UN Global Compact 2025 CEO Araştırması, liderlerin sürdürülebilirlik alanında hedeflerden eyleme nasıl geçtiğini ve sürdürülebilirliğin kurumsal stratejinin temel direğine nasıl dönüştüğünü ortaya koyuyor. Bu senenin sonuçlarına göre sürdürülebilirliğin iş sonuçlarına katkısı güçleniyor; sürdürülebilirliği stratejinin bir parçası haline getirmek, değer zincirinin tamamında hem kârlılığı hem de şirketlerin kurumsal değerini artırıyor.
Hatice ÇETİNLERDEN, UN Global Compact Türkiye Kurumsal İletişim Müdürü
Bugün dünya, derinleşen küresel krizler ve hızla ilerleyen teknolojik dönüşümler arasında yönünü bulmaya çalışıyor. 2008 finansal krizi, Covid-19 pandemisi ve devam eden jeopolitik sarsıntılar küresel sistemlerin kırılganlığını gözler önüne serdi. Bu durum hem şirketlerin hem de hükümetlerin sürdürülebilirlik dahil olmak üzere önceliklerini yeniden değerlendirmeye zorladı. Her bir kriz sürdürülebilirlik gündemini etkiledi; çoğu zaman odağı uzun vadeli hedeflerden günlük operasyonlara yöneltti.
UN Global Compact tarafından Accenture işbirliğiyle 128 ülkeden UN Global Compact üyesi şirketlerin en üst düzey yöneticileri ile 35 derinlemesine birebir görüşmenin yanı sıra 1.900 CEO’nun nicel değerlendirmelerini içeren 2025 CEO Araştırması, sürdürülebilirlik alanındaki ilerleyişini kapsamlı biçimde inceliyor. CEO’ların sürdürülebilirlik konusundaki görüşlerini ortaya koyan en kapsamlı küresel çalışmalardan biri olan araştırma, ayrıca liderlerin eksiklerini tamamlamalarına, daha dirençli hale gelmelerine ve iddialı hedeflerini önümüzdeki 10 yıl için somut ve güvenilir adımlara dönüştürmelerine yardımcı olacak beş strateji sunuyor.

Sürdürülebilirliğin Yolculuğu: CEO’ların Bakışından Değişimin Dört Dönemi
Bu yıl 13’üncüsü yayımlanan araştırma, zaman içerisinde sürdürülebilirliğin şirket stratejilerinin merkezine nasıl yerleştiğini ortaya koyuyor. 2007’de ilk kez yayımlandığında CEO’ların %72’si için sürdürülebilirlik çalışmalarında marka değeri ve itibar yönetimi temel motivasyon unsuruyken bugün CEO’ların %88’i sürdürülebilirliğin iş sonuçlarına katkısının hiç olmadığı kadar güçlü olduğunu ifade ediyor ve %99’u sürdürülebilirlik taahhütlerini korumayı ya da genişletmeyi planlıyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu tablo gösteriyor ki yaklaşık 20 yıla yayılan bu süreçte, sürdürülebilirlik dört temel evreden geçmiş:
2007–2012 | Ahlaki Hareketten İşin Temeline: İlk dönemde sürdürülebilirlik, itibar riskini yönetmenin bir yolu olarak görülüyordu. Şirketler için daha çok bir “iyi görünme” meselesiydi.
2013–2018 | Stratejik Bir Öncelik Olarak Ortaya Çıkış: Şirketler sürdürülebilirliği ölçülebilir göstergelerle tanımlamaya, yatırımcılar ise bu alandaki performansa dikkat etmeye başlıyor.
2019–2022 | İş Dünyası Bütünsel Bir Yaklaşım Benimsiyor: Yeni yönetişim çerçeveleri ve standartlarla birlikte sürdürülebilirlik, iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.
