. Bununla birlikte gün vesilesiyle Güney-Güney işbirliğinin, Kuzey-Güney işbirliğini tamamlayıcı rolünün ve düşük gelirli ülkelerin kalkınma hedeflerine ulaşmasındaki öneminin de altı çiziliyor.

Geleneksel yardım modellerinin aksine bu işbirliği bir tarafın verdiği diğerinin aldığı bir ilişki yerine, ülkelerin ortak zorluklara birlikte çözüm üretmesi; bilgi, beceri ve teknolojiyi paylaşması üzerine kurulu.

Çözüm Üretme Kapasitesini Artırmak Başlıca Amaç

Küresel Güney, bugün için artık dünya ekonomik büyümesinin yarısından fazlasını sağlıyor. Bir yandan ticaret ve yatırımları genişlerken sayısız yenilikçi girişime de öncülük ediyor. Gelişmekte olan ülkeleri, kendi değerleri ve ihtiyaçları doğrultusunda çözüm üretme kapasitesiyle güçlendirmek, öz-yeterlilik kazandırmak, ortak deneyim, kaynak ve yetenek paylaşımı yoluyla kolektif öz-yeterliliği artırmak Güney-Güney işbirliğinin başlıca amaçları arasında.

Kalkınma ile ilgili temel zorlukları tanımlamak ve bunlara yönelik stratejileri geliştirme kapasitesini güçlendirmek, teknolojik becerileri kullanmanın yanı sıra uyarlama ve gelişme kapasitelerini artırmak da önemli hedeflerden.

Daha Kapsayıcı Ortaklıklar Kurulması Gerekiyor

Günün 2025 teması olarak da “Güney-Güney ve Üçlü İşbirliği Yoluyla Yeni Fırsatlar ve Yenilik” başlığı belirlendi. Temayla, gelişmekte olan iki ülke arasında yürütülen Güney-Güney işbirliğine, bir gelişmiş ülke veya uluslararası bir kuruluşun teknik, mali ya da uzmanlık desteği sağlamasıyla oluşan üç taraflı kalkınma işbirliği modeli olan Üçlü İşbirliği’ne yönelik verilen sözlerin somut ilerlemelere dönüştürülmesi çağrısında bulunuluyor. Yanı sıra Küresel Güney’in ortak sorunlara çözüm üretmedeki artan rolü de vurgulanmaya çalışılıyor.

Yine bu tema kapsamında sağlık sistemlerinin güçlendirilmesinden iklim değişikliğine uyuma, dijital inovasyonun artırılmasından sürdürülebilir finansmana kadar pek çok alanda işbirliğinin geliştirilmesi ve daha kapsayıcı ortaklıklar kurmanın önemi hatırlatılıyor.

İşbirliğine dair 2025 için öncelikli olarak hibrit finansman ve borç takası gibi yenilikçi finansal araçlar öne çıkarılmaya çalışılıyor. Bir yandan da günümüzün kesişen krizlerini birlikte aşmak adına dayanıklılık ve inovasyon için ortak platformlar kurulması, iyi uygulamaların paylaşılması ve etkili çözümlerin büyütülmesi çağrısı yapılıyor.

EkoIQ Editör

Maden Yasası

Maden Yasası’na Karşı Mücadele Devam Ediyor: “Bu Yaşam Mücadelesinin Bileşeni Olun!”

Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası, kamuoyunda “Maden Yasası” olarak da adlandırılan ve büyük tepki çeken kanuna karşı Anayasa Mahkemesi (AYM) sürecini toplumsallaştırmak ve yerel mücadelelerin iptal talebini üst mahkemeye taşımak için çalışmalar gerçekleştiriyor. Grup, AYM’de açılacak kanun iptali davasına tüm muhalefet parti milletvekillerinin davacı olarak katılmasının sürece dair siyasi sahipliği artıracağını belirtiyor.

Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası, Maden Yasası’nın Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi süreci ile ilgili siyasi partilerle görüşüyor. 24 Temmuz’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Anayasa’ya aykırılık oluşturduğu gerekçesi ile iptal edilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşınacak.

“Maden Yasası” olarak da kamuoyunda büyük tepki toplayan kanuna karşı mücadele devam ediyor. Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası, AYM sürecini toplumsallaştırmak ve yerel mücadelelerin iptal talebini üst mahkemeye taşımak için çalışmalar gerçekleştiriyor. Bu çerçevede 11 Ağustos günü CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ile, 13 Ağustos günü DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Yeniyol Grup Başkanı Bülent Kaya ile görüşmeler yapan grup, AYM’de açılacak kanun iptali davasına tüm muhalefet parti milletvekillerinin davacı olarak katılmasının sürece dair siyasi sahipliği artıracağını dile getirdi. Yanı sıra siyasi partilerden illerde gerçekleştirilecek Toprağımızı Vermiyoruz mitinglerine liderleri ve tabanları ile birlikte katılmaları da talep edildi.

Kampanya grubu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Ormanları, zeytinlikleri, tarım alanlarını, meraları maden ve enerji projeleri için ortadan kaldırmayı hedefleyen ve yurttaşların mülkiyet hakkına göz diken bir işgal kanunu olan torba yasanın AYM tarafından iptal edilmesi talebi ile yakın zamanda bir de imza kampanyası başlatacağız. Bu hukuk dışı, Anayasa’ya, doğa ve insan haklarına aykırı kanun iptal edilinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz. Tüm muhalif siyasi partileri bu yaşam mücadelesinin bileşeni olmaya çağırıyoruz.”