#ekoIQ | Sürdürülebilirlik Hakkında Her Şey
GSYH

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) Ötesi: Üst Düzey Uzman Grubu Ara Raporu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres, Mayıs 2025’te “GSYH’nin Ötesi” konusunu ele almak üzere Yüksek Düzeyli Uzman Grubu’nu atadı. Uzmanlar konuyu iki açıdan ele alıyorlar: GSYH’e ek olarak refah (iyi olma hali), kapsayıcılık/eşitlik ve sürdürülebilirlik boyutlarını içeren göstergeler geliştirmek. Ve GSYH’nın kapsamını sürdürülebilir kalkınmanın kimseyi geride bırakmama” ilkesiyle uyumlu olacak şekilde genişletmek.

Sibel BÜLAY[email protected]

Eylül 2024’te düzenlenen Geleceğin Zirvesi’nde Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ülkeler GSYH’nin yalnızca bir ülkenin ekonominin büyüklüğünü ve büyüme oranını yansıttığını; bunun da bir ulusun refahının, eşitlik ve kapsayıcılığının etkili bir göstergesi olmadığı görüşünü ortaya koydular. Sürdürülebilir kalkınmaya uygun olarak insanlara ve gezegene öncelik veren yeni, GSYH Ötesi göstergelere ihtiyaç olduğu fikri benimsendi.

Buna yanıt olarak, BM Genel Sekreteri Guterres, Mayıs 2025’te “GSYH’nin Ötesi” konusunu ele almak üzere Yüksek Düzeyli Uzman Grubu’nu atadı. Uzmanlar konuyu iki açıdan ele alıyorlar: GSYH’e ek olarak refah (iyi olma hali), kapsayıcılık/eşitlik ve sürdürülebilirlik boyutlarını içeren göstergeler geliştirmek. Ve GSYH’nın kapsamını sürdürülebilir kalkınmanın kimseyi geride bırakmama” ilkesiyle uyumlu olacak şekilde genişletmek.

GSYH

DOHA İkinci Sosyal Kalkınma Zirvesi’nde Yüksek Düzeyli Uzman Grubu mayıstan bu yana çalışmalarını içeren “Ara İlerleme Raporu”nu sundu.

GSYH’ye Alternatif Arayışlar

1972 Stockholm Konferansı; 1972’de “Büyümenin Sınırları”nın yayımlanması ve 1987 Brundtland Raporu yalnızca ekonomik büyümeye odaklanmanın çevresel ve sosyal sorunlar yarattığını ortaya koydu. Bu eksikliği gidermek amacıyla 2000 yılında Binyıl Kalkınma Hedefleri ve 2015 yılında Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi hayata geçirildi.

Bu gelişmelere rağmen GSYH, bir ülkenin ekonomik performansının evrensel ölçüsü olarak kullanılmaya devam ediliyor. Ancak GSYH sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde yer alan sosyal, çevresel ve insani boyutlarını kapsamıyor. Bu nedenle de GSYH’ya alternatif arayışları yıllardır sürüyor.

2006’da lanse edilen New Economics Vakfı’nın Mutlu Gezegen Endeksi; 2008’de lanse edilen Bhutan Mutluluk Endeksi; Ekvador’un 2008 yılında geliştirdiği ve ülke anayasasına dahil edilen Buen Vivir; Yeni Zelanda’nın Mutluluk Bütçesi’ni Ağustos 2019’da yazmıştım. İrlanda Refah Çerçevesi 2021’de tanıtıldı. Greenpeace’in Kasım 2023’te konuyu üç ayrı açıdan ele aldığı yayınları ve bu yıl yapılan 4. Uluslararası Kalkınmanın Finansmanı Konferansı’nda (FfD4) başlatılan “Gençlik GSYİH’nın Ötesine Geçiyor” girişimi bunlardan sadece bazıları.

Resim1 Greenpeace

Ara İlerleme Raporu: Bütünleşik, Evrensel Bir Çerçeve

Doha’da sunulan “Ara İlerleme Raporu” insanlar ve gezegen için gerçek anlamda önemli olan unsurları daha doğru yansıtabilmek amacıyla, GSYHÖ kavramının içermesi gereken beş temel ilkeyi vurguluyor:

  • Mevcut maddi refah daha doğru bir şekilde ölçülmeli.
  • Gelirin ötesinde refahın tüm yönleri ele alınmalı.
  • Eşitsizlik ve dışlanmayı ele alırken ortalamaların ötesine bakılmalı.
  • Gelecek nesiller için ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği sağlamak için bugünün ötesi  düşünülmeli.
  • Ülkeler arasındaki refah/iyi olma hali (?) bağlantısı hesaba katılmalı.

Uzmanlar yeni ve evrensel çerçeveyi oluştururken temel insan haklarını da göz önünde bulunduruyor. Bu çerçevede refah/iyi olma hali (?) maddi refahtan daha fazlasını içeriyor. Bireylerin sağlıklı bir çevrede yaşama, özgürlüklerden yararlanma, bir amaca sahip olma, umut etme, bireysel ve kolektif olarak eylemlilik haklarını kapsıyor.

Kapsayıcılık ve eşitlik, gelir, zenginlik, siyasi gücün yoğunlaşması, sağlık, eğitim, çevre kalitesi kavramlarını kapsıyor. Cinsiyet, etnik köken, ırk ve göçmenlik durumu gibi eşitsizliklerin yanı sıra ülkeler arasındaki eşitsizlikleri de kapsıyor. Çocukların ve yaşlıların ihtiyaçları da bu kapsamda ele alınıyor.

Sürdürülebilirlik, bireylerin ve toplumların gelecekte ne ölçüde refah, kapsayıcılık ve eşitlikten yararlanacaklarını içeriyor.