2023- Günümüz | Rekabet Eden Öncelikler ve Sürdürülebilirlik Mücadelesi: Veri, yapay zeka ve küresel kırılmalar çağında sürdürülebilirlik, çoklu krizler arasında önceliğini koruma mücadelesi veriyor. Ancak iyimserliği korumak için de çokça veri mevcut: 2025 CEO Araştırması’na göre CEO’ların %97’si, 2050 yılına kadar sürdürülebilirliği hem şirketlerinin temel stratejilerine hem de üst düzey yönetici performans ve ücretlendirme sistemlerine entegre etmeyi planlıyor. %93’ü son 25 yılda yenilenebilir enerji alanında ilerleme kaydettiklerini, %72’si ise önümüzdeki 25 yılda daha da fazla gelişme beklediğini belirtiyor. %97’si önümüzdeki yıllarda dijital izleme sistemleri ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinde büyüme öngörüyor.

Liderliğin Yeni Dönemi için Beş Anahtar
Krizlerin iç içe geçtiği ve değişimin hızlandığı bir çağda liderliğin ne anlama geldiği yeniden tanımlanıyor. Çünkü günümüz liderliği, krizlere dayanıklı ve herkesi sürece dahil eden stratejiler kurarak değişen koşullara hızlı yanıt verirken ilerlemeyi sürdürebilmeyi gerektiriyor. Özel sektör liderleri artık kritik bir seçimle karşı karşıya: Ya kısa vadeli getiriler odaklı iş modellerini sürdürmek ya da şirketlerini kalıcı dayanıklılık ve büyümenin kapılarını açacak şekilde sürdürülebilir biçimde yeniden tasarlamak. Cesur ama uzun vadeli hedefleri, ölçülebilir ve kısa vadede uygulanabilir eylemlere dönüştürerek zaman baskısı yaratan iş kaygıları ile gelecek vizyonu arasında denge kurmak gerekiyor. Araştırmaya göre CEO’ların yalnızca yarısı, ilerlemelerini kamuoyuna açıklama konusunda kendini rahat hissediyor. Artan politik ve toplumsal baskılar nedeniyle birçok şirket, sürdürülebilirlik iletişimini sınırlama eğilimi gösteriyor. Ancak öte yandan öncelikler ve zorluklar artsa da CEO’ların %96’sı haleflerine şirket vizyonuna ve kültürüne sürdürülebilirliği entegre etmelerini tavsiye ediyor.
Hem iş dünyasının hem de hükümetlerin kararlı adımlar atması gerekiyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA) yalnızca %35’i yolunda ilerliyor ve 2024, Paris Anlaşması’nda belirtilen 1,5°C eşiğinin aşıldığı ilk yıl oldu. CEO’lar, aksaklıklara rağmen sürdürülebilirlik çabalarına bağlılıklarını koruduklarını ve eylemlerin hızlandırılabileceğini söylüyor; bu durum, niyet beyanlarından somut sonuçlara odaklanan, pratik ve ölçülebilir stratejilere geçişi gösteriyor. CEO’ların %92’si, küresel yönetişimde tutarlılık ve güçlü politika uyumunun küresel sürdürülebilirlik gündemine ulaşmak için “kritik” olduğunu düşünüyor.
Özel sektör, gelecek zorluklara tam anlamıyla hazır değil. CEO’ların yalnızca %26’sının özel senaryo planlama ekipleri var ve %14’ten azı, enflasyon, ticaret düzenlemeleri veya iklim değişikliği gibi küresel risklere karşı kendini hazırlıklı hissediyor. CEO’ların %96’sı yenilik ve teknolojiyi sürdürülebilirlik için “önemli” veya “kritik” olarak görse de yalnızca %26’sı bunları öncelikli stratejik gündem maddesi olarak değerlendiriyor.
