Dubai’de yapılan COP28 zirvesi, ülkelerin fosil yakıtlardan “uzaklaşma” sözü vermesiyle sonuçlansa da ülkelerin bu taahhüde uygun bir yol izlediğini söylemek oldukça zor. COP30 Brezilya’nın Belém kentinde devam ederken uluslararası aktivist grubu, ülkelerin acele etmesi gerektiğini ve “iklim krizinin temel sebebi” konusunda harekete geçmek için zamanın çoktan geldiğini belirtti. Öte yandan araştırmalar, son dört yılda 5 binden fazla fosil yakıt lobicisinin Birleşmiş Milletler iklim zirvelerine katıldığını gösteriyor.
İlk kez Vanuatu Devlet Başkanı Nikenike Vurobaravu tarafından 2022’de Birleşmiş Milletler’deki (BM) bir zirvede dile getirilen Fosil Yakıt Anlaşması halihazırda 17 ülke tarafından destekleniyor. Belém’deki aktivistler ise ülkelerin acele etmesi gerektiğini ve iklim krizinin temel sebebi konusunda harekete geçmek için zamanın çoktan geldiğini söyledi.
2023’te Dubai’de yapılan COP zirvesi, ülkelerin fosil yakıtlardan “uzaklaşma” sözü vermesiyle sonuçlanmıştı, ancak ülkelerin bu taahhüde uygun bir yol izlediğini söylemek oldukça zor.
“Birlikte Bir Şeyler Yapmazsak Ekolojik Yıkıma ve İnsanlığın Katledilmesine Ortak Olacağız”
Peru Amazonu’ndaki Chapra Ulusu Başkanı Olivia Bissa, “Hidrokarbon çıkarmaya devam edersek kendimizi yok edeceğiz” dedi ve şöyle devam etti: “Şimdi somut bir adım atmazsak neler olacağından endişeleniyoruz. Amazon yerlileri olarak, gezegene hükmetmek isteyen güçlü bir grup insan tarafından kurban edilmekten bıktık. Birlikte bir şeyler yapmazsak ekolojik yıkıma ve insanlığın katledilmesine ortak olacağız.”
“Fosil Yakıt Üretimi Eşitsizliği Derinleştiriyor”
Fosil Yakıtların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması Girişimi Başkanı Tzeporah Berman, Luiz Inácio Lula da Silva’yı fosil yakıtlardan aşamalı çıkış çağrısında bulunduğu için överken, aynı zamanda Brezilya Devlet Başkanı’nı Amazon Nehri’nin ağzı yakınlarında yeni bir petrol sondaj projesine izin verdiği için eleştirdi ve ülkelerin iklim kriziyle mücadele etmesini talep eden Uluslararası Adalet Divanı’nın yakın tarihli bir kararına dikkat çekti.
Berman, “Fosil yakıt üretiminin artmaya devam ettiğini, dünyayı gezegen sınırlarının ötesine taşıdığını ve eşitsizliği derinleştirdiğini biliyoruz” dedi ve 10 yıl önce Paris Anlaşması’ndan bu yana petrol ve gaz sondajını artıran ABD, Avustralya, Norveç ve Kanada’yı özellikle vurguladı. Yanı sıra tüm bunlara son verecek bir anlaşmayı “adalet eylemi” olarak tanımladı.
“Delegasyonun Yarısından Fazlasının Bağlantıları Gizli” Uyarısı
Bu arada, Transparency International, COP30’daki tüm delegasyonun yarısından fazlasının bağlantılarına dair ayrıntıları gizlediğini veya sakladığını ortaya koyarken, bunun potansiyel olarak çıkar çatışmalarını örtbas ettiği ve COP sürecine olan güveni sarstığı konusunda uyarıda bulundu.
Kampanya grubunun, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) resmi kayıtlı katılımcı listesi üzerinde yaptığı incelemeye göre, ulusal delegasyonlardaki katılımcıların %54’ü sahip oldukları bağlantı türünü ya hiç açıklamadı ya da “Misafir” veya “Diğer” gibi belirsiz bir kategori seçti. Bu yıl zirveye 56,118 delege kayıt yaptırdı.
Rusya, Tanzanya, Güney Afrika ve Meksika da dahil olmak üzere birçok ulusal delegasyon, “Taraf” (Party) rozeti taşıyan delegelerinin hiçbirinin bağlantısını açıklamadı; bu da ülke düzeyinde bile endişe verici bir şeffaflık eksikliğini gözler önüne seriyor.
“Şeffaflık, Küresel İklim Müzakerelerinde Güvenin Temel Taşıdır”
Transparency International’ın iklim ve çevre lideri Brice Böhmer, “Şeffaflık, küresel iklim müzakerelerinde güvenin temel taşıdır” derken şöyle devam etti: “Ancak COP30’da binlerce delege hâlâ yeterli bilgi paylaşmıyor. Eğer COP30 gerçekten de gerçeğin COP’u ise, Başkanlık ve UNFCCC Sekreterliği gelecekteki zirveler öncesinde katılımcı bilgilendirme kurallarını gözden geçirme ve güçlendirme, her düzeyde dürüstlük ve hesap verebilirliği sağlama taahhüdünde bulunmalı” dedi.
Araştırmalar, son dört yılda 5 binden fazla fosil yakıt lobicisinin Birleşmiş Milletler iklim zirvelerine katıldığını gösterdi.