Bu çerçeveyi oluştururken üç konu arasındaki ilişkiler ve etkileşimleri incelemenin yanı sıra bireyler, toplumlar, ülkeler ve gezegenle olan bağlantılar da dikkate alınıyor.

Refahın Kritik Unsurları ve Göstergeler

Çerçevenin temelinde yer alacak olan refahın kritik unsurlarını kapsayan yedi alan ve her alan için göstergeler belirlendi.

Örnek Göstergeler:

  1. Maddi Refah
  • hane geliri/tüketimi,
  • fırsat ve iş kalitesi,
  • zaman kullanımı ve boş zaman etkinliklerine erişim ve
  • ekonomik güvenlik (konut, internet ve güvenlik ağlarına erişim).
  1. Sağlık
  • anne ve çocukluk sağlığı,
  • sağlıklı yaşam beklentisi,
  • kronik hastalık oranları.
  1. Eğitim
  • okul öncesi, lise ve yüksek öğrenime erişim,
  • iş gücü piyasasına ve sosyal hayata katılmaya yönelik bilgi ve becerilere sahip olma.
  1. Çevresel Kalite
  • temiz hava ve su,
  • kirletici maddelerin bulunmaması,
  • biyolojik çeşitliliğin kaybı.
  1. Öznel İyi Oluş
  • yaşam doyumu,
  • anlam/amaç,
  • umut,
  • eylemlilik,
  • duygusal durumları,
  • zihinsel/fiziksel sağlıktan memnuniyet,
  • güvenlik algıları,
  • güven ve yönetişim.
  1. Sosyal Sermaye
  • aidiyet duygusu,
  • katılım yeteneği,
  • ihtiyaç duyulduğunda güvenilebilecek arkadaşlar veya aile.
  1. Yönetişim
  • emniyet ve güvenlik,
  • toplumsal kararlara katılma yeteneği,
  • faaliyetler,
  • ayrımcılığın olmaması.

Çerçevenin ana unsuru olan refahla ilgili çalışmada bir hayli yol alındı. Fakat eşitlik, katılım ve sürdürülebilirlik konularında göstergeler halen araştırılıyor. Örneğin dijitalleşme, bakım ekonomisi, kayıt dışı faaliyetler ve iklim değişikliği gibi toplumsal ve ekonomik olguların yeterince temsil edilmeyen veya eksik olan alanları belirlemek için görüşmeler devam ediyor.

Göstergeler güçlü bir analitik çerçeve ve net bir “ilerleme” tanımı üzerine inşa edilmelidir. Göstergeler ulusal bağlamları, kültürel değerleri ve öncelikleri yansıtmalı; güvenilirliği ve güveni sağlamak için bilimsel ve istatistiksel olarak güvenilir verilere ve şeffaf metodolojilere dayanmalıdır. Karşılaştırılabilirliği ve küresel uygunluğu sağlamak için Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları gibi küresel çerçeveler ve taahhütlerle uyumlu ve tutarlı olmalıdırlar. Bunlar, özellikle refah, sürdürülebilirlik, eşitlik ve kapsayıcılık yönündeki politika kararlarına rehberlik edecek şekilde tasarlanmalıdır. Ayrıca, kamuoyunun ilerlemeyi izleyebilmesi ve kamusal tartışmaya dahil olabilmesi için kolay anlaşılabilir olması gerekir.

GSYH Kavramı Geliştirilmeli

Girişte de belirttim: Bugünkü haliyle GSYH yalnızca ekonomik büyüklüğü ölçüyor; sürdürülebilirliğin “kimseyi geride bırakmama” ilkesini yansıtamıyor. Bu nedenle Uzman Grup GSYH’nın toplumun ekonomik refahının boyutlarını yansıtması için öneriler geliştiriyor. Örneğin “e-GSYH” önerisi GSYH’a eşitsizlik kavramını dahil ederek GSYH’nın, dağılımına bağlı olarak farklı refah düzeylerine dönüşebileceğini yansıtıyor.

Sonraki Adımlar

Bu ara rapor yapılan çalışmaları sunmakla birlikte geri bildirim almak için bir çağrıyı da içeriyor. “Hükümetlerden, sivil toplumdan, akademiden ve BM sisteminden çok sayıda paydaşla halihazırda temas halinde olsak da herkesin bu sürece katılabilmesi çok önemlidir. Görüşleriniz, 2026 yılında BM Genel Kurulu’na sunacağımız nihai tavsiyelerimize önemli bir girdi teşkil etmektedir.”

Bu konuda görüşlerini paylaşmak isteyenler un.org/beyondgdp web sitesi üzerinden Uzman Grup ile iletişime geçebilir. Yüksek Düzeyli Uzman Grubun GSYH Ötesi öneriler çalışması tamamlandığında BM Genel Kurul’unda hükümetlerarası müzakereler başlayacak.

GSYH Neden Sorunlu? Türkiye’den Örnek  

“Türkiye’de Kişi Başına GSYH 15 bin 463 dolar Oldu”

Bu başlığı görenin etkilenmemesi elde değil. Fakat GSYH Türkiye’de halkın gerçek ekonomik durumunu yansıtmaktan uzak.

Resim2

TÜİK verilerine göre en düşük ücret GSYH’nin %28,9u. Türkiye’de asgari ücretle çalışan nüfus oranı %43,1.

Gelir dağılımına baktığımızda uçurum daha da belirginleşiyor:

  • En zengin %20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay: %48,1.
  • En düşük %20’lik gelire sahip grubun toplam gelirden aldığı pay: %6,3.

 

Sibel Bülay

Akıllı Şehirler Danışmanı | Yaşanabilir Kentler