3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün 2025 teması, engelli bireylerin sosyal kalkınmanın hem öznesi hem de yararlanıcısı olarak dahil edilmesi zorunlu olduğundan yola çıkıyor. Tema, engellilik kapsayıcılığını; sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi yaşamın tüm alanlarında bir gereklilik olarak görmek gerektiğine vurgu yapıyor.
Dünya genelinde tahminen 1,3 milyar engelli birey bulunuyor. Yani her 6 kişiden 1’i engellilik hali yaşıyor. Bu bireylerin yaşamın her alanına katılımının önünde ise onlarca engel bulunuyor. Tüm bu gerçekliklerden yola çıkarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 3 Aralık tarihini “Dünya Engelliler Günü” olarak kabul etti.
Engelli bireylerin onuru, hakları ve refahı için destek oluşturmayı amaçlayan gün, yanı sıra bu bireylerin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamın her alanına katılımının sağlayacağı kazanımlar konusunda da farkındalığı artırmayı hedefliyor.
Daha Adil, Kapsayıcı, Eşitlikçi ve Sürdürülebilir Bir Dünya
Dünya Engelliler Günü’nün 2025 teması da yine bu amaçlarla bağdaşan bir şekilde, “sosyal kalkınmayı geliştirmek için engelliliği kapsayan toplumların teşvik edilmesi” olarak belirlendi. Tema, 2. Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi’nde bir araya gelen dünya liderlerinin daha adil, kapsayıcı, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir dünya inşa etme yönündeki taahhütlerini ve sosyal kalkınma alanında ilerlemenin toplumun tüm kesimlerinin dahil edilmesine bağlı olduğu ve bunu gerektirdiği yönündeki anlayışlarını temel alıyor.
İstihdamda Ayrımcılık Devam Ediyor
2025 teması ayrıca Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA’lar) üç temel ve birbirleriyle son derece bağlantılı teması olan, yoksulluğun ortadan kaldırılması; herkes için tam ve üretken istihdam ile insana yakışır işin teşvik edilmesi ve sosyal bütünleşmeyle de paralel bir söyleme sahip.
Engelli bireyler ve aileleri dünyanın hemen her yerinde sosyal kalkınma hedeflerine ulaşmak konusunda çeşitli zorluklarla karşılaşıyorlar. Yoksulluk içinde yaşama olasılıkları daha yüksek olan bu bireyler, istihdamda ayrımcılığa uğramaya devam ediyor, daha düşük ücret alıyor ve kayıt dışı sektör içinde de orantısız şekilde çalışıyorlar.
Engelli bireylerin sosyal kalkınmanın hem öznesi hem de yararlanıcısı olarak dahil edilmesi zorunlu olduğundan yola çıkan 2025 teması, dolayısıyla engellilik kapsayıcılığını, sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi yaşamın tüm alanlarında bir gereklilik olarak görmek gerektiğine vurgu yapıyor.
En Büyük Eşitsizliği Sağlıkta Yaşıyorlar
Engelli bireylerin genel yapısına bakıldığında ise heterojen bir grup olduğu görülüyor. Cinsiyet, yaş, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim, din, ırk, etnik köken ve ekonomik durum gibi faktörler onların yaşam deneyimlerini ve sağlık ihtiyaçlarını etkiliyor. Hatta engelli bireyler, 20 yıl kadar daha erken yaşta ölüyor; daha kötü sağlık sonuçlarıyla ve günlük işlevselliklerinde daha fazla sınırlama altında yaşıyorlar.
Engelli bireylerin depresyon, astım, diyabet, inme, obezite veya zayıf ağız ve diş sağlığı gibi durumlar geliştirme riski iki kat daha fazla. Sağlık eşitsizlikleri, engelli bireylerin maruz kaldıkları damgalama, ayrımcılık, yoksulluk, eğitim ve istihdamdan dışlanma ve bizzat sağlık sisteminin içinde karşılaşılan engeller gibi adil olmayan koşullardan kaynaklanıyor.







