#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
Sıcaklık

Gelecek için Öngörülen Sıcaklık Tahminleri Şimdiden Yaşanmaya Başladı

Son yıllarda küresel kara ve deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki artış eğiliminin devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. Murat Türkeş, sıcaklık eğiliminin kentsel ısı adası gibi faktörlerle birleştiğini ve gelecek yıllar için öngörülen sıcaklık tahminlerinin daha erken tarihlerde yaşandığını belirtti.

AA’nın haberine göre, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, son yıllarda küresel kara ve deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki artış eğiliminin devam ettiğini söyledi. Türkeş, küresel ölçekteki ardışık yüksek sıcaklıkların sıcak hava dalgalarının oluşmasına neden olduğunu; çeşitli ülkeler, bölgeler ve istasyonlarda ekstrem yükseklikte hava sıcaklıkları kaydedildiğini anlattı.

“Dünyanın Çok Büyük Bir Bölümünde Belirgin Bir Isınma Eğilimi Var”

Dünyanın pek çok noktasında bu yıl da sıcaklık rekorları kırılacağını, Batı Avrupa ve Orta Avrupa’da bu rekorların kırılmaya başladığını belirten Türkeş, yaklaşık 15 gün önce Batı Avrupa’da etkili olan bir başka sıcak hava dalgasının geçen hafta Türkiye’ye ulaştığını ve Türkiye’nin de yeniden bir sıcak hava dalgasının etkisine girdiğini hatırlattı.

Yaklaşık 30 yıl önce, 2050 ve sonrası için öngörülen, bugünle kıyaslandığında yıllık 3 ila 5 derece daha yüksek olması beklenen koşulların 25-30 sene öncesinden çok daha hızlı şekilde yaşanmaya başladığını vurgulayan Türkeş, “Hem 1991-2020 normaline göre hem de 1850-1900 yani sanayi öncesi normale göre dünyanın çok büyük bir bölümünde belirgin bir ısınma eğilimi var. 1,5 derece artık bir sihirli eşik değil. Sanayi öncesine göre 1,5 derecelik küresel ısınma eşiği hem yıllık hem de hemen her ayda aşılır hale geldi” dedi.

Dünyanın ısınmasından, yüzey hava sıcaklıklarının artmasından, sıcak hava dalgalarının sıklığı, süresi ve şiddetinde artış yaşanmasından bahseden Türkeş, deniz suyu sıcaklığının normaline kıyasla 2 ila 5 derece ısınmasının kara üzerinde uzun süreli ve kuvvetli etkiler oluşturduğunu dile getirdi.

“İklim Değişikliği Artık Bir Öngörü Değil”

Isınan denizdeki sıcak dalgaların sıklığı, süresi ve şiddetinde yaşanan artışa paralel olarak sıcak hava dalgalarının etkili olduğunun altını çizen Türkeş, 2050’li yıllar için öngörülen iklimsel tahminlerin bugünlerde yaşanmaya başladığına işaret etti.

Mevsimlik farklılıklar yaşanmaya başladığına dikkati çeken Türkeş, şöyle devam etti: “Yaz mevsiminde hava sistemleri yağış getiren, yağışlı, bulutlu, fırtınalı sistemler Kuzey Yarımküre’de çok kuzeye çekildiği, etkisini kaybettiği ve bulut etkisi de ortadan kalktığı için dolayısıyla biz en yüksek sıcaklıkları ilkbahar sonu, yaz ve sonbaharın başında çok daha kuvvetli hissetmeye başladık. Kentsel ısı adası etkisiyle de 2050’lerdeki çeşitli modellere dayalı sıcaklık projeksiyonlarıyla öngördüklerimizi neredeyse bugünlerde özellikle Avrupa’da, Asya’nın büyük bir bölümünde, ülkemizde özellikle yılın sıcak döneminde çok yakıcı bir biçimde hissetmeye başladık. İklim değişikliği artık bir öngörü değil, bir kuramsal anlatım biçimi değil.”

Türkeş, gelecek aylardaki sıcaklık eğilimlerine bağlı olarak 2025’in, 1,5 derece küresel ısınma eşiğini aşabileceği, aşmasa bile yakın bir değerde olabileceği tahmininde bulundu.

“Orman Yangını Tehlikesi Büyüyor”

Yüksek hava sıcaklıklarının devam etmesiyle orman yangını tehlikesinin büyüdüğünü; Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Türkiye’de orman yangınlarıyla mücadelenin sürdüğünü hatırlatan Türkeş, kuru ve yüksek hava sıcaklıklarının hakim olduğu sıcak hava dalgaları ile rüzgarlı hava durumu tiplerinin yaz aylarında orman yangını riski oluşturduğunu söyledi.