Araştırma, bu hazırlıksızlığın sürdürülebilirlik hedeflerinin hızını belirleyeceğini de gösteriyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde CEO’ların atacakları adımlar, özel sektörün sürdürülebilir büyümeye mi yoksa dağınık ilerlemeye mi yöneleceğini belirleyecek. Yenilenebilir enerji ve üretken yapay zeka (GenAI) gibi gerekli araçlar, içgörüler ve işbirlikleri zaten elimizde. Başarı ise cesur, güvenilir, tutarlı şekilde ve birlikte hareket etme iradesine bağlı. Bugün alınacak kararlar, yalnızca küresel sürdürülebilirliğin gidişatını değil; aynı zamanda arkamızda bırakacağımız dünyanın kapsayıcı, dayanıklı ve yenileyici olup olmayacağını da belirleyecek.
Araştırma, dayanıklılık ve büyümenin kapılarını açacak beş temel anahtarı ortaya koyuyor. Bu anahtarlar birlikte çalışıyor; biri harekete geçtiğinde diğerlerinin etkisi artıyor, biri eksik kaldığında ise fırsatlar kilitli kalıyor. Liderlerin bu anahtarları nasıl kullanacakları, geleceğin ortak refah ve ilerleme mi yoksa parçalanma ve dengesiz kazançlar mı getireceğini belirleyecek.
Düzenlemelerde İşbirliği Yapmak
CEO’lar, şirketlerini önde gelen uluslararası çerçevelerle uyumlu hale getirerek, düzenleyicilerle proaktif şekilde iletişime geçerek ve sektörler arası işbirliğiyle sistem düzeyinde dönüşümü mümkün kılacak en iyi uygulamaları paylaşarak ESG standartlarını küresel ölçekte güçlendirebilirler.
CEO’ların, şirketlerin yasa ve standartlara sadece “uyum sağlamakla” kalmayıp bu süreci daha net, tutarlı ve adil bir sistem kurmak için bir fırsat olarak görmeleri gerekiyor. CEO’lar sınır ötesi ve sektörler arası ortaklıklar kurarak tek bir kurumun tek başına çözüm üretemeyeceği karmaşık sürdürülebilirlik sorunlarını ele alabilirler.
Tüketici Talebini Değerlendirmek
Şirketler, tüketicilerin beklentilerini karşılayarak yeni pazarlar oluşturabileceklerini ve ortak değer yaratabileceklerini öğrendi. Tüketiciler hem kamu hem özel sektör için güçlü paydaşlar ve sürdürülebilirlik kararlarını etkileyen önemli aktörler.
Teknolojiye Erişimi Artırmak
Teknoloji, sürdürülebilirliğin en büyük hızlandırıcılarından biri ancak teknolojiye erişimde hâlâ eşitsizlikler mevcut. CEO’lar, dijital araçlara, güvenilir verilere ve yenilikçi çözümlere adil erişimin sağlanmasının sektörler arası ve bölgeler arası ilerlemenin ön koşulu olduğunu vurguluyor. Bu erişimi genişletmek, daha fazla kurumun hedeflerine ulaşmasını ve küresel sürdürülebilirlik farkının kapanmasını mümkün kılabilir.
Geleceğe Yönelik Beceriler Geliştirmek
Teknoloji ve yapay zekanın artan rolüyle birlikte sürdürülebilir işin geleceği insan ve teknolojinin birleşimine dayanıyor. Birçok CEO, sürdürülebilirlik stratejileri kadar dijital beceriler konusunda da yetkin bir iş gücü oluşturmanın önemini vurguluyor. Çalışanlara gerekli bilgi ve araçları sağlamak yalnızca dayanıklılığı artırmakla kalmaz, aynı zamanda yeniliği de teşvik eder.
Güvenilirlik ve Amaç Odaklı Liderlik
Güven, saygın standartlar belirlemenin vazgeçilmez koşuludur. CEO’lar, sürdürülebilirliği işin temelleriyle ilişkilendirmenin ve samimi iletişimin güven inşasında kritik olduğunu vurguluyor. Şeffaf liderlik, paydaşlar arasında güven oluşturur ve verilen taahhütlerin kalıcı etkilere dönüşmesini sağlar.