Denizel alanlarda yüksek nemle birleşen yüksek hava sıcaklıklarının, belirli hastalık grupları için ciddi sağlık riskleri oluşturduğu uyarısında bulunan Türkeş, sözlerini şöyle tamamladı: “Kalp-damar hastaları, şeker hastaları, astımı olan hastalar, solunum hastaları, yaşlılar, hamileler, çocuklar bu gruplar saat 11.00-17.00 arasında kesinlikle zorunlu değilse dışarı çıkmamalı. Çıkmak zorundaysa güneşten korunacak hafif, gözenekli, açık renkli giysiler giymeli ve şapka takmalı. Bu dönemde kesinlikle su kaybı yaşamamak gerekiyor. Herkes bu çok sıcak günlerde hem kendini korumalı hem de bol bol, ağırlıklı olarak çok soğuk olmayan su, ılık çay, ayran, evde yapılmış meyve suyu, limonatalarla bu sıvı kaybını önlemek için gerekli önlemleri almalı.”

Zeytinliklerin

Zeytinliklerin Madene Açılmasını da Öngören Teklifin İlk 11 Maddesi Kabul Edildi

TBMM Genel Kurulu’nda zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını da içeren torba yasa teklifinin ilk 11 maddesi kabul edildi. Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası, böylelikle ilk etapta Milas İkizköy ile komşu köyler Karacahisar ve Çamköy’de 1500 dönüm zeytinlik alanın, Yatağan Turgut’ta da 40 bine yakın ağacın yok edileceğini ifade etti. CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer ise torba yasa teklifini protesto etmek için kürsüye çıplak ayakla ve zeytin dalıyla çıktı.

TBMM Genel Kurulu’nda zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını öngören ve kamuoyunda “Süper İzin” olarak anılan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifinin görüşmelerinde ilk 11 madde kabul edildi.

AKP’nin verdiği önerge ile teklifinin 11’inci maddesi ile 3213 sayılı Kanun’a eklenen geçici 45’inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan “öncelik verilmek suretiyle” ibaresinden sonra gelmek üzere “taşınan ve taşınamayan zeytin ağacı sayısının en az iki katı zeytin ağacı ile oluşan” ibaresi eklendi ve maddenin dördüncü fıkrası şu şekilde değiştirildi: “Bu madde kapsamında, yeni tesis edilecek zeytin bahçeleri ile taşınacak zeytin ağaçları için Hazine taşınmazlarına ihtiyaç duyulması halinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca uygun görülenler veya maden sahalarının bulunduğu il sınırlarında kamu iktisadi teşebbüslerine ait taşınmazlardan ilgili kamu iktisadi teşebbüsünce uygun görülenler, zeytinliği kamulaştırılan taşınmaz maliklerinden talep edenlere 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 63’üncü maddesinde yer alan harca esas değerin yüzde biri üzerinden yirmi yıl süre ile doğrudan kiralanabilir. Kira süresi sonunda bakım yükümlülüklerini yerine getirdiği tespit edilen ve talepte bulunan kiracıların kira süresi onar yıl süreyle uzatılabilir.”

Kanun Teklifi Neler Getiriyor?

Kanun teklifine göre, elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin, tapuda zeytinlik olarak kayıtlı veya fiili olarak üzerinde zeytinlik bulunan, sınırları belirtilen alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesi mümkün olmaması durumunda madencilik faaliyeti yürütülecek kısımdaki zeytin ağaçlarının maden sahasının bulunduğu ilçe ve il sınırlarına öncelik vermek suretiyle taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca izin verilebilecek.

Zeytinlik olarak kayıtlı alanlar veya fiili olarak üzerinde zeytinlik bulunan alanlarda madencilik faaliyeti yürütülen her yıl için, bu sahaların rehabilitasyon çalışmalarını temin etmek üzere ruhsat sahibinden işletme ruhsat bedeli kadar ayrıca tahsilat yapılacak.

Yeni tesis edilecek zeytin bahçeleri ile taşınacak zeytin ağaçları için Hazine taşınmazlarına ihtiyaç duyulması halinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca uygun görülenler, zeytinliği kamulaştırılan taşınmaz maliklerinden talep edenlere rayiç bedel üzerinden 10 yıl süreyle doğrudan kiraya verilebilecek.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ön lisans veya üretim lisansı bulunan üretim tesisleri için gerekli özel mülkiyete konu taşınmazların temini amacıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından 31 Aralık 2030’a kadar Kamulaştırma Kanunu kapsamında “acele kamulaştırma” kararı alınabilecek.

Bu tarihe kadar işletmeye girecek yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinin izin, kira ve irtifak işlemlerinde %85 indirim uygulanacak. Enerji ithalatının azaltılması, cari açığın düşürülmesi ve yerli kaynaklara dayalı üretimin artırılması için izin, kira ve irtifak işlemlerinde uygulanmakta olan indirimlerin süresi beş yıl uzatılacak.

“İlk Etapta 1500 dönüm Zeytinlik Alan Yok Edilecek”

Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası yaptığı açıklamada, teklifin 11. maddesinin kabulü ile ilk etapta Milas İkizköy ile komşu köyler Karacahisar ve Çamköy’de 1500 dönüm zeytinlik alanın yok edileceği ifade edildi.

“45 bin zeytin ağacı, ‘taşıma’ yalanı ile katledilecek” denilen açıklamaya şöyle devam edildi: “Yatağan Turgut’ta da zeytinlikler ortadan kaldırılacak, 40 bine yakın ağaç yok edilecek. Hepsi enerji ihtiyacımız var yalanı ile kömür santralı şirketlerinin kâr etmesi için!”

Maden kanunu teklifinin Anayasa’nın 169. maddesine açıkça aykırı olduğunu vurgulayan bağımsız İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, kamu yararı adı altında yürütülen bu ruhsat rejiminin doğayı, kırsalı, vatandaşı ve hukuk düzenini dışladığını belirtirken teklifin geri çekilmesi gerektiğini vurguladı.

CHP’li Vekil Kürsüye Çıplak Ayakla ve Zeytin Dalıyla Çıktı

CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, zeytinliklerin madencilik faaliyetine açılmasını da içeren torba kanun teklifini protesto etmek için kürsüye çıplak ayakla ve zeytin dalıyla çıktı.

Dinçer, “Siz, Kaz Dağları’nda siyanürle altın çıkaracaksınız diye 400 bin ağacı katledenlersiniz. Afşin-Elbistan’da halkına yıllardır zehri solutanlarsınız. Köylüsünün karşısına çevik kuvvet dikerek Akbelen Ormanları’na TOMA’yla girenlersiniz. Yeşile ancak doların rengi olduğu müddetçe kıymet verirsiniz. Yargıyı saraya bağladınız, eğitimi tarikatlara bağladınız, sağlığı ise piyasaya. Şimdi de doğayı maden şirketlerine bağlıyorsunuz” dedi.

“Maden Şirketlerinin ve İktidarın Sorumluluklarını Ortadan Kaldırıyor”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, “Bu yasa teklifi, gerçekten çevreyi, doğayı, vatandaşı, köylüyü, çiftçiyi, özellikle zeytin üreticisini düşünerek hazırlanmış bir yasa teklifi değil. Bu, tamamen maden şirketlerinin ve maden şirketlerine karşı taahhüt altında bulunan iktidarın bir kısım düzenlemelerini ve sorumluluklarını ortadan kaldırmaya yönelik bir kanun teklifi” eleştirisini yöneltti.

DEVA Partisi’nden İstanbul Milletvekili Elif Esen de kamu kaynaklarının şirketler lehine kullanılmasına dikkat çekerek “Bu sistemin adı kamu-özel işbirliği değil, kamu zarar–özel kâr ittifakıdır. Zarar kamunun, kazanç bir avuç şirketin” dedi. Esen, ÇED süreci tamamlanmadan teşvik ve onay verilmesinin çevresel felaketleri beraberinde getireceğini vurguladı.

Sıcak

Türkiye Sıcak Havayla Kavrulacak, Orman Yangınlarına Dikkat!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, yurt genelinde sıcak havanın etkisini göstereceği, pazar günü özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde termometrelerin 40 derecenin üzerine çıkacağı bildirildi. Tekirdağ, Çanakkale, Manisa, Kocaeli, Bursa, Bolu ve Konya’da çeşitli noktalarda orman yangınları çıktı.

Sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini bildiren Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), hafta sonu termometrelerin 40 derece üstünü göreceğini açıkladı. MGM tarafından yüksek sıcaklıklara ilişkin yeni uyarılarda bulunuldu. Açıklamada, hava sıcaklıklarının ülke genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam edeceği bildirildi.

Yurt Genelinde Sıcak Hava Etkisini Gösterecek

17 Temmuz itibarıyla yurdun bütün kesimlerinde sıcaklıkların artacağını duyuran MGM, yurt genelinde sıcak havanın etkisini göstereceğini açıkladı. Dün itibarıyla sıcaklıkta belirgin bir artış gözlemlenirken pazar günü özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde termometreler 40 derecenin üzerini gösterecek. Pazar günü Batman’da termometreler 44 dereceyi görecek.

Yanı sıra MGM, orman yangınları bakımından risk taşıyan İzmir, Manisa, Balıkesir ve Çanakkale’de kuvvetli rüzgarın etkili olacağını da bildirdi.

Çanakkale-Malkara Otoyolu Ulaşıma Kapatıldı

15 Temmuz günü Tekirdağ, Çanakkale, Manisa, Kocaeli, Bursa, Bolu ve Konya’da çeşitli noktalarda orman yangınları çıktı. Şarköy’deki orman yangını gece saatlerinde Çanakkale’nin Gelibolu ilçesine sıçradı.

Alevlerin yaklaştığı Çanakkale-Malkara Otoyolu, bölgede oluşan yoğun dumanın görüş mesafesini düşürmesi nedeniyle ulaşıma kapatıldı. Kavakköy kavşağı kısmında trafik akışı geçici olarak alternatif yollara yönlendirildi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Şarköy’ün Şenköy Mahallesi kırsalında orman dışı alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktığı bildirildi. Açıklamada, yangının çıktığı an itibarıyla hava sıcaklığının 32 derece ve rüzgar hızının saate 46 kilometre ölçüldüğünü aktarıldı.

Şarköy’de Yurttaşlar Tahliye Edildi

Ayrıca yangının sıcak hava ve şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede etrafa yayıldığı ve civardaki Şenköy, Kocaali ile Kızılcaterzi mahallelerini tehdit eder hale geldiği belirtilerek, “Bunun üzerine ilgili mahallelerde AFAD koordinasyonunda tahliyeler gerçekleştirilmiştir. Yangının başlamasından itibaren AFAD ile birlikte, can ve mal kaybı yaşanmaması adına öncelikle Orman Genel Müdürlüğü ekipleri meskun mahallerde tedbir alma maksatlı çalışmalar yürütmüştür” denildi.

Dört mahallede bin 320 kişinin tahliye edildiği yangından, 3’ü görevli toplam 22 kişinin etkilendiği açıklandı. Son bilgilere göre, Tekirdağ’ın Şarköy ilçesindeki orman yangını kısmen kontrol altına alındı. Bölgede rüzgarın etkisini kaybetmesiyle duman yoğunluğunun da azaldığı gözlendi. Balıkesir’in Savaştepe ve Altıeylül ilçeleri sınırında çıkan orman yangınına ise karadan ve havadan müdahale sürüyor.

Nefes

Gençlerden Toprağa Nefes Olacak Fikirler

 Tarımda anız yakmanın çevresel etkilerine karşı döngüsel ekonomi temelli çözümler geliştirmek amacıyla düzenlenen “Anızı Dönüştür, Toprağı Yaşat” Döngüsel Ekonomi Fikir Maratonu’nda gençler, sürdürülebilir tarımın geleceğine yönelik toprağın geleceğine nefes olacak fikirlerini ortaya koydu.

Ülkemizde anız yakmak yasalarla açık şekilde yasaklanmış durumda ve idari yaptırımlarla cezalandırılıyor. İstanbul İtfaiyesi’nin geçtiğimiz günlerde yayımladığı bildiriye göre, son beş yılda İstanbul’da toplam 443 anız yangını meydana gelirken sadece 2024 yılında 126 anız kaynaklı yangın olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’de orman yangınlarının da %5’i ila 10’u da anız yakımından kaynaklanıyor.

Tarımın Geleceğine Yön Verecek Çözümler

Tarımda anız yakmanın yalnızca toprağın verimliliğine değil, biyoçeşitliliğe ve iklim dengesine de olan negatif etkilerine dikkat çekmek oldukça önemli. Bu nedenle Anadolu Efes ve Anadolu Meraları işbirliğiyle döngüsel ekonomiyi temel alan çözümler geliştirmek amacıyla 30 Haziran-1 Temmuz tarihlerinde “Anızı Dönüştür, Toprağı Yaşat” ödüllü fikir maratonu hayata geçirildi. Maraton, gençleri tarımın geleceğine yön verecek çözümler üretmeye davet etti. Yüzlerce başvuru arasından seçilen 30 genç, alanında uzman mentörler eşliğinde onarıcı tarım, teknoloji odaklı uygulamalar ve ekolojik politika önerileri gibi alanlarda projeler geliştirdi. İki gün süren yoğun program sonunda, fikirler jüriye sunuldu.

anadolu aniz k

“Toprakla Kurduğumuz Bağ Onarılmalı”

İklim krizinin etkilerinin derinleştiğine ve toprakla kurduğumuz bağın onarılması gerektiğine dikkat çeken Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Tarladan Şişeye Onarım programımız kapsamında tarım ekosisteminin onarımına geniş bir perspektiften yaklaşıyoruz. Bu anlayışla gençlerin doğa temelli çözüm üretme kapasitelerine yatırım yapmanın, geleceği bugünden şekillendirmenin en etkili yollarından biri olduğuna inanıyoruz. Birbirinden değerli fikirleriyle yalnızca tarımın değil, toplumun ve gezegenimizin geleceğini de dert edinen gençlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

“Onarıcı Tarımı Gençlerle Birlikte Yeniden Düşünüyoruz”

Anadolu Meraları CEO’su Yasemin Kireç ise “Doğayla uyumlu üretim modellerini yaygınlaştırmak ve onarıcı tarımı gençlerle birlikte yeniden düşünmek bizim için son derece kıymetli. Anızı Dönüştür, Toprağı Yaşat Döngüsel Ekonomi Fikir Maratonu’nda gençlerin getirdiği yenilikçi bakış açıları ve çözüm önerileri, tarımın geleceği adına bize umut verdi. Yalnızca projeleri değil, aynı zamanda yeni bir tarım kültürünün tohumlarını da gördük” diye konuştu.

Gerçekleşen ödül töreninde, jüri tarafından birinciliğe layık görülen takımlara ödülleri takdim edildi. Kazanan projelerde; tarımda anız kaynaklı sorunlara yönelik döngüsel ekonomi odaklı, çevre dostu ve sürdürülebilir uygulamalar öne çıktı.

Kum

Kum ve Toz Fırtınaları 330 milyon İnsanı Etkiliyor

Küresel toz emisyonlarının %25’i insan kaynaklı faaliyetlerden kaynaklanıyor. Bugün, yılda yaklaşık 2000 milyon tondan fazla kum ve toz salımı 307 Giza Piramidi ağırlığına eşdeğer. 12 Temmuz tarihi olarak kabul edilen “Kum ve Toz Fırtınaları ile Mücadele Günü”nde ise başta insan kaynaklı kum ve toz fırtınalarına yine insan eliyle ne gibi önlemler ve çözümler geliştirileceği ele alıyor.

İklim değişikliği ve kötü arazi yönetimi birleşerek yarı kurak bölgeleri bitki örtüsünden mahrum bıraktıkça çölleşme artıyor ve giderek daha şiddetli kum ve toz fırtınaları yaşanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu bu büyüyen soruna dikkat çekmek ve çözüm üretmeyi teşvik amacıyla 2023 yılında 12 Temmuz tarihini “Kum ve Toz Fırtınaları ile Mücadele Günü” olarak ilan etti.

Küresel toz emisyonlarının %25’i insan kaynaklı faaliyetlerden kaynaklanırken, bu toz miktarının %80’inden fazlası, Kuzey Afrika ve Orta Doğu çölleri tarafından üretiliyor ve yılda yaklaşık 2000 milyon tondan fazla kum ve toz salımı 307 Giza Piramidi ağırlığına eşdeğer.

Dünyanın herhangi bir bölgesindeki insan faaliyetleri bir başka bölgede kum ve toz fırtınalarına yol açabildiği için bu olgunun etkilerini kontrol etmek oldukça zor. Bu nedenle Kum ve Toz Fırtınaları ile Mücadele Günü’nde, fırtınaların etkilerinin önlenmesi, yönetilmesi ve hafifletilmesi amacıyla erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yapılıyor. Bununla birlikte iklim ile hava durumu bilgilerini paylaşarak kum ve toz fırtınalarının tahmin edilmesini sağlayacak küresel ve bölgesel düzeyde işbirliklerinin gerekliliğine dikkat çekiliyor.

Bulaşıcı Hastalık da Taşıyor

Bu fırtınalar, Sahraaltı Afrika’dan Kuzey Çin’e ve Avustralya’ya kadar dünya genelinde yaklaşık 330 milyon insanı etkilerken, bu sayı artmaya devam ediyor. Ağaçların kesilmesi, aşırı otlatma ve suyun aşırı kullanımı gibi insan faaliyetleri çölleşmeye yol açmakta, kum ve toz fırtınalarının oluşma olasılığını artırıyor. Yanı sıra kuraklık ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim değişikliği etkileri bu durumları daha da kötüleştiriyor.

Bu fırtınalar bir yandan tarım ve sanayi için yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. Örneğin, yalnızca Kuzey Çin’de bu fırtınalar üç yıl içinde yaklaşık 1 milyar dolarlık ekonomik kayba neden oldu.

Kum ve toz fırtınalarının insan sağlığı üzerinde de ciddi etkileri oluyor. Yeryüzü atmosferinin alt seviyelerinde bulunan aerosol parçacıklarının yaklaşık %40’ı rüzgarla taşınan toz parçacıkları. Bu parçacıklar burun, ağız ve üst solunum yollarına hapsolduğunda astım veya zatürre gibi hastalıklara yol açabiliyor. Daha ince parçacıklar ise daha da derine inerek kan dolaşımına ulaşabiliyor ve tüm organları etkileyebiliyor.

Toz parçacıkları ayrıca bulaşıcı hastalıkların taşıyıcısı da olabiliyor. Özellikle Sahraaltı Afrika’nın “menenjit kuşağı” olarak bilinen bölgesinde yaygın olan menenjit hastalığıyla tozlu hava koşulları bilim insanları tarafından ilişkilendirilmiş durumda.

Toprağın Su Tutmasını Sağlamak Önemli

Kum ve toz fırtınalarını durdurmak için belli başlı önemler almak mümkün. Fırtınaların başladığı bölgelerde, devletler sınırlı su kaynaklarını daha verimli kullanmak, hassas üst toprağı korumak, doğal çalı ve ağaç dikerek bitki örtüsünü artırmak gibi önemleri almaz zorundalar. Tüm bu önlemler toprağın su tutmasını sağlayarak daha az toz ve kum oluşmasına neden oluyor. Ayrıca bunların yanı sıra yine bu ülkelerde hükümetler bu fırtınaların sebepleriyle mücadele ederken, aynı zamanda erken uyarı sistemlerine yatırım yapmaya devam etmeleri de gerekiyor.

443

Son Beş Yılda İstanbul’da 443 Anız Yangını Çıktı!

İstanbul İtfaiyesi’nden yapılan uyarıya göre, son beş yılda İstanbul’da toplam 443 anız yangını meydana gelirken, yalnızca 2024’te 126 anız yangını çıktı. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklık ve düşük nem koşullarında, rüzgarın da etkisiyle hızla büyüyen bu yangınlar, ormanlar için telafisi güç zararlara yol açıyor.

İstanbul İtfaiyesi, kent genelinde her yıl özellikle yaz aylarında artış gösteren anız yangınlarına karşı yurttaşları uyardı. Son beş yılda İstanbul’da toplam 443 anız yangını meydana geldi. 2021 yılında 109, 2022 yılında 88, 2023 yılında 105 anız yangını çıkarken 2024 yılında bu sayı 126’ya yükseldi. 2025 yılının ilk altı ayında ise (1 Ocak – 2 Temmuz) 15 anız yangınına müdahale edildi.

aniz (2)

Kırsal ve Tarım Alanlarının Yoğun Olduğu Bölgelerde Daha Sık Görülüyor

Anız yangınları İstanbul’da genellikle mayıs-eylül ayları arasında meydana geliyor. İstanbul’da son beş yılda Silivri 272 anız yangını ile en fazla vakanın yaşandığı ilçe oldu. Çatalca’da 56, Büyükçekmece’de 55, Arnavutköy’de 24 anız yangını çıktı. Özellikle kırsal ve tarımsal alanların yoğun olduğu bu bölgelerde anız yangınlarının daha sık yaşandığı görülüyor.

Ormanlar ve Yerleşim Alanları için Risk

İstanbul İtfaiyesi, anız yakımı sırasında oluşan alevlerin ormanlık alanlara ve yerleşim yerlerine sıçrama riskine dikkat çekti. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklık ve düşük nem koşullarında, rüzgarın da etkisiyle hızla büyüyen bu yangınlar, ormanlar için telafisi güç zararlara yol açarken aynı zamanda yerleşim alanlarını tehdit ederek can ve mal güvenliğini tehlikeye atabiliyor.